Aile Hekimliği Uygulamasına İlişkin Temel İlkeler
Hekimliği Uygulamasına İlişkin Temel İlkeler
Ülkede yaşayan herkesin bir aile hekimi olacaktır (Kentlerdekiler hekimi seçecek, kırsaldakiler hekime bağlanacak). Ailedeki her birey farklı bir hekimi seçebilir.
- Aile hekimi olarak çalışmak isteyen sağlık ocağı hekimleri bir eğitimden geçirilecek ve bu kişilere “aile doktoru” denilecektir. Böylece, aile hekimliği uzmanı olanlarla uzman olmayan aile doktorları arasındaki fark belirlenmiş olacaktır.
- Aile hekimleri özel statüde çalışanlar olabileceği gibi sağlık ocağı hekimleri de (memur aile hekimi) olabilecektir. Aile hekiminin çalışma şekli; Sözleşmeli, Tam gün esasına göre görevlendirmeli, Serbest çalışan, Özel statüdeki aile hekimleri uygun bir yer bulamazlarsa, sağlık ocakları içinde de hizmet verebileceklerdir.
- “Aile hekimliği hizmetleri ücretsizdir; Acil haller hariç, haftada 40 saatten az olmamak kaydı ile ilgili aile hekiminin talebi ve o yerin sağlık idaresince onaylanan çalışma saatleri içinde yerine getirilir
- Yönetmeliklere göre aile hekimlerinin işlevi çok ve çeşitlidir. Fakat pilot uygulamalardan da anlaşıldığı gibi, uygulamada aile hekimleri yalnızca birinci basamak tedavi işlerini yapmaktadırlar. Pilot uygulamaların olduğu illerde aile planlaması, bağışıklama gibi koruyucu hizmetlerde belirgin gerileme saptanmıştır.
- Aile hekimliği modelinin uzun vadede bütün ülkede uygulanması istenilmekle birlikte, kısa ve orta vadede bunun sağlanamayacağı bilindiğinden, Sağlık Bakanlığı “ikili sistem” uygulamasına sıcak bakmaktadır. Diğer bir deyişle, aile hekimlerinin gitmeyi tercih etmeyecekleri yerlerde, sağlık ocakları hizmet vermeye devam edeceklerdir.
- Her ilçede en az bir (100.000 kişi için bir adet) “toplum sağlığı merkezi” kurulacaktır. Bu birimin başlıca görevleri, ilçedeki (bölgedeki) sağlık yönetimi işleri, çevreye yönelik koruyucu hizmetler, bölge dışından gelen hastaların muayenesi olacaktır.
- Aile hekimleri ecza dolabı çalıştıracak, ev ziyaretleri yapacak, köy ziyaretleri yapacak, ilk yardım hizmeti verecektir.
- Aile hekimlerine bağlı köyler olacaktır ve kırsal bölgeye mobil hizmet götürülmesi planlanmaktadır. Aile hekimleri köy ve mahalle ziyaretlerini kendi özel otoları ile yapacaklardır.
- Her aile hekimine yardımcı olmak üzere bir “aile sağlığı elemanı” (hemşire, ebe) bulunacaktır. Ayrıca, klinikte bir laboratuar bulunacaktır.
- Bazı ortamlarda, “aile hekimliği merkezi” kurulacaktır. Ancak, burası bir “grup çalışması” yapmayacaktır. Yani, aile sağlığı merkezi olarak tanımlanan yer, birkaç aile hekiminin aynı binayı paylaşmasından başka bir şey değildir; hekimler birbirlerinden tamamen bağımsız olarak hizmet vereceklerdir. Nitekim bu yaklaşım, halen aile hekimliğinin uygulanmakta olduğu illerde böyledir.
- Hizmeti finanse eden ve sunan kurumlar ayrılacaktır; prime dayalı genel sağlık sigortası kurulacaktır (2007 yılı içinde bunun olamayacağı anlaşılmıştır.); bu sigortanın sosyal sigortacılık modeline uygun örgütleneceği ifade edilmekle birlikte, özel sigortacılığın da teşvik edileceği anlaşılmaktadır. Sigorta primlerinin nasıl toplanacağı belirsizdir. Ancak bu iş için özel bir sigorta örgütünün kurulacağı ve primlerin de bu kurum tarafından toplanacağı tahmin edilmektedir.
- Aile hekimlerinin ödemeleri “kapitasyon” modeline uygun olarak yapılacaktır. Bu ödemelerin nasıl olacağı hakkında bir yönetmelik çıkartılmıştır. Aile hekimlerinin ücretleri çalıştıkları bölgeye göre farklı olacaktır. Buna göre, bir aile hekimi 11.000 YTL’ ye kadar aylık net ücret alabilecektir. Halen, sigorta sistemi kurulmadığından, aile hekimlerinin ücretleri genel bütçeden ( Dünya Bankası kredilerinden) ödenmektedir.
- İkinci basamak ve uzmanların ödemelerinin ise, “iş başına” ve “performans” ölçütlerine göre olacağı anlaşılmaktadır.
- Aile hekimleri birinci basamak hizmetlerden sorumlu olacaktır. Yalnızca kendi listelerinde kayıtlı bulunan kişilere (Bir aile hekimine en az 1000, en çok 4000 kişi kayıt olabilecektir ) hizmet vereceklerdir. İlk açıklamalar, aile hekimlerinden sevk edilmeden doğrudan hastanelere başvuran hastaların (aciller hariç) masraflarının sigortalar tarafından karşılanmayacağı biçiminde idi. Daha sonraki açıklamalardan anlaşıldığına göre bu ilkeden vazgeçilmiştir. Aile hekimlerinin sevk etmediği hastalar da ikinci basamağa doğrudan başvurabileceklerdir. Hasta sevkleri, bir hastaneye ya da uzman hekime (özel sektör) yapılabilecektir.
- “Aile hekimine kayıtlı kişi sayısının aralıksız iki aydan fazla 1000′nin altına düşmesi sözleşme iptali.”
- Sosyalleştirmenin temel insan gücünü oluşturan “ekip” kavramı parçalanmış, çok
yönlü ekibin yerini “iki kişiden oluşan” yeni bir ekip almıştır. - İkinci basamak olarak kabul edilen kuruluşlar her türlü hastaneler olabileceği gibi, tıp merkezi, özel uzman hekim gibi yerler de olabilecektir. Bu yerlerin standartları Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecektir. Bu koşullara uyan yerler il yetkilileri ile sözleşme imzalayacaktır (ruhsatlandırılacaktır). Standartları bozulan yerlerin sözleşmelerine son verilecektir.
- Hastaneler farklı statülere sahip olabilecektir. Eğitim hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na bağlı olmaya devam edecektir. Bazı hastaneler “özerk işletmeler” halinde çalışacaktır. Diğer hastaneler ise, özel sektöre, il özel idaresi ya da onların uygun göreceği diğer kurumlara bağlı olacaktır.
- Sağlık personelinin çalışma statüleri çeşitli biçimlerde olacaktır. Özellikle hastanelerdeki bazı hekim ve sağlık personeli sözleşmeli statüde çalıştırılacaktır.
Ulusal İlaç Kurumu ve Tıbbi Cihaz Kurumu adlarında iki özerk kurum oluşturulacaktır. Bunların görevleri, ilgili konularda ülke planlaması, ruhsatlandırma ve standartların yükseltilmesi olacaktır