<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yardımcı Sağlık Personeli Becayiş</title>
	<atom:link href="http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com</link>
	<description>Sağlık Personeli Bilgilendirme Sitesi Becayiş</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Aug 2011 08:25:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Boyun kireçlenmesi belirtileri</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/boyun-kireclenmesi-belirtileri.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/boyun-kireclenmesi-belirtileri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 08:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi belirtileri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[boyun kireçlenmesi sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3735</guid>
		<description><![CDATA[Yatma pozisyonlarındaki hatalar, bilgisayar başında oturmada yapılan yanlışlar ve daha bir çok sebep boyun kireçlenmesine neden oluyor. Boyun kireçlenmesinin belirtilerini öğrenerek hastalık ilerlemeden önlem alabilirsiniz. Boynumuz, başımızı gövdemize bağlayan ve buradaki omurların içinden hayati sinirlerin geçtiği bir organımızdır. Sanırım, boyun kaslarında meydana gelen bir ağrı bile hayatı zindan etmeye yeterli iken, boynun kireçlenmesi durumunda hissedilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yatma pozisyonlarındaki hatalar, bilgisayar başında oturmada yapılan yanlışlar ve daha bir çok sebep boyun kireçlenmesine neden oluyor. Boyun kireçlenmesinin belirtilerini öğrenerek hastalık ilerlemeden önlem alabilirsiniz.</p>
<p><img class="size-full wp-image-27388 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/914fd5e487d8fa7f5aba50cc52db10d6.jpg" alt="boyun kireclenmesi Boyun kireçlenmesi belirtileri" width="300" height="225" /></p>
<p>Boynumuz, başımızı gövdemize bağlayan ve buradaki omurların içinden hayati sinirlerin geçtiği bir organımızdır. Sanırım, boyun kaslarında meydana gelen bir ağrı bile hayatı zindan etmeye yeterli iken, boynun kireçlenmesi durumunda hissedilen sıkıntıyı siz hesaplayın. Boyun kireçlenmeleri, diğer kireçlenme çeşitleri gibi yaşam kalitesini düşürüp, iş gücü kaybına neden olabilen sinirsel ve damarsal problemlere yol açan önemli bir sorun.</p>
<p>Boyun kireçlenmesi, boyundaki omurların aralarında bulunan disklerin hasar görmesi ya da yıpranması sonucu ortaya çıkan tablodur. Bu yıpranmalar ise omurilik kanalını ve içinden geçen sinirleri sıkıştırarak, sinirler üzerinde baskı oluşturur. Bu baskı da kişide değişik şekillerde rahatsızlık verir.</p>
<p>KİMLERDE GÖRÜLEBİLİR?<br />
Boyun kireçlenmesi, yaş ilerledikçe görülme sıklığı artan bir hastalıktır. Genellikle 40- 50’ li yaşlarda belirir. Yaşın artmasının dışında şişmanlık, aynı pozisyonda oturmak, omurga eğrilikleri olanlar ve tekdüze iş hayatı olanlar risk grubunu oluşturmaktadır. Aile içinde görülmüş olması ve yanı sıra boyunda yaşanılan travmalar kişinin boynunda kireçlenme olmasını mümkün kılmaktadır.</p>
<p>BELİRTİLERİ NELERDİR?</p>
<p>* Kol ve boyunda görülen ağrılar. Bu ağrılar boynun hareket ettirilmesi ile artar. Hareket kesildiğinde ise azalır. Reflekslerde azalma görülebilir.<br />
* Kol ve boyunda uyuşukluk, karıncalanma,<br />
* Kas güçsüzlüğü,<br />
* Duyularda kayıplar,(sinirlerdeki baskıya bağlı olarak)<br />
* Kulak çınlaması, baş dönmesi, bulanık görme,<br />
* Ağrılar omuz ve sırt bölgesine kadar yayılabilir,<br />
* Yukarıdaki şikâyetlerin sonucu depresyon ve uyku bozuklukları meydana gelebilir.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>TEDAVİSİ VE ÖNLEMLERİ<br />
Boyun kireçlenmesinin tedavisine geçmeden önce hasta olmadan önce alınabilecek bir kısım önlemler yer almaktadır.</p>
<p>Boyun kireçlenmesinde tedavi olarak ilk kullanılan yöntem fizik tedavidir. Fizik tedavide sıcak, soğuk uygulaması ya da elektrik akımı verilmek sureti ile kas uyarılarak ağrının azaltılması hedeflenir. Azalan ağrıyı müteakiben bir egzersiz programı tatbik edilir. Egzersizler, boyun kaslarını kuvvetlendirir ve duruş düzgünlüğü sağlar. Bu egzersizler “boyun egzersizleri” başlığı altında sitemizde yer almaktadır.</p>
<p>Boyun kireçlenmesinde sık kullanılan yöntemlerden bir “boyun traksiyonu” adı verilen boynun çekilmesidir. Bu yöntemde, günde bir defa, 5 -15 kilo kadarlık bir ağırlıkla, boyun çekilmesi ve omurlar arasında bulunan sinirlere yapılan baskının azaltılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Kullanılan diğer metotlar ise doktorunuzun önerisine göre eklemlere kas gevşetici ilaçların kullanılması, ağrı için ağrı kesiciler ve masaj, B vitaminleri, damar açıcı ilaçlar, kalsiyum ve D vitamini içeren ilaçlar kullanılabilir ve sinir köklerine yapılan enjeksiyonlardır. Ameliyatlar ise doktorunuzun önerdiğinde kullanılan en son yöntemdir.</p>
<p>Hastalığınız düzeldikten sonra doktorunuzun bazı önerileri olacaktır. Uzun süre araç kullanmamak, uygun yastık kullanmak ve kullanılan yastığın boynu desteklemesi, yüz üstü yatmanın yasaklanması, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, gibi…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/boyun-kireclenmesi-belirtileri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Topuklu ayakkabıların ayak sağlığına zararları</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/topuklu-ayakkabilarin-ayak-sagligina-zararlari.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/topuklu-ayakkabilarin-ayak-sagligina-zararlari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 07:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ayak sağlığı nasıl korunur]]></category>
		<category><![CDATA[ayak sağlığını korumak için ne yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı seçerken nelere dikkat etmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı seçiminde nelere dikkat edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[topuklu ayakkabı kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[topuklu ayakkabı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[topuklu ayakkabının zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3687</guid>
		<description><![CDATA[Modaya uymak için her kadın topuklu ayakkabıları mutlaka kullanır. Ancak topuklu ayakkabıların yanlış kullanımı şıklıkla birlikte bazı ayak hastalıklarınıda tetikleyebiliyor. Modaya uyarken aynı zamanda sağlığınızı da korumak istiyorsanız topuklu ayakkabı kullanmanın inceliklerini mutlaka öğrenmelisiniz. &#160; Topuklu ayakkabı kullanımıyla alakalı merak ettiğiniz tüm soruların cevapları Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz  yanıtlıyor. &#160; Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modaya uymak için her kadın topuklu ayakkabıları mutlaka kullanır. Ancak topuklu ayakkabıların yanlış kullanımı şıklıkla birlikte bazı ayak hastalıklarınıda tetikleyebiliyor. Modaya uyarken aynı zamanda sağlığınızı da korumak istiyorsanız topuklu ayakkabı kullanmanın inceliklerini mutlaka öğrenmelisiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Topuklu ayakkabı kullanımıyla alakalı merak ettiğiniz tüm soruların cevapları Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz  yanıtlıyor.</p>
<p><img class="size-large wp-image-27604 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/4951f3e17bc186b86b126ba9b4917828.jpg" alt="topuklu ayakkabi1 300x300 Topuklu ayakkabıların ayak sağlığına zararları" width="300" height="300" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz‘un açıklamasında yer alan bilgilere göre yüksek topuklu ve dar ayakkabı ile botların, ayak bileklerinde sinir sıkışmalarına neden olduğunu ve bu durumun ise kişileri ameliyata kadar götürebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Topuklu ve dar ayakkabı giymenin ayak sağlığına zararları…</p>
<p>Dr. Mehmet Yavuz: “Ayak bileğindeki sinir sıkışmaları ayak parmaklarına doğru yayılan ağrı ve uyuşmalara neden olur. Ayrıca dize doğru yayılan ağrılar da olabilir. Eğer şikayetlerin yüksek topuklu ve dar ayakkabıdan kaynaklandığı uzun süre fark edilmemiş ise tablo ağırlaşır ve ameliyat şart olabilir. Bu nedenle ayaklarında ağrı ve uyuşma hissedenlerin muayene olarak mutlaka EMG (Elektromiyografi) çektirmeleri gerekiyor.</p>
<p>EMG’de sinir sıkışması (tarsal tunel sendromu) tespit edildiğinde önce ilaç tedavisi önerilir. Bu arada yüksek topuklu ve dar ayakkabı ya da botların giyilmesi yasaklanır. Ayağı ve bileği sıkmayan rahat ayakkabılar önerilir. Eğer sorun çözülmezse operasyonla sıkışan sinir kurtarılır” dedi.</p>
<p>Erkekler de sorun yaşıyor…</p>
<p>“Problem sadece kadınlarda da değil. Erkeklerin de yüzde 17’si dar ve uygunsuz ayakkabılardan dolayı sağlık sorunları yaşıyor. Ayak bileğindeki sinir sıkışmaları, daha çok bayanlarda görülmesine rağmen erkeklerde de azımsanmayacak derecede karşılaşılan bir durumdur.</p>
<p>Diğer taraftan, 2 bin kadın arasında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; kadınların yüzde 80’i ayak bileğindeki sinir sıkışmalarından başka, ayak şişliği, tırnak batması, nasır gibi ayak problemleriyle de karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabı giyilmesinin, ayakta ağrı ve şekil bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir. Diğer bir önemli tehlike ise topuklu ayakkabının bacak kaslarında zorlanmaya yol açarak dizlerde kireçlenmeye sebep olmasıdır.”</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Alınacak önlemler…</p>
<p>*Gerekmedikçe yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının,</p>
<p>*Dar ve ayağı sıkan ayakkabılar yerine ayağınıza en uygun ayakkabıyı seçin,</p>
<p>* Mümkün olduğu kadar ayakkabıyı çorapla giyin çünkü çorap bilekteki sinir sıkışmasını nispeten önlemektedir,</p>
<p>* Mümkün olduğunca alçak ve kalın topuklu ayakkabılar tercih edin. Unutulmamalıdır ki basılan alan ne kadar geniş ise denge o kadar iyi sağlanır,</p>
<p>* Özellikle şeker hastalığı ya da dolaşım bozukluğunuz varsa, sinir sıkışmaları konusunda daha duyarlı ve dikkatli olun ve belirli zamanlarda ayaklarınızı kontrol ettirin,</p>
<p>*Ayakkabı alırken, eğimi öne doğru daha hafif olan modelleri seçin.</p>
<p>*Ayakkabı seçerken bir an için durun ve bu ayakkabının giyerken size problem yaratıp yaratmayacağını düşünün.</p>
<p>Dr. Mehmet Yavuz<br />
Nöroloji Uzmanı</p>
<p>MELEKLER MEKANI</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/topuklu-ayakkabilarin-ayak-sagligina-zararlari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düz taban hastalığı nedir?</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/duz-taban-hastaligi-nedir.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/duz-taban-hastaligi-nedir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 07:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[düz taban hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[düz tabanlık belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[düz tabanlık nasıl giderilir]]></category>
		<category><![CDATA[düz tabanlık tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[düz tabanlık zararları]]></category>
		<category><![CDATA[düztabanlık nasıl anlaşılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3769</guid>
		<description><![CDATA[Topuk bölgesinde oluşan bir rahatsızlık olan düz taban hastalığının tanımı, tedavisi ve teşhisi gibi konularda açıklama yapan uzmanlar bazı bilgiler verdiler. Düz Taban (Pes Planus) Nedir? Ayak tabanında uzunlamasına mevcut olan kavsin düzleşmesi sonucu gelişir. Esnek (fleksibl) ve sert (rijid) diye iki tipe ayrılır. Esnek olan düzlükte kişi ayağını kaldırdığında tabandaki düzlük ortadan kalkar. Sert [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Topuk bölgesinde oluşan bir rahatsızlık olan düz taban hastalığının tanımı, tedavisi ve teşhisi gibi konularda açıklama yapan uzmanlar bazı bilgiler verdiler.</p>
<p><img class="size-full wp-image-27214 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/7636983501c2b96e7fb3dd43348402e2.jpg" alt="duz taban Düz taban hastalığı nedir?" width="226" height="170" /></p>
<p>Düz Taban (Pes Planus) Nedir?<br />
Ayak tabanında uzunlamasına mevcut olan kavsin düzleşmesi sonucu gelişir. Esnek (fleksibl) ve sert (rijid) diye iki tipe ayrılır. Esnek olan düzlükte kişi ayağını kaldırdığında tabandaki düzlük ortadan kalkar. Sert tipte ise tabanın şekli yük verilmesine bağlı kalmaksızın düzdür. Düz tabanlıkla beraber bilek ve orta ayak eklemlerinin de içe açılanması görülebilir. Yeni doğanda ayak tabanı düzdür. Kasların ve bağların kuvvetlenmesi ile, çoğunda 5-6 yaşına kadar kavis oluşur. Erişkinlerde ise %20 oranında görülür ve bunların çoğunda şikayet yoktur ve çoğu esnek tipte düzlüktür<br />
Düztabanlığın tıptaki adi pes planustur ve Düztabanlık bazen yorgunluk belirtileri ile ileri yaşlarda farkediiir. ayak kemiklerinin ortopedik bozuklukla rından biridir. Doğuştan olduğu kadar ge­nellikle çocukluk çağında kusurlu yere bas­ma, biçimsiz ayakkabılar giyme sonucu ortaya çıkan ve ayak tabanının kavsinin kaybolmasına ve düzleşmesine neden olan bir rahatsızlıktır. Bu kimseler rahat yürü­yemezler ve ağrılardan yakınırlar. Bir kim­senin düztaban olup olmadığını anlamak için çıplak ve ıslak ayakla düz bir zemine basmak gibi basit bir yöntem uygulanır. Normal kimselerde ayak izi parmak ve to­puklar arasında incelme ve hatta kesilme­ler gösterdiği halde düztabanlarda kalın bir iz vardır. Ancak küçük çocuklarda ayak tabanı kavsi henüz tam belirmediği için onlarda düztabanlığı anlamak zordur.Düztabanlığı tedavi etmek için bu gibi has­talıkların uzmanı olan ortopedistlere baş­vurmak ve onların önereceği özel ayak­kabıları giymek gereklidir. Bazı ağır du­rumlarda operasyon yararlı olabilir.</p>
<p>Düz Tabanlığın Belirtileri<br />
Çocuk 2 yaşına geldiği zaman ayak kemiklerinde anatomik yerleşimler başlar ve 7 yaşına kadar sürer&#8230;<br />
Düz tabanlığı “Kavisleri düzdür, topuk da dışa doğru kaçar” diyerek tanımlayan Dr. Yaman Ege, düz tabanlı çocuğun çabuk yorulduğunu uzun süre anne babasıyla yol yürümede zorlandığını belirtti.<br />
Bu şikayetlerle doktora muayene edilip, topukların dışa kaçması ve kavislerin düz olduğu görüldüğünde, ortopedik ayakkabıların tavsiye edildiğini belirten Dr. Yaman Ege, “Bu ayakkabılardan aşağı yukarı 7 yaşına kadar faydalanılır. 7 yaşından sonra ortopedik ayakkabıların hiçbir faydası yoktur. Çocuğun şikayetlerine bağlı olarak, tabanlıklar verilir. Daha ileri yaşlarda ciddi şikayetler varsa, ameliyatlarla düzeltme imkanı mümkün.” dedi.</p>
<p>Düz Taban Ayak Kimlerde Görülür<br />
- Aşırı şişman veya zayıflarda.<br />
- Topuk kemiğinin kırılmasında.<br />
- Hiç ayakkabı giymemiş kişilerde, çocuklarda.<br />
- Uzun süre ayakta durmayı gerektiren işlerde çalışanlarda.<br />
- Ayak kemerlerini destekleyen, kaslarda oluşabilcek zayıflamada.</p>
<p>Düz Taban Ayak Şikayetleri Düz taban ayaklı kişiler , uzun süre ayakta kaldıkları zaman şiddetli ağrılar oluşur, yürümede güçlük çeker.Ayakları düztaban olmasına rağmen çoğu çocuğun hiçbir şikayeti yoktur. Bazı çocuklar yorgunluktan ve ağrıdan şikayetçi olabilir. Bazıları da ayakkabılarını çabuk deforme ederler. Ancak çoğu zaman şikayetçi olan ayağın şekli nedeniyle anne baba ve yakın çevreleridir.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Düz taban ayak tedavisi<br />
Çocuklarda ayak kavisi oluşmaya 3 yaşından sonra başlar, bu yaşa kadar tüm çocuklar düztabandır. Bu yaştan önce ayakkabıların içine taban yükseltileri yerleştirmek sakıncalıdır ve ağrıya yol açar. 3 yaş sonrası ayak kavisi gelişmeye başlar ve bu 10 yaşına kadar devam eder. Bu tamamen doğal bir süreçtir ve giyilen ayakkabı ile ilgisi yoktur, herhangi bir tedavi gerekmez. Düztabanlık ağrılı ise nedeni araştırılır. Aşil tendonu gergin ise germe egzersizleri verilir. Ayakkabı anormal aşınıyorsa uygun destekler verilebilir. Esnek düztabanlıklar ileri yaşlarda sebat edebilir, ancak genellikle ağrısız olup tedavi gerektirmezler. Bazen tabanlık desteği faydalı olabilir. Esnek olmayan düztabanlıklar çeşitli sebeplere bağlı olabilir. Sebebin araştırılması, ağrılı ise tedavi edilmesi uygundur. Tedavi için ayakkabı içine destekler, egzersizler uygulanabilir. Bazı durumlarda ise cerrahi tedavi gerekebilir.<br />
-Eğer çocuğunuzda aktiviteye bağlı ağrı veya yorgunluk oluyorsa doktorunuz öncelikle aşil tendonunu germe ekzersizi verecektir. Hala rahatsızlık devam ediyorsa bir tabanlık verecektir. Tabanlık ağrı ve yorgunluğu azaltırken ayakkabı ömrünü uzatır. Bazen aşil gerginliğini azaltmak için fizik tedavi ve alçılama da gerekebilir. Bunlara rağmen devam eden ağrıda cerrahi tedavi önerilebilir. Ancak çok az sayıda esnek düz tabanlığın zaman içinde cerrahi tedaviye gereksinim gösterdiğini unutmamak gerekir</p>
<p>Çocuklarda Düz Tabanlık<br />
Uzmanlar, çocukların 7 yaşına kadarki gelişim süreçlerinde ayaklarının iç kısmında &#8220;kubbe&#8221; oluşmamasının normal olduğunu açıkladı.<br />
Uzmanlara göre bebeklere vaktinden önce giydirilen bazı ortopedik ayakkabılar, düz tabanlığı kalıcı hale getirebiliyor.<br />
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde görev yapan Doç. Dr. Ömer Akçalı, çocukların normalde 1 yaş civarında yürümeye başladığını, çocuğun yere &#8220;geniş&#8221; ve &#8220;patates&#8221; gibi basmasının ailelerin dikkatini çektiğini söyledi.<br />
Çocukların bu tür adımlarının normal olduğunu vurgulayan Akçalı, hemen ortopedik ayakkabılara yönelmenin doğru yaklaşım olmadığını belirtti.<br />
Her çocuğun yürümeye başladığında ayağının iç kısmına bastığını, ayak tabanının düz olduğunu, 2-3 yaşına doğru bu düzlüğün yavaş yavaş yükselmeye başladığını anlatan Akçalı, ayak kavisinin kubbe haline gelmesinin 7 yaşına kadar sürebildiğini açıkladı.<br />
Özellikle 3 yaşına kadarki süreçte bu şekildeki çocukları düz tabanlı olarak nitelememek gerektiğini vurgulayan Akçalı, düzlüğün devam etmesi durumunda ortopedik ayakkabılara yönelmek gerektiğini kaydetti.<br />
Akçalı, çocuğa yardımcı olması düşüncesiyle alınan bazı ayakkabıların yarar yerine zarar getirebileceği uyarısında bulundu: &#8220;Özellikle tabanı sert ortopedik ayakkabılar çok zararlı. Tabanı yumuşak olan burnu sert olan ayakkabıların seçilmesi lazım. Bu dönemlerde düz taban düşünülerek kullanılan ayakkabılar ilerde çocukta ciddi sorunların oluşmasına neden olur. Çocuklara giydirilen ortopedik ayakkabılar, ayaktaki kıkırdak şeklindeki kemiklere baskı yaparak geçici düz tabanlığın kalıcı hale gelmesine neden olur.&#8221;<br />
Akçalı, çocuklarında ortopedik sorun olduğunu düşünen ailelerin, ayakkabı almadan önce çocuklarını mutlaka uzmana göstermeleri gerektiğini de belirtti.<br />
Akçalı, &#8220;Eğer doktor, mevcut durumun normal olduğunu belirtiyorsa, ailelerin de bu noktada ikna olması lazım. Zaten 1-2 yaşındaki bir çocuğun ayağında bir kavis varsa, bu bir takım hastalıkların göstergesi oluyor, asıl bu yaşlarda ayaklar kubbeli olursa, normal olmayan bir durumla karşı karşıyayız&#8221; dedi.</p>
<p>Çocuklarda Esnek Düz Tabanlık<br />
Çocuğunuzun ayağı basarken düz, otururken veya parmak uçlarındayken normal ayak içi girintisi görülüyorsa buna esnek düz tabanlık denir. Bu durum aileler için büyük bir endişe kaynağıdır. Oysa çocukların büyük kısmı sorunsuz olarak büyürler.</p>
<p>Bu durumda genellikle:<br />
- Ağrısızdır,<br />
- Yürüme veya spor sırasınd ara vermeyi gerektirmez,<br />
- Zaman içinde cerrahi ve diğer herhangi bir tedaviyi gerektirmeden düzelir.<br />
- Esnek düz tabanlıkta normal kas fonksiyonuna sahiptir, eklem hareketleri normaldir.<br />
Kemiklerin ve bağların biçim ve gerginlikleri ayağın uzunluğu boyunca iç kısımda topuk ile parmaklar arasındaki girintiyi oluşturur. Bu girinti bebeklikte yoktur. Büyüdükçe bu ark gelişir. Normal bebek ayaklarındaki fazla yağ dokusu ve arkın zamanla gelişmesine bağlı olarak 3 yaşına kadar bebeklerin çok büyük kısmında ailelerde düz tabanlık endişesi bulunur. Esnek düz tabana sahip çocuklarda taban arkının gelişimi 5-7 yaşlarına kadar devam eder. Düz tabanlığın buluğ çağlarına kadar devam etmesi durumunda ayak tabanında ağrı olabilir. Bu durumda doktora başvurulması gerekir.<br />
Yukarıda anlatıldığı gibi bu tip düz tabanlığın tedavisi buluğ çağına kadar yoktur. Bu durumdaki aileler gereksiz yere çok sayıda daktor başvuruları, ortopedik botlar-tabanlıklarla zaman ve para kaybederler.<br />
Buluğ çağında ağrılı ayaklarda doktor ağrının nedenini araştırır. Bu genellikle gergin aşil tendonuna veya sert düz tabanlığa bağlı olabilir. Aynı zamanda çocukların giyilmiş ayakkabılar ile doktora götürülmesi önemlidir, çünkü doktorlar için ayakkabılarının uygunluğunu ve aşınmanın nerede olduğunun görülmesi tanıda çok önemlidir. Doktor aynı zamanda ailede düz tabanlığı olup olmadığınıda soracaktır. Çünkü ayaklardaki kemik dizilim ve biçimini etkileyen temel özellik genetik yapıdır. Aynı zamanda doktorunuz çocuğunuzda sinir veya adele hastalığı olup olmadığınıda tetkik edecektir.</p>
<p>Tedavi<br />
Eğer çocuğunuzda aktiviteye bağlı ağrı veya yorgunluk oluyorsa doktorunuz öncelikle aşil tendonunu germe ekzersizi verecektir. Hala rahatsızlık devam ediyorsa bir tabanlık verecektir. Tabanlık ağrı ve yorgunluğu azaltırken ayakkabı ömrünü uzatır. Bazen aşil gerginliğini azaltmak için fizik tedavi ve alçılama da gerekebilir. Bunlara rağmen devam eden ağrıda cerrahi tedavi önerilebilir. Ancak çok az sayıda esnek düz tabanlığın zaman içinde cerrahi tedaviye gereksinim gösterdiğini unutmamak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/duz-taban-hastaligi-nedir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte kan uyuşmazlığı</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/evlilikte-kan-uyusmazligi.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/evlilikte-kan-uyusmazligi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 06:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kan uyuşmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kan uyuşmazlığı nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kan uyuşmazlığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kan uyuşmazlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nasıl oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nedir kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[kan uyuşmazlığı nedir neler yapılmalıdır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3630</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik öncesi mutlaka yapılması gereken bir dizi sağlık testleri vardır. Bu sağlık testleri eşlerde ilerde yada yaşanan sağlık problemlerine karşı önlem alınmasında büyük faydalar sağlamaktadır. Evlilik öncesi karşılaşılan problemlerden biride eşler arasında kan uyuşmazlığıdır. Uzmanlar eşler arası kan uyuşmazlığı hakkında bilgileri açıkladı. Annenin Rh Negatif (-) , babanın Rh Pozitif (+) değerde olması kan uyuşmazlığına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik öncesi mutlaka yapılması gereken bir dizi sağlık testleri vardır. Bu sağlık testleri eşlerde ilerde yada yaşanan sağlık problemlerine karşı önlem alınmasında büyük faydalar sağlamaktadır. Evlilik öncesi karşılaşılan problemlerden biride eşler arasında kan uyuşmazlığıdır. Uzmanlar eşler arası kan uyuşmazlığı hakkında bilgileri açıkladı.</p>
<p><a href="http://yardimcisaglikpersoneli.com/portal/wp-content/uploads/2011/04/kan-uyusmazligi.jpg"><img class="size-large wp-image-28043 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/df35ea1ba9917aaf65da9afd353efaf3.jpg" alt="kan uyusmazligi 191x300 Evlilikte kan uyuşmazlığı " width="191" height="300" /></a></p>
<p>Annenin Rh Negatif (-) , babanın Rh Pozitif (+) değerde olması kan uyuşmazlığına neden olur.</p>
<p>Babanın kan grubunun nasıl düzenlendiği günlük çalışmalarda belirlenemediği için annenin Rh (-) babanın Rh (+) olması durumunda Rh uyuşmazlığı ya da kan uyuşmazlığı tanısı konur.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Kan uyuşmazlığında genellikle ilk çocukta çok sık problem yaşanmaz. Fakat ikinci çocukta sorun ortaya çıkabilir. Gebeliğin başlangıcında kan testleri ile durum belirlenmeli ve 28. Haftada erken korunma iğnesi yapılmalıdır. Doğumdan sonra bebeğin kan testi Rh (+) çıkar ise diğer hamileliklerde bebeği korumak için 72 saat içerisinde bir iğne yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Gebelik sırasında annede hassasiyet görülmekte ise bebek risk altında olabilir. Bu yüzden kandaki antijen düzeyine bakılmalı ve gerekirse tedavi için perinatoloji bölüm kliniklerinde kontrol edilmelidir.</p>
<p>Kan uyuşmazlığı için erken müdahale gereklidir. Bu yüzden hamilelik öncesi, hamilelik süresi ve bitiminde dahi kontrol gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/evlilikte-kan-uyusmazligi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilo vermek kalbi koruyor!</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/kilo-vermek-kalbi-koruyor.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/kilo-vermek-kalbi-koruyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 06:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı için neler yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı için öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı neden önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığını korumak için neler yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığını korumak için nelere dikkat etmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermenin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermenin yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3785</guid>
		<description><![CDATA[Kilo vermek yalnızca estetik güzelliğinize değil aynı zamanda kalp sağlığınıza da fayda sağlıyor. Kilo vererek aynı zamanda kalp sağlığınızı da koruyabilirsiniz&#8230; Beer Sheva Üniversitesinden bilim adamları, 140 hasta üzerinde iki yıl süren araştırmalarında, beynin başlıca arteri olan şahdamarında kolesterol birikmesinin gelişimini üç boyutlu ekografi tekniğiyle izlediler. Araştırmanın sorumlusu Doktor İris Shai, ilk kez gözle görülür [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermek yalnızca estetik güzelliğinize değil aynı zamanda kalp sağlığınıza da fayda sağlıyor. Kilo vererek aynı zamanda kalp sağlığınızı da koruyabilirsiniz&#8230;</p>
<p><img class="size-full wp-image-27070 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/7060c504a78fb060773383621635cbae.jpg" alt="kalp sagligi Kilo vermek kalbi koruyor!" width="246" height="188" /></p>
<p>Beer Sheva Üniversitesinden bilim adamları, 140 hasta üzerinde iki yıl süren araştırmalarında, beynin başlıca arteri olan şahdamarında kolesterol birikmesinin gelişimini üç boyutlu ekografi tekniğiyle izlediler.<br />
Araştırmanın sorumlusu Doktor İris Shai, ilk kez gözle görülür biçimde, aşırıya kaçmayan bir beslenme rejiminin sadece kolesterol birikimini engellemekle kalmayıp, aynı zamanda, arterlerin hacmini ve kan basıncını azalttığını tespit ettiklerini söyledi.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Shai, &#8220;Hastalar yeniden kilo alsalar bile uzun dönemli bir beslenme rejimi, damarların iç çeperleri üzerinde lipid (kolesterol) birikmesini beraberinde getiren damar sertliği şekli olan ateroskleroz ile mücadelede etkili oluyor&#8221; dedi.<br />
Hayvansal yağlar açısında zayıf akdeniz mutfağı temelinde bir zayıflama tedavisi uygulanan hastalar üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları, Amerikan tıp dergisi Circulation&#8217;un son sayısında yayımlandı.</p>
<p>Ateroskleroz, beyin kanaması ve enfarktüste önemli bir risk faktörü olarak görülüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/kilo-vermek-kalbi-koruyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diz ağrıları neden olur?</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/diz-agrilari-neden-olur.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/diz-agrilari-neden-olur.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 05:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrılarına ne iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısı nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısı ne iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısının bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısının tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3653</guid>
		<description><![CDATA[Diz ağrıları çeşitli bir çok sebepten dolayı olulabiliyor. Bu sebepler kireçlenme, romatizma, eklem rahatsızlıkları gibi bir çok sebepten dolayı olabiliyor. Diz ağrıları hakkında kısaca bilgileri bu makalemizden öğrenebilirsiniz. Diz ağrısı birden fazla sebebe dayalı olarak gerçekleşebilir. Bunlar; • Artrit değimiz eklem iltihaplanmaları, • Menisküs yırtılmaları, • Plika dediğimiz diz kapağı kemiğinin(patella) içteki bir bağa baskı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diz ağrıları çeşitli bir çok sebepten dolayı olulabiliyor. Bu sebepler kireçlenme, romatizma, eklem rahatsızlıkları gibi bir çok sebepten dolayı olabiliyor. Diz ağrıları hakkında kısaca bilgileri bu makalemizden öğrenebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/44515ef6860f99d2adf1aafd718b78f1.jpg"><img class="size-full wp-image-27903 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/44515ef6860f99d2adf1aafd718b78f1.jpg" alt="diz agrisi2 Diz ağrıları neden olur? " width="220" height="220" /></a></p>
<p>Diz ağrısı birden fazla sebebe dayalı olarak gerçekleşebilir. Bunlar;<br />
• Artrit değimiz eklem iltihaplanmaları,<br />
• Menisküs yırtılmaları,<br />
• Plika dediğimiz diz kapağı kemiğinin(patella) içteki bir bağa baskı uygulaması,<br />
• Diz eklemine sıvı birikmesi,<br />
• Diz eklemine aşırı baskı uygulamak,<br />
• Baldır kaslarının gerginliği veya aşırı güçsüzlüğü,<br />
• Leğen kemiğinin ve buna eklem yapan baldır kemiğinin dengesiz duruşu,<br />
• Ayaklardaki düztaban gibi bozukluklar,<br />
Şeklinde sıralanabilir.</p>
<p>Diz ağrılarıyla birlikte aşağıda sıralayacağımız belirtilere dikkat etmenizi öneriyoruz. Bu belirtileri gözlemlediğinizde hemen bir ortopedi doktoruna başvurmanız gerektiğini bilmelisiniz.</p>
<p>• Özellikle uykudan uyandığınızda veya ters hareketlerde dizinizde kilitlenme var mı?<br />
• Hareketler sonrası dizinizde şişlik ve ısı artışı var mı?<br />
• Çömelme ve ayağa kalkmada zorluk çekiyormusunuz?<br />
• Yürüyüşünüz dizinizde ağrılara neden oluyormu?<br />
• Dizinizi bükerek oturduğunuzda dizinizde tutulmalar veya ağrılı durumlar yaşıyormusunu?<br />
• Dizinizde yer yer şişlikler görüyormusunuz?<br />
• Dizinizde bacağınızı salladığınızda hissettiğiniz bir tıkırdama veya boşluk hissi oluşuyormu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Diz ağrıları için bitkisel tedavi yöntemleri :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahmet Maranki diz ağrıları için ispirto ve kafurudan yapılan karışım önerdi.Diz ağrıları insanın gündelik hayatını oldukça etkiler.Hele ki çalışan bireyseniz o diz ağrısından dolayı işinize konsantre olmakta bir hayli zorluk çekerseniz.Tabi bu da sizin iş performansınızı doğrudan etkiler.<br />
Diz ağrısının geçirmenin en iyi yolu dizin neden ağrıdığını tespit ederek onu ortadan kaldırmak olacaktır.Genelde diz ağrıları en çok fazla ayakta durmak ağır yük kaldırmak gibi durumlardan dolayı sıkça ağrıdığı bilinir.Diz ağrısının altında yatan başka bir sebep mi var iyi irdelenmesi gerekir.Siz tespit edemiyorsanız dahi mutlaka doktora giderek diz ağrısının nedeni ve tedavisi için olumlu adım atmış olursunuz.Unutmayın ki bitkiler sadece alternatif tedavidir. Ahmet Maranki’nin ispirto kürünü deneyebilirsiniz.</p>
<p>Diz ağrıları bitkisel tedavi:<br />
Malzemeler son derece az sadece iki tane malzeme gerekiyor.4 tane küp şeker büyüklüğünda kafuru ve 1 litre beyaz ispirto.Yukarıda sayılan ölçüde kafuru 1 litre ispirtonun içine atarak 3-4 gün bekleyin.Kafurların ispirto içinde erimesi tamamlandıktan sonra her gece yatmadan önce karışımı dizlerini sürüp streç filmle sarın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/diz-agrilari-neden-olur.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokusuna karşı çözümler!</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/agiz-kokusuna-karsi-cozumler.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/agiz-kokusuna-karsi-cozumler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 05:19:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusuna bitkisel çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusuna kesin çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusundan kurtulma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusundan kurtulmanın yolları]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusunu önlemek için]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusunun nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ağzım kokuyor ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kokusuna bitkisel çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kokusuna kesin çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kokusuna ne iyi gelir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3606</guid>
		<description><![CDATA[Açlık, bademcik iltihaplanması, mide rahatsızlıkları, diş çürükleri ve daha bir çok sebep ağız kokusuna neden oluyor. Ağız kokusu sorunu özgüven eksikliğine neden olmasıyla kişiyi ve çevresindeki insanlarıda kötü koku nedeniyle rahatsız etmektedir. Bu yöntemler ağız kokusunu gidermenize fayda sağlayabilir. Diş Hekimi Murat Sözmen, çevremizdeki birçok insanda ağız kokusunun büyük bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açlık, bademcik iltihaplanması, mide rahatsızlıkları, diş çürükleri ve daha bir çok sebep ağız kokusuna neden oluyor. Ağız kokusu sorunu özgüven eksikliğine neden olmasıyla kişiyi ve çevresindeki insanlarıda kötü koku nedeniyle rahatsız etmektedir. Bu yöntemler ağız kokusunu gidermenize fayda sağlayabilir.</p>
<p><a href="http://yardimcisaglikpersoneli.com/portal/wp-content/uploads/2011/04/agiz-kokusu.jpg"><img class="size-large wp-image-28485 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/c660924a5df171ed05745ebbcf41f811.jpg" alt="agiz kokusu 200x300 Ağız kokusuna karşı çözümler!" width="200" height="300" /></a></p>
<p>Diş Hekimi Murat Sözmen, çevremizdeki birçok insanda ağız kokusunun büyük bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtiyor. İnsandaki ağız kokusunun yüzde doksan nedeninin diş ve dişeti hastalıklarından kaynaklandığına dikkat çeken Sözmen, kokunun önlenmesi için düzenli diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın öneminden bahsediyor. Çünkü ağız kokusunun en temel sebebi diş aralarında kalan gıda artıkları. Bunun yanında ağızda kokuya sebep olan, çürük, problemli dolgu, dişeti çekilmesi ve diş taşı sorunu bulunuyorsa mutlaka bir diş hekimine gitmeniz tavsiye ediliyor. Çünkü dişlerinizi düzenli fırçalasanız da bunların tedavisi diş hekimi koltuğundan geçiyor.</p>
<p>Sözmen’in, kokuya neden olan faktörler arasında bahsettiği diğer bir önemli gerekçe ise ağızdaki tükürük miktarı. Ağızda salgılanan tükürüğün yıkayıcı etkisi bulunması, dişleri temizleyerek, ağızdaki zararlı maddelerinin etkisini azaltıyor. Tükürüğün az olması bu etkiyi zayıflatıp, ağız kokusuna sebep oluyor. Sözmen, “Böyle durumlarda hastada diş taşı çok olur. Koku da fazla. Bir de dişini iyi fırçalamıyorsa tehlike ciddi boyutlara ulaşır. Kişi bol su içmeli ve düzenli diş fırçalamalı ki denge sağlansın.” diyor. Sözmen öte yandan, dilin de fırçalanmasının ağız kokusunu engellemede önemli olduğu vurgusunu yapıyor. Çünkü sigara, çay ve kahve içenlerde dil pası oluşuyor. Bu da kokuya neden oluyor. Sözmen bu durumda ‘dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi de mutlaka fırçalayın.” şeklinde konuşuyor.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Diş hekimi Murat Sözmen, dişte oluşan ve başta kokuya sebep olan diş taşlarının temizlenmemesi durumunda dişin çekilmesinin söz konusu olabileceğini aktarıyor. Sözmen, “Diş, taşları zamanla diş eti çekilmesine neden olur. Bu durum diş ile dişeti arasında derinliği açar. En son olarak dişi sadece kemik tutar. Diş enfeksiyona açık hale gelir. Sallanır. Çekilmesi zaruri olur.” diyor. Sözmen ayrıca, 20′lik dişlerin de uygun çıkmaması durumunda çekilebileceğini anlatıyor.</p>
<p>Et kalıntıları da koku yapar<br />
Diş hekimi Murat Sözmen “Etler lifli gıda olduğu için diş aralarında kalabiliyor. Bu da diş fırçalamayla ya da diş ipiyle çıkarılmaz ise kokuya sebep olabilir.” uyarısında bulunuyor. Bu etlerin çıkarılmasında kürdan kullanmanın tehlikeli olabileceğini anlatan Sözmen, “Bu enfeksiyona neden olur. Bu durumda ağız sağlığı tehlikeye girer.” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/agiz-kokusuna-karsi-cozumler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ofiste çalışanlar bu hastalıklara dikkat!</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/ofiste-calisanlar-bu-hastaliklara-dikkat.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/ofiste-calisanlar-bu-hastaliklara-dikkat.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 04:49:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[çok oturmanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[oturarak çalışmanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[oturmanın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3597</guid>
		<description><![CDATA[Ofis yaşamı gayet monoton olmasının yanısıra hastalıklara davet çıkarmasıylada biliniyor. Tüm gün ofiste oturarak çalışan kişiler, sporda yapmadıkları zaman hem kilo alıyorlar hemde bir çok ciddi rahatsızlığa davetiye çıkartıyorlar. İngiltere&#8217;de yapılanbir araştırmaya göre 10 saatten fazla oturarak çalışan kişilerde bu hastalıkların oluştuğu sonucuna ulaşıldı. DAMAR HASTALIKLARI: Kan pıhtılaşması sık görülüyor. MİKROBİK HASTALIKLAR: Çalışanların çoğu bilgisayar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ofis yaşamı gayet monoton olmasının yanısıra hastalıklara davet çıkarmasıylada biliniyor. Tüm gün ofiste oturarak çalışan kişiler, sporda yapmadıkları zaman hem kilo alıyorlar hemde bir çok ciddi rahatsızlığa davetiye çıkartıyorlar. İngiltere&#8217;de yapılanbir araştırmaya göre 10 saatten fazla oturarak çalışan kişilerde bu hastalıkların oluştuğu sonucuna ulaşıldı.</p>
<p><a href="http://yardimcisaglikpersoneli.com/portal/wp-content/uploads/2011/04/ofiste-calisma.jpg"><img class="size-large wp-image-28638 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/0cc8967617d68f7fb7159b1d5614cbd4.jpg" alt="ofiste calisma 300x199 Ofiste çalışanlar bu hastalıklara dikkat!" width="300" height="199" /></a></p>
<p><strong>DAMAR HASTALIKLARI:</strong> Kan pıhtılaşması sık görülüyor.<br />
<strong><br />
MİKROBİK HASTALIKLAR:</strong> Çalışanların çoğu bilgisayar klavyelerini temizlemiyor, klavyelerde çok  sayıda mikrop birikiyor. Masa başında atıştıranlar da mikropları  yutuyor.<br />
<strong><br />
AZ SU, KIRIŞIKLIĞI ARTIRIYOR:</strong> Yeterli  ölçüde su içmemek baş ağrısı ve baş dönmesine neden oluyor. Bunlara  merkezi ısınma ve havalandırma da eklenince cilt kuruyor ve kırışıklık  artıyor.</p>
<p><strong>KİLO ALMA: </strong>En azından saatte bir kez bile ayağa kalkıp yürümeyenler yılda 1.5-2 kilogram alabiliyor.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p><strong>BÜYÜK KALÇA, SARKIK KARIN</strong>: Uzun süre hareketsiz oturmak kalçayı büyütüyor, karın kaslarını ise zayıflatıyor.</p>
<p><strong>GÖZLER ZAYIFLIYOR</strong>: Bütün gün bilgisayar karşısında oturmak gözlerde yorgunluk ve çeşitli görme bozukluklarına neden oluyor.</p>
<p><strong>BAĞIRSAK KANSERİ:</strong> Uzmanlar, hareket etmeyi öneriyor çünkü hareketsizlik, bağırsak kanserinde riski ikiye katlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/ofiste-calisanlar-bu-hastaliklara-dikkat.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pankreas Kanserinin sebepleri</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/pankreas-kanserinin-sebepleri.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/pankreas-kanserinin-sebepleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 04:19:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri nasıl teşhis edilir]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanseri nerede olur]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanserinin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanserinin sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanserinin tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas kanserinin teşhisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3779</guid>
		<description><![CDATA[Kanser dünyadaki en yaygın ve tehlikeli rahatsızlık olmaya devam ediyor. Pankreasta oluşan pankreas kanserinin sebepleri, korunma yolları ve tedavi yöntemleri gibi bilgileri bu makalemizde siz değerli kullanıcılarımızla paylaşıyoruz. Pankreas Nedir, Görevi • Yaklaşık 15cm boyunda, üst batın içinde derinde ve merkezi bir konumda bulunan bir organdır. • Mide, ince barsak, karaciğer ve dalakla çevrelenmiştir. • [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser dünyadaki en yaygın ve tehlikeli rahatsızlık olmaya devam ediyor. Pankreasta oluşan pankreas kanserinin sebepleri, korunma yolları ve tedavi yöntemleri gibi bilgileri bu makalemizde siz değerli kullanıcılarımızla paylaşıyoruz.</p>
<p><img class="size-full wp-image-27169 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/089c24f900a662571d920d60c2b9f556.jpg" alt="Pankreas Pankreas Kanserinin sebepleri" width="290" height="298" /></p>
<p>Pankreas Nedir, Görevi<br />
• Yaklaşık 15cm boyunda, üst batın içinde derinde ve merkezi bir konumda bulunan bir organdır.<br />
• Mide, ince barsak, karaciğer ve dalakla çevrelenmiştir.<br />
• Bir ucu geniş, diğer ucu dar, ince bir armut görünümündedir.<br />
• Üç kısmı vardır. Geniş olan ucu “baş”, orta kısmı “gövde” ve dar ucu ise “kuyruk” olarak adlandırılır.</p>
<p>Pankreasın iki işlevi bulunmaktadır. Birincisi, yağ ve proteinlerin sindirilmesine yardımcı olan enzimlerin üretilmesidir. Besinler mideye girdiğinde pankreas bu enzimleri ince bağırsağa salar. Herhangi bir nedenle bu enzimlerin salınımı bloke edildiğinde besinler vücut tarafından bütünüyle emilemez, ishal ve kilo kaybı gibi durumlar ortaya çıkabilir. Pankreasın diğer işlevi, insülin ve diğer birçok hormonu salgılamaktır. İnsülin vücudun kan şekerini (glükoz) kontrol eder. Adacık hücreleri (pankreastaki üç hücre türünden biri) insülin üreten hücrelerdir. Pankreasın sahip olduğu adacık hücre sayısı vücudun kan şekerini normal düzeyde tutmak için ihtiyacı olandan çok daha fazladır. Çoğu hastada görüldüğü gibi, pankreasın yarısı cerrahi olarak çıkarılmış olsa bile kan şekeri normal düzeyinde seyredebilir. Cerrahi sonrasında kan şekeriniz yükselebilir. Bu durumu kontrol almak için ağızdan ilaç ya da insülin kullanmanız gerekebilir.</p>
<p>Pankreas kanseri nedir?<br />
Pankreastaki sağlıklı hücreler anormalleştiğinde ve çok hızlı çoğalmaya başladığında pankeras kanseri gelişir. Anormal hücreler pankreasta tümör olarak adlandırılan bir kütle oluştururlar. Bir tümör vücudun diğer kısımlarına yayılma becerisine sahipse malign (habis) olarak nitelendirilir. Malign tümör için kullanılan diğer bir terim kanserdir. En sık görülen malign pankreas tümörleri adenokarsinom olarak bilinen ve sindirim enzimlerinin üretiminde yer alan hücrelerden köken alan tümörlerdir. Bu hücreler, sindirim ve pankreas sıvısının içinden aktığı pankreas kanalının yüzeyini kaplarlar (kanal hücreleri). Kanser adacık hücrelerinde de oluşabilir ancak bu daha seyrek görülen bir durumdur. Pankreas kanalı hücrelerinin kanseri genellikle pankreas kanseri ya da pankreas adenokarsinomu olarak adlandırılır.</p>
<p>Pankreas karın en arka bölümünde yerleşmiş, yaklaşık 15 cm uzunluğunda, mide, oniki parmak barsağı ve kalın barsakla ön yüzü tümüyle kapatılmış bir organdır. Birçok önemli görevi olmakla birliktr, alınan gıdaların sindiriminde ve kan şekerinin dengede tutulmasında önemli rol oynamaktadır</p>
<p>Pankreas kanserleri organın her bölgesinden gelişmekle birlikte en sıklıkla baş bölgesinden gelişmektedir. Yine en sıklıkla salgı yapan hücrelerden köken alırlar ve adeno-kanser olarak adlandırılırlar.</p>
<p>Çok sıklıkla 65 yaş ve üzeri kişilerde gelişir. Erkeklerde daha sık görülür.</p>
<p>Pankreas Kanseri Nedenleri<br />
Beslenmeyle ilişkisi olabilir. Ancak sigara tüketimi gibi yaşam biçimiyle ilişkili alışkanlıklar ya da etnik kökenle ilişkili olduğu gösterilmemiştir.</p>
<p>Semptomlar</p>
<p>- Sarılık. Sarılık deride ve gözlerde sararmaya, koyu renkli idrara ve açık renkli dışkılamaya neden olur. Bilirubin adı verilen bir madde kanda biriktiğinde sarılık oluşur. Bilirubin karaciğerde yapılır. Buradan safra kanalına gider, pankreastan geçer ve ince bağırsağın bir bölümü olan duedonuma boşalır. Safra kanalı bloke olduğunda (örneğin bir tümör tarafından) bilirubin kanda birikir. Bu birikim bireyin gözle görülür biçimde sararmasına neden olur.</p>
<p>- Ağrı. Pankreas tümörü sırtta ve üst batında bulunan sinirlere bası yaptığında bu bölgelerde ağrı oluşur.</p>
<p>- Sindirim güçlüğü, iştah eksikliği, bulantı ve kilo kaybı. Bu semptomlar pankreas tümörü mideye ve ince barsağa bası yaptığında ortaya çıkar. Sindirimle ilişkili sorunlar, tümörün konumundan bağımsız olarak başka karmaşık nedenlerden de kaynaklanabilir.</p>
<p>- Aniden ortaya çıkan diyabet ya da diyabetik hastalarda kan şeker kontrolünde gözlenen ani değişiklik. Diyabeti pankreas kanseriyle ilintileyen kesin mekanizma araştırılmaktadır. Diyabet, pankreas kanserinin erken semptomu ya da ilişkili bir risk faktörü olabilir.</p>
<p>Pankreas Kanserinde Tedavi<br />
Doktorunuz pankreas kanserinden şüpheleniyorsa, sizden, tümör belirleyicilerini saptamak üzere kan testi isteyecektir (kan akışında dolaşan ve tümörler tarafından üretilen proteinler). Bununla birlikte pankreatik kanserin ana dayanak noktasını belirlemek ve tümörün nasıl geliş¬tiğini saptamak amacıyla doktorunuz sizden ultrason ve bilgisayarlı tomografi isteyebilir (iki metod da tümörü gözden kaçırabilir).</p>
<p>Diğer tahlil ise; biyopsiye izin veren ve herhangi bir engellemeyi rahatlatan (ERCP) endoskopik retrograde kolanjiyopankreatografıdir. Ayrıca bilgisa¬yarlı tomografi, hassas bir iğnenin pankreastaki hücreleri toplayarak kanser içerip içermediğini bir mikroskop altında gözlemlemek için kullanılır.</p>
<p>Pankreasın bir parçasının veya tümünün alınması tek tedavi yöntemidir. Bu yöntem, kanseri yayılmadan teşhisi konulmuş bireylerde yararlıdır. Bu hastalığın nüksetme olasılığı fazladır ve kanser hücrelerinin lenf bezlerine yakın bulunması ve komşu dokulara sıçraması oranı da fazladır.</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Radyoterapi ve kemoterapi, tümörleri azaltmak ya da cerrahi müdaheleden sonra tedavi amaçlı olarak kullanılır. Ama bu tedaviler insanın yaşamım uzatmaz. Safra kanallarına ERPC yardımıyla dik tüplerin yerleştirilmesi cerrahi müdahele olmaksızın hayat kalite¬nizi arttıracaktır.</p>
<p>Pankreas Kanserinde Cerrahi Tedavi<br />
Bir tümör çıkarılabilir olduğunda göz önünde bulundurulan ilk edim kemoterapi ve radyasyon terapisiyle birlikte cerrahi müdahaledir. Tümör pankreasın baş bölümündeyse pankreasın sağ yarısı, midenin ve ince bağırsağın bir kısmı genellikle çıkarılır. Bu operasyon pankreatikduodenektomi olarak adlandırılır. Ameliyattan sonra bir ya da iki gün Cerrahi Yoğun Bakım Biriminde kalmanız gerekecektir. Hastanede kalma süreniz yaklaşık iki haftadır. Yaşadığınız yer ameliyatınızın gerçekleştirildiği hastaneye uzaksa, taburcu olduktan sonra bir ya da birkaç hafta hastaneye yakın bir yerde kalmanız gerekli olacaktır. Normal etkinliklerinize dönmenden önce bir ya da iki ay evde dinlenmeniz gerekebilir.</p>
<p>Tümör iğne biyopsisiyle tanımlandıysa cerrahi müdahaleden önce kemoterapi ve radyasyon tedavisii alabilirsiniz. Öncelikli olarak ameliyatın gerçekleştirildiği olgularda kemoterapi ve radyasyon terapisine ameliyattan yaklaşık 4 ila 8 hafta sonra başlanmaktadır. Pankreas kanseri tedavisinde tek başına cerrahi uygulaması yaygın görülen bir uygulama değildir.</p>
<p>Kanser hücrelerinin radyasyona daha duyarlı hale gelmeleri için radyasyon terapisiyle birlikte düşük dozda kemoterapi uygulanabilir. Radyasyon terapisi 2 ila 5 hafta süresince genellikle günde bir kez uygulanır (Pazartesiden Cumaya kadar). Kemoterapi intarvenöz yoldan verilir. Kemoterapi çizelgesi verilen ilaca bağlı olarak değişir. Kemoterapi ve radyasyon terapisi alan hastaların hastaneye yatması genellikle gerekli görülmez.</p>
<p>Pankreas Kanserinde Ameliyatsız Tedavi<br />
Yapılan fizik muayene, laboratuar ve radyolojik incelemelerin sonunda, pankreas tümörünün hangi evrede olduğu, komşu organlarla ilişkisinin ne durumda olduğu ve özellikle komşu damarlara yayılımın olup olmadığı ortaya konur. İleri evredeki tümörlerde cerrahi uygulanmaz. Bu hastalara uygulanacak kemoterapi ile birlikte, mevcut sarılığının düzeltilmesi, beslenme desteğinin sağlanması, ağrının azaltılması ve diğer yaşam konforunun düzeltilmesi amaçlarıyla bazı girişimler uygulanmaktadır. Bunlar;</p>
<p>ERCP yapılarak safra yoluna stent konulması<br />
PTK yapılarak safranın dışarı akıtılması<br />
Ağrı için kateter takılarak devamlı analjezinin sağlanması<br />
Oniki parmak barsağında tıkanıklığa yol açan tümörlerde bu kısma stent takılması</p>
<p>Pankreas Kanseri Belirtileri<br />
Sarılık; En sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra deride sararma olur, idrar renginin koyulaşarak &#8216;çay renkli idrar&#8217; yapma takip eder ve nihayet &#8216;camcı macunu&#8217; olarak tanımlan dışkının açık renk alması ile sonuçlanır. Sarılığın nedeni, karaciğerde yapılan biluribun maddesinin, pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanarak oniki parmak barsağına olan atılımın engellenmesidir.</p>
<p>Ağrı; Önceleri müphem karın ağrısı olarak tanımlanan, hafif bir rahatsızlık hissi şeklindeyken, ileri dönemde sırta vuran karın ağrısı şeklini alır. Künt tabiatlıdır. Şişkinlik ve hazımsızlık belirtileri ile sıklıkla birliktedir.</p>
<p>Kilo kaybı; Şişkinlik, hazımsızlık ve iştah kaybı ile birlikte yetersiz gıda alımı sonucunda hasta kilo verir.</p>
<p>Diyabet; Aniden ortaya çıkan, genellikle aile öyküsü olmadan gelişen şeker hastalığı hastalığın belirtisi olabilir.</p>
<p>İştahsızlık<br />
Nedeni açıklanamayan kilo kaybı<br />
Üst karında hissedilen ve bazen sırta vurabilen ağrı<br />
Bulantı<br />
Depresyon,halsizlik, çabuk yorulma</p>
<p>Sarılık (Tümörün safra yollarını tıkaması sonucunda ortaya çıkar, bu taktirde göz aklarında sararma, idrarda koyulaşma ve dışkı renginde açılma olur)<br />
Hastalık-ta görülebilecek belirtiler pankreas kanseri dışında başka hastalıklarda da görülebilirler. Bu nedenle bu tür yakınmaları olan kişiler bir doktora görünmelidirler.</p>
<p>Soru: Kız arkadaşımın annesi pankreas kanserine yakalandı. Karaciğerde çok sayıda metastaz var. 3 kür kemoterapi gördü. Çekilen filmler sonucunda ilacın etkili olmadığı anlaşıldı ve ilaçlar değiştirildi. Doktor “Karaciğer çok kötü durumda. Müdahale edilemez” diyor. Tedavi ve besin destekleri konusunda önerileriniz nelerdir?</p>
<p>Cevap: Pankreas başı kanserlerinde son zamanlarda artış var. Şekerli yiyecekler, alkol, yağlı gıdalar, katkı maddesi içeren besinler ve aşırı miktarda kırmızı et tüketiminin bu artışta rolü var. 1997-20005 yılları arasında yapılan bir çalışmada günde 2 kez yüksek oranda şeker alanlarda kanser riski az şeker alanlara göre 5 kat daha fazla bulunmuş. Şeker, insülin hassasiyetini azaltarak kansere zemin hazırlar. Tedaviye gelince…</p>
<p>Son çalışmalar, pankreas kanseri metastazlarında hedefe yönelik kanser ilaçlarının daha önce kullanılan ilaçlara göre faydalı olduğunu göstermiş. Doktorunuz deneme amaçlı bu ilacı kullanabilir. Pankreas kanserinde en önemli faktör sarılıktır. Hastada sarılığın olup olmadığına dikkat etmeli. Sarılık yoksa yeni kemoterapi ilaçları da denenebilir. Hastanıza beslenme önerilerim şunlar:<br />
* Hızlı kilo kaybını önlemek için yağsız, proteinden zengin gıdalara diyetinizde yer açın.<br />
* Karaciğerinizi korumak için milk thistle (devedikeni sütü kapsülü), dandelion (karahindiba hapı), boswellia bitkisi hapı, burdock (dulavrat otu tableti) gibi besin desteklerini kullanabilirsiniz.<br />
* Kilo kaybı varsa günde 2-3 grama kadar, omega 3 kullanın.<br />
* Pankreas enzimlerinde faydalı olduğu için günde 3 defa birer tane . bromelain (ananas hapı) kullanın.<br />
* îmmün sisteminizi güçlendirmek için coriolus versicolor mantarı hapı alın.<br />
* Haftada 1 kez yağsız kırmızı et yiyin. Diğer günler balık, tavuk ve hindiye, öncelik verin.<br />
* Her gün yarım kiloya yakın yoğurt yiyin.<br />
* Bol bol organik elma ve ayva tüketin.<br />
* Pankreas kanserinde ishal sık rastlanan bir şikayet. Kızılcık ve nar suyu ishali önler.<br />
* Son çalışmalarda zerdeçalın tümörü küçülttüğü gösterilmiş. Zerdeçal tadını sevmiyorsanız tabletini (turmeric) kullanın.<br />
* Ağrınız varsa bir ağrı merkezine gidin.<br />
* 2007&#8242;de yapılan bir çalışmada radyoterapi ve kemoterapiye dirençli kanserlerde zencefilin tümör hücrelerini durdurduğu gösterilmiş. Zencefili yemek içinde tüketebilir ya da çayını içebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/pankreas-kanserinin-sebepleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menisküs belirtileri ve tedavisi</title>
		<link>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/meniskus-belirtileri-ve-tedavisi.htm</link>
		<comments>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/meniskus-belirtileri-ve-tedavisi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 03:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl iyileşir]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs nasıl yırtılır]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs yırtıkları bitkisel çözüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/?p=3757</guid>
		<description><![CDATA[Spor yapan kişilerin yaygın olarak başına gelen sakatlanmalar arasında yer alan menisküsün belirtileri ve nasıl tedavi edildiğiyle alakalı detaylı bilgileri uzmanlar açıklıyor&#8230; Menisküs Dizin ve menisküsün şeması: Menisküs, insan dizinde yer alan kıkırdak dokudan oluşmuş bir yapıdır. Doku, dizde, üstte ve altta yer alan iki ana bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunmaktadır ve bu iki kemiğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Spor yapan kişilerin yaygın olarak başına gelen sakatlanmalar arasında yer alan menisküsün belirtileri ve nasıl tedavi edildiğiyle alakalı detaylı bilgileri uzmanlar açıklıyor&#8230;</p>
<p><img class="size-full wp-image-27293 alignleft" src="http://yardimcisaglikpersoneli.com/wp-content/uploads/8d8e18d18ebe6c3c500511f5a7ae7b10.jpg" alt="meniskus Menisküs belirtileri ve tedavisi" width="175" height="200" /></p>
<p>Menisküs</p>
<p>Dizin ve menisküsün şeması: Menisküs, insan dizinde yer alan kıkırdak dokudan oluşmuş bir yapıdır. Doku, dizde, üstte ve altta yer alan iki ana bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunmaktadır ve bu iki kemiğin sürtünmesini engellemekte önemli rol oynamaktadır. Meni sözcüğü Yunanca&#8217;da ay anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, bu dokunun şekli de yukarı dönük hilal ayı biçimindedir. Terim, halk arasında bu kıkırdağın yırtılmasıyla oluşan hastalığı tanımlamak için kullanılır.</p>
<p>Menisküs Yırtığı</p>
<p>Menisküs, sadece sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış herkeste görülebilir. Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur.</p>
<p>Menisküsler diz içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzeyleri arasında bulunan kıkırdak yapıda C- ve O- şeklinde yastıkçıklardır. Çeşitli yöndeki kuvvetlerin etkisi altında menisküsler yırtılabilir. Sanılanın aksine sadece sporcularda değil dizini herhangi bir şekilde zorlamış olan herkeste görülebilir. Örneğin sürekli diz çöküp kalkan kişilerde&#8230; Bu yırtıklar bazen yaşlanma veya yapısal bozukluklar sonucunda kendiliğinden de gelişebilir.</p>
<p>Menisküsler kıkırdak yapısında oldukları için iç kısımları kan damarlarından yoksundurlar. Bu nedenle bu bölgede oluşan yırtıklar iyileşmezler. Yırtığın olması dizde ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlerin oluşmasına neden olur. Uzun dönemde ise bu yırtığın kalması dizin kendi içinde bozulmaya yol açar. Diz içinde ilerleyici hasarın önlenmesi için menisküsün yırtık bölgeleri alınarak temizlenmelidir. Menisküslerin dış kısımlarındaki yırtıklar ise dikilerek tedavi edilebilir.</p>
<p>Menisküs dokusu</p>
<p>Menisküs dokusu, kıkırdaklardan oluşan bir tür eklem yapısıdır. Dizdeki hareketleri kontrol eden menisküsler, bacağın üstündeki ve altındaki iki kemiğin hareket esnasında birbiriyle sürtünerek aşınmasını önler. Menisküs dokusu, içinde kan dolaşımının yer aldığı dokulardandır. Doku oldukça incedir ve yaklaşık 3.5 cm uzunluğundadır. Menisküsün yer aldığı dokuda, yüzeyde ince uzun kıkırdak hücreleri, derinde ise oval kıkırdak hücreleri yer almaktadır. Yine bu doku hücrelerinde az sayıda mitokondri bulunması nedeniyle, bu hücreler oksijensiz de yaşayabilmektedirler. Aynı doğrultuda, menisküs hücrelerinin %74&#8242;ü sudur. Menisküs dokusunun bir başka önemli özelliği de, kıkırdak doku özelliğinin yanı sıra kas dokusu benzeri bir kıvama sahiptir. Menisküs dokusu oldukça konforlu bir eklem dokusudur. Öyle ki menüsküsün %15-34 ünün çıkarılması temas basıncını %350 oranında artırmaktadır. Yine menisektomili bir dizin şok emici etkisi %20 oranında azalır.</p>
<p>Menisküs lezyonları nasıl oluşur?</p>
<p>Menisküs yaralanmaları çoğu zaman diz ekleminin hareket zorlamalarına yol açan kuvvetler sonucu oluşur. Bu lezyonlar daha çok sporcularda görülse de dizini zorlayan herhangi bir kimsede de görülebilir.Yırtılma anında kişi şiddetli bir ağrı duyar ve eklemin içinde bir şeyin yırtıldığını hisseder.</p>
<p>Spor yaralanmaları veya diz eklemine direk gelen darbeler dışında bazen dejenerasyon nedeniyle en basit hareketlerle bile menisküsler zedelenebilir. Bu durum daha çok 40 yaş ve üstünde görülür.</p>
<p>Menisküs Belirtileri</p>
<p>Diz içerisinden gelen sesler yırtığın ilk bulguları olabilir. Dizde ödem gelişene dek sporcular oyuna devem edebilir yada günlük aktiviteler yapılabilir. Ancak ödem geliştiğinde şikayetler oluşur. Şikayetler 24-48 saat içerisinde gelişir.</p>
<p>Hastalık, kendini, yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir. Bunlara ek olarak aşağıdaki belirtiler de hastalığın habercisi olabilmektedir</p>
<p>Ağrı ve şişlik</p>
<p>Eklemin hareket açıklığında azalma</p>
<p>Diz içinde sıvı birikmesi</p>
<p>Takılma</p>
<p>Kilitlenme</p>
<p>Dizde sıvı akışı hissi</p>
<p>Dizde gerginlik ve şişlik</p>
<p>Eklem hareket açıklığında azalma</p>
<p>Menisküsün yırtık parçası eklem içine düştüğünde takılma kilitlenme.</p>
<p>Menisküs Nedenleri</p>
<p>Menisküs aşağıdaki gibi durumlarda yırtılabilir</p>
<p style="float: left;margin: 4px">
</p>
<p>Trafik kazaları</p>
<p>Diz üstüne düşmeler</p>
<p>Dize gelen tekmeler</p>
<p>Ayak yerde sabitken gövdenin diz üzerinde dönmesi</p>
<p>Futbol veya kayak gibi sporlarda dizdeki dönme hareketleri</p>
<p>Ayağın takılması</p>
<p>Yaşlılarda devamlı olarak dize alınan küçük darbelerin birikmesi</p>
<p>Menisküs Tedavisi</p>
<p>Menisküs yırtıklarının başlangıç tedavisi RİCE olarak kısaltılmış protokoldür:</p>
<p>Rest (istirahat)</p>
<p>İce (buz uygulaması)</p>
<p>Compressıon (bası uygulamsı ,bandaj gibi)</p>
<p>Elevatıon (dizin yukarı alınması) şeklinde özetlenebilir,</p>
<p>Bu tedavinin takibinde dizde kitlenme ve kronik yakınmalar gibi şikayetler gelişmez ise tedavi istirahat süresi boyunca sürer ve biter. Meniskünün sadece 1/3 dış (eklem kapsülüne yakın) bölümünde kan dolaşımı vardır. Bu bölgelerdeki yırtıklarda , menisküs kendi beslenmesi sayesinde yırtığın tamirini sağlar. 2/3 iç bölgede ise tam bir tamir olmaz. Yinede her zedelenmiş menisküs bulgu verecek diye bir kural da yoktur.</p>
<p>Cerrahi tedavi menisküsün iyileşemediği ve şikayetler oluşmaya devam ettirdiği zamanlarda planlanmaktadır. Yırtık ve şikayete neden olan menisküs yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç, aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi önerilir.Yırtığın tipine ,eşlik eden başka bir patoloji olup olmaması,hastanın yaşına göre doktorunuz uygun tedaviyi, planlayacaktır. Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Menisküs Cerrahisi</p>
<p>Cerrahi tedavi menisküsün iyileşemediği ve şikayetler oluşmaya devam ettirdiği zamanlarda planlanmaktadır. Menisküs cerrahisi günümüzde hemen sadece artroskopik cerrahi ile yapılmaktadır.</p>
<p>Yırtık ve şikayete neden olan menisküs yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi önerilir.Yırtığın tipine eşlik eden başka bir patoloji olup olmamasıhastanın yaşına göre doktorunuz uygun tedaviyi planlayacaktır. Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır. 2 tip menisküs cerrahisi vardır</p>
<p>1. Meninsektomi (yırtık menisküsün alınması); En sık uygulanılan diz artroskopik cerrahisidir. Hasarlı menisküs bölümü kesilerek çıkarılır. Küçük yırtıklarda menisküsün de küçük bir bölümü alındığı için hastalarda herhangi bir fonksiyonel kayba neden olmaz. Menisküsün 1/3 kısmının iyileşme şansı olmadığı için alınır. Yine çok parçalı büyük yırtıklar da alınmak zorunda kalınabilir.</p>
<p>Menisküs alınmasının avantajı hastaların ameliyattan 4 saat sonra yürümekte ve 3 hafta sonra spora dönmeleridir.</p>
<p>Dezavantajlar ise menisküsün büyük kısmının yırtık olduğu durumlarda ise menisküsün büyük bir kısmı -bazen tamamı- alınır ki bu ciddi bir fonksiyonel bozukluğu bağlı zaman içinde diz ağrılarına ve kireçlenmeye neden olabilir. Bu nedenle gereksiz durumlarda menisküsün alınmaması dikilmesi önerilir. Menisküsün alınmasına bağlı olarak oluşan ağrılı durumlarda genç hastalarda kadavradan menisküs nakli gerekebilir.</p>
<p>2. Menisküs dikilmesi; Teknik olarak son derece zor ve deneyimli diz cerrahları tarafından yapılması gereken bir işlemdir. Menisküsün 2/3 dış (eklem kapsülüne yakın) kısmı iyileşme potansiyeli gösterir. Yine bu 2/3 lük dış bölge menisküs fonksiyonlarının % 90 ını yapar. Bu nedenle bu bölgedeki yırtıklar mümkün olduğunca dikilmelidir.</p>
<p>Avantajı menisküsün orjinale yakın biçimde iyileşerek uzun vadeli bir diz performansı sağlar.</p>
<p>Dezavantajları ise ameliyat sonrası 6-8 hafta koltuk değneği kullanılması gerekmesi % 10 dikilen yırtığın iyileşmemesi spora dönüşün 3-4 ayı bulmasıdır.</p>
<p>Ana kural; dikilebilecek tüm menisküs yırtıkları dikilmelidir alınmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yardimcisaglikpersoneli.com/meniskus-belirtileri-ve-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

