Von Willebrand Hastalığı ( VWH) Von Willebrand hastalığı (vWh), kalıtsal kanama diyatezlerinin en sık görülenidir. VWh ...
ADET DÖNGÜSÜ - KADININ 28 GÜNÜ Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir ...
Prof. Dr. Büke, virüsün 2 ile 4 gün arasında kuluçka döneminin olduğunu, bu sürede herhangi ...
kırsehır verilir istanbul... ▼ 06-09, 07:19 asukavuklu Acil Tıp... 1-2 Yaş Bebek Beslenmesi ▼ 05-09, 14:32 CuTeBoY Çocuk Sağlığı ...
Kongre Adı 11. İç Hastalıkları Kongresi Branş İc Hastalıkları Tarihi 30 Eylül - 4 Ekim 2009 Yeri Susesi Deluxe Resort ...
Kamuda çalışan doktorların öğleden sonra özel muayenehanelerine gitmeleri yerine mesaisini çalıştığı kamu hastanesinde tamamlamasını öngördüğü ...
DİŞ FIRÇALAMA HATALARI: Dişlerin fırçalanması belirli bir teknik gerektirir. Ayrıca uygun diş fırçaları seçilmelidir. Bu ...
Soluık bütün yüzü kaplayabildiği gibi ağız çevresi şakaklar gibi bölümleride kaplaya bilir bu solgun beyaz ...
Prognoz Prognoz karaciğer hücre yetmezliğinin büyüklüğüne bağlıdır. En kötü prognoz ise akut hepatitlerdedir. Sirozlu hastada karaciğer ...
Prostat Büyümesinin Tedavisi ▼ 30-09, 18:39 CuTeBoY Erkek Sağlığı PROSTAT BÜYÜMESİ NEDİR? ▼ 30-09, 18:39 CuTeBoY Erkek Sağlığı Prostat çaresiz ...

Arsiv ‘H’ Kategorisi

Hemoroid(Basur)

Yazan fazli On Kasım - 10 - 2009 Yorum Yap

Hemoroid daha çok halk arasında bilinen adı ile basur veya mayasıl kalın barsağın son kısmında yer alan damarların büyümesi veya sarkması ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.

NEDENLERİ

Aslında hemoroidler insan vücudunda varolan normal anatomik yapılardır. Ancak bir takım nedenlerle hemoroidler hastalıklı hale dönüşürler. Başlıca hemoroid nedenleri; kabızlık veya ishal, ailevi yatkınlık, hamilelik karın i. tümörleri, Sürekli ayakta veya oturarak çalışma, siroz

BELİRTİLERİ

Kanama, kaşıntı, akıntı, ağrı, şişlik…

TEŞHİSİ NASIL KONULUR ?

Teşhis hekim tarafından gerçekletirilen muayene ile konur. Gerektiğinde anoskop veya rektoskop ile makat içersine girilere teşhis netleştirilir ve diğer karşılaşabilecek hastalıklarda böylece teşhis edilebilir.

BASKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİR Mİ?

Evet… Makat bölgesinde pek çok hastalıkla karışabilir. Bu hastalıklar anal fissür (makatta yırtık), fistül (makatta delik), kötü huylu tümörler, rektal prolaps (makatın sarkması), polipler, kondilom (virütik bir hastalıktır), ülser, abse ve iltihabi barsak hastalıkları şeklinde özetlenebilr. Hemoridler 2 ‘ye ayrılır. İç ve Dış Hemoroid… Dış hemoridler makatın içi ile tamamen ilşkisiz dışarıda olan hemoroidlerdir.İç hemoridler ise makatın içinde veya dışarıya doğru sarkan hemorid tipleridir. 4 çeşit iç hemoroid vardır. 1) Tamamen içeride sadece anoskop ile hekim tarafından tespit edilebilen hastada kanama şikayeti yapan hemoroid tipidir. 2 inci Tip hemoroid ise Dışkılama esnasında dışarıya çıkarlar ve kendiliğinden içeriye girerler. Daha çok kanama, akıntı ve kaşıntı yapabilirler. 3. üncü tip hemoroidler: Dışkılama ile dışarı çıkarlar ve elle itmek gerekir. Kanama, akıntı ve kaşıntı yapabilirler. +. üncü tip Hemoroidler : Dışkılama ile dışarı çıkmıştır ve içeri itilemezler. Şiddetli ağrı, akıntı ve kanama yaparlar.

HEMOROİD TEDAVİSİ

Diyet önerilir. bol posa bırakan lifli gıdalar alınması uygundur. Alkol alınması engellenir. Sıcak sı,u ile pansuman faydalıdır. Birinci ve ikinci derecede hemoroidlerde kanama kontrolünü sağlamak için hemoroidn en üst kısmından bir iğne ile sklerozan (yapıştırıcı, sertleştirici) bir madde verilir ve hemodoide giden kan akımı azaltılır.. Bu yöntem birçok hastada başarılı olur ancak kısa süre etkili olur. Lastik Şeritle Bağlama yöntemi kolay bir yöntemdir. Birinci, ikinci ve üçüncü derece hemoroidlerde kullanılır. ve oldukça etkilidir. Genellikle seanslar halinde yapılır. Lazer (İnfrared Koagülasyon) En popüler tedavi yöntemidir. Hastaya pek çok avantaj sağlar. hastaya sunduğu avantajlar. Öncelikle güvelidir. Gebelerde güvenle uygulanır. Kalbin elektriksel akımı etkilemez. Uygulaması basittir. Narkoz gerektirmez. Ağrı çok çok azdır. dikiş atılmaz. Kısa sürer

HORLAMA HASTALIĞI

Yazan emre On Eylül - 30 - 2009 Yorum Yap

Normal erişkin insanların en az %45′i zaman zaman horlamaktadır. %25′i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.

A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

  1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.
  2. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.
  3. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.
  4. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?

Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olarak evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.Uyku apnesi diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ?

Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

  1. İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.
  2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.
  3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı.
  4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı.
  5. Aşırı yorgunluktan sakınmalı.
  6. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.
  7. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır.
  8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler ağır horlayanolarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.

Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama – Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser’ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

Unutmayın: Horlama nefes almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç değildir.

Yarık Damak ve Yarık Dudak

Yazan emre On Ağustos - 24 - 2009 Yorum Yap

Yarık Damak ve Yarık Dudak

Anne karnındaki gelişimin erken haftalarında bebeğin doğmasına daha çok varken, dudağın her iki tarafı ve ağız tavanı normal şartlarda beraber gelişir. Nadir durumlarda, yaklaşık her doğan 800 çocuğun 1 tanesinde bu vücut bölümleri birleşemez. Üst dudakta birleşmenin olmaması ve ortada bir yarık meydana gelmesi “yarık dudak” olarak isimlendirilir. Benzer bir doğumsal anomali olarak ağız tabanı ya da damakta yarık meydana gelmesi durumu ise “yarık damak” olarak isimlendirilir. Dudak ve damak dokuları değişik evrelerde geliştiğinden çocuklarda yarık dudak, yarık damak veya her ikisinin birlikte ortaya çıkması görülebilir. Halk arasında bu şekil bozukluğuna tavşan dudak anomalisi de denmektedir.

Şayet çocuğunuz yarık dudak veya yarık damak ya da her ikisiyle birlikte doğduysa, plastik cerrahınız bu anomalilerin düzeltilmesi için cerrahi müdahale önerecektir. Yarık dudak ya da yarık damakla doğan bebeklerin tedavisinde tıbbi profesyoneller oldukça büyük ilerlemeler sağlamış olup bu çocukların sağlıklı ve normal bir hayat sürdürmeleri konusunda oldukça önemli işler başarmaktadırlar.

Eğer çocuğunuza yarık dudak veya yarık damak onarımı ameliyatı düşünüyorsanız, sitemizin bu bölümünde size işlem hakkında size genel bir bilgi verilecek ve böylece sonuç hakkındaki beklentilerinizi değerlendirmeniz sağlanacaktır. Unutulmamalıdır ki, kişiden kişiye özellikler değişiklik göstereceğinden ve her ameliyat bebeğin durumuna ve deformitenin ağırlığına göre değişik planlandığından bu bölüm doğal olarak tüm sorularınızı cevaplayamayacaktır. İşlem hakkında anlayamadığınız ya da merak ettiğiniz konulardada estetik ve plastik cerrahınıza her türlü soruyu sormaktan çekinmeyiniz!.

Ekip çalışmasının önemi

Yarık dudak veya yarık damak ile doğmuş olan bebeklerin mevcut yarık nedeniyle ortaya çıkan problemlerinin düzeltilmesinde bir çok tıbbi disiplinin becerilerine ihtiyaç vardır. Yarıkların kapatılmasını sağlayacak bir plastik cerrahi girişiminin yanında bu çocukların büyümeleri devam ettikçe beslenmelerinde ve diş sağlığında, duyma, konuşma ve psikolojik gelişimlerinde bozukluklar olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu yüzden bir plastik cerrahın başını çektiği yarık konusundaki problemlerde uzmanlaşmış bir çocuk sağlığı hekimi, diş hekimi, konuşma ve dil uzmanı, sosyal yardım görevlisi, işitme konusunda uzman bir kulak burun boğaz hekimi, psikiyatrist, hemşire ve bir genetik uzmanından oluşan yarık dudak-damak ekibine danışmanız önerilir.

Tüm operasyonlar bazı belirsizlikler ve riskler taşır

Yarık dudak-damak onarımı konusunda tecrübeli bir estetik ve plastik cerrah tarafından yapılan yarık dudak-damak onarımı ameliyatı sonrası sonuç genellikle olumludur ve görünümü tamamen değiştirir. Öte yandan her türlü cerrahi operasyonda olduğu gibi, cerrahiye bağlı problemlerin görülebileceği ve bu tip operasyonlara özel bir takım komplikasyonların ortaya çıkabileceği göz ardı edilmemelidir.
Yarık dudak onarımında en sık görülen problem, ağız ve burunun bir tarafının diğer tarafla aynı olmaması nedeniyle ortaya çıkan asimetri sorunudur. Yarık dudak cerrahisinin amacı ilk operasyonda yarığın tamamen kapatılmasıdır, ancak asimetrinin giderilmesi için ikinci hatta üçüncü bir operasyon gerekebilir.

Yarık damak cerrahisinde amaç ağız tavanındaki yani damaktaki açıklığın kapatılıp çocuğun yeme konuşma fonksiyonunu düzgün olarak yapmasını sağlamaktır. Bazı durumlarda damaktaki iyileşme problemleri veya konuşma bozukluğu nedeniyle ikinci bir operasyon gerekebilir.

Ameliyatınızın Planlanması

Estetik ve Plastik cerrahınızla ilk görüşmenizde doktorunuz kullanacağı cerrahi teknik hakkında detaylı bilgi verecek, operasyonun yapılacağı yer, kullanılacak anestezi tipi ve olası risk ve komplikasyonlar hakkında size detaylı bilgi verecektir. Estetik ve Plastik cerrahınız ayrıca bebeğinizi ameliyat öncesi ve sonrasında memeyle ya da biberonla mı besliyeceğiniz gibi aklınıza takılabilecek soruları cevaplayacaktır.Yine de aklınıza takılan her türlü soruyu (özellikle beklentileriniz ve operasyon sonucu hakkındaki çekinceleriniz varsa) sormaktan çekinmeyiniz.

Yarık dudak ameliyatı

Yarık dudak anomalisi, üst dudağın kırmızı kısmında küçük bir çentiklenmeden tüm üst dudağın burunun içine kadar iki yana ayrılmasına kadar değişen bir spektruma sahiptir. Yarık dudağın bir veya iki tarafında olabilir. Ameliyat bebek 10 günlük olduktan ve doğum sarılığı iyileştikten sonra yapılabilir. Ameliyat en geç bebek 3 aylık olduğunda yapılmalıdır. Yarık dudak ameliyatı ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyi olacaktır. Ayrıca bitiştirilip onarılan dudak birbirinden uzak olan damak bölümlerinin de birbirine yaklaşmasını sağlar.

Yarık dudağın onarımı sırasında cerrah, yarığın iki tarafında burun deliğine kadar bir kesi yapacaktır. Cerrahınız dışarıdaki koyu pembe kısmı içeri doğru çevirecek, sonra kas ve deri tabakalarını sırayla kapatarak yarığı onaracaktır. Dudağın yay benzeri şekli ve kas fonksiyonu böylece sağlanmış olacaktır. Burun deliklerindeki bozukluk ilk ameliyatta veya daha sonraki ameliyatta düzeltilebilir ancak simetri sağlanması için birden çok ameliyat gerekebilir.

Yarık dudak ameliyatı sonrası iyileşme

Ameliyat sonrası erken dönemde çocuğunuzda huzursuzluk olabilir ancak cerrahınız bunun için uygun ilaçları önerecektir. Dikişlerini kurcalamasını engellemek amacıyla çocuğunuza eldiven giydirmeniz (dirsek tutucuları) gerekebilir.

Yara pansumanla kapatılmışsa ; bu bir iki gün içinde kaldırılacaktır. Dikişler ya kendiliğinden eriyecek ya da beş gün sonra alınacaktır. Cerrahınız ilk haftalarda çocuğunuzu nasıl besleyeceğinizi size anlatacaktır.

Ameliyat sonrasındaki ilk birkaç hafta yara izinin kızarıp kabarması normaldir. Bu; zamanla azalacak ancak tamamen kaybolmayacaktır. Yine de birçok çocukta burun ve dudağın gölgesi arasında dikkati çekmeyecektir.

Yarık damak ameliyatı

Bazı çocuklarda damağın arka kısmında sadece bir incelik şeklinde olabilirken bazılarında tüm damak boyunca bir yarık ortaya çıkabilir. Yarık dudakta olduğu gibi yarık damak da tek ya da çift taraflı olabilir. Yarık damağın onarımı daha kompleks bir ameliyat gerektirir ve genellikle çocuk 9 ile 18 aylar arasındayken yani ameliyatı da kolay tolere edebileceği dönemde yapılır. Ameliyatın bebek konuşmaya başlamadan yapılması konuşmasının daha iyi olmasını sağlayabilir.

Ameliyat sırasında cerrah, yarığın iki yanı boyunca kesi yapacak, her iki yandan ağıza tavanında orta hattaki yarık üzerine doku getirecektir. Bu işlem damağı kapatacak, yumuşak damaktaki kası onaracak ve düzgün konuşma ve yutma için yeterli uzunlukta bir damak oluşturacaktır.

Yarık damak ameliyatı sonrası iyileşme

Ameliyattan sonraki ilk bir iki gün çocuğunuzun ilaçlarla kolaylıkla ortadan kaldırılabilecek ağrısı olabilecektir. Bu süre içinde ağızdan bir şeyler yemek ve içmek istemeyecektir, bu nedenle damar yolundan destek sıvı tedavisi uygulanacaktır. Dikişlerini kurcalamasını engellemek amacıyla çocuğunuza eldiven giydirmeniz ( dirsek tutucuları ) gerekebilir. Cerrahınız ilk haftalarda çocuğunuzu nasıl besleyeceğinizi size anlatacaktır. Burada önemli olan damakta iyileşme sorunu olmaması için cerrahınızın size önerdiklerini harfiyen yerine getirmenizdir.

Onarılmış dudak veya damak

Yarık damaklı çocuklarda yarığın orta kulağı etkilemesi nedeniyle kulak enfeksiyonlarına yatkınlık vardır. Gerekli drenajın ve havalanmanın olması için ekipteki kulak burun boğaz doktoru kulak zarına özel plastik tüpler yerleştirilmesini önerebilir. Bu küçük müdahale aynı ameliyatta veya daha sonra uygulanabilir. Ek olarak cerrahınız ileri yaşlarda dudak, burun, diş etleri ve damak için düzeltici ameliyatlar önerebilir.

Merak ettiğiniz konuları ekipteki doktorlarınızla rahatlıkla tartışabilirsiniz.
Akılda tutulması gereken en önemli nokta, yarık dudak veya damak ameliyatının, çocuğunuzun tedavisinin sadece başlangıç aşaması olduğudur. Aile desteği çocuğunuz için çok önemlidir. Sevgi ve anlayışlılık onun fiziksel sorununu önemsemeden kendine güvenmesini sağlayacaktır.

Tansiyon yükselmesi durumunda yapılacak ilkyardım

Yazan emre On Ağustos - 22 - 2009 Yorum Yap

Yüksek tansiyonun tanımı, sistolik basıncın 160 mm civa (veya üzerinde olması) ve diyastolik basıncın 95 mm civa”dan yüksek olmasıdır. Bu düzeyler arasındaki basınçlar ile normal değerler arasındaki değerler (140 mm civa”nın üzerinde olan bir sistolik basınç ve 90 mm civa”nın üzerinde olan bir diyastolik basınç) “sınırda yüksek tansiyon” olarak kabul edilir.

Başta dolgunluk hissi, başın arka tarafından ağrı, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, bulantı gibi belirtiler bulunabilir veya hiçbir belirti de olmayabilir.

Yüksek tansiyonunuz varsa günlük kan basıncı ölçümü hayatınızın bir parçasıdır. Kan basıncının ölçümünde kullanılan mekanik, civalı ve elektronik tipte aletler vardır. Kullanımları pratik olmakla birlikte bu aletleri kullanırken bazı noktalar dikkate etmek gerekir. Mesaneniz doluysa ya da kısa bir süre önce kahve veya sigara içmişseniz kan basıncınız yüksek çıkabilir. Kan basıncı ölçümünden önce 5 dakika sakin bir şekilde oturmak gerekir. Ölçüm sırasında kolunuz bir masa veya sandalyenin kolu üzerinde ve kalp hizasında olmalıdır.

Sağ kolunu kullananlarda tansiyon sol koldan, sol kolunu kullananlarda ise sağ koldan ölçülmelidir. Aletin manşonu (şişen bölümü) üstkola takılır, manşonun alt kenarı dirsekten 2.5 cm kadar yukarıda olmalı ve kola iyi oturmalıdır. Aletle birlikte kullanılan ve nabız seslerini dinlemeye yarayan stetoskopun tamburu, kolun içyüzünde bükülmüş dirseğin üzerinde manşonun hemen altına yerleştirildikten sonra aletin manşonu şişirilir ve göstergeye bakılarak ibre hızlı olarak, beklenen sistolik basınç değerine 30 mmHg yukarısan kadar yükseltilir. Balonun ucundaki vida açılarak basınç saniyedi 2-3 mmHg düşecek şekilde yavaş yavaş söndürülür. Basınç düşerken nabız sesleri dinlenir ve seslerin ilk duyulduğu nokta sistolik basıncı, atımların son duyulduğu nokta ise diyastolik basıncı gösterir. Ölçümü doğrulamak için bu işlem bir kez daha tekrarlanır.

Yüksek tansiyonu olan bir kişiye için ilk tavsiye, yaşam tarzını değiştirmesi olacaktır. Tedavinin ilk adımı fazla kiloların verilmesi, yemekle alınan tuz miktarının kısıtlanması, varsa alkol ve kahve tüketiminin kısıtlanması ve fiziksel egzersizin arttırılmasıdır. Bu önlemlerle tansiyon 3-6 ay içinde normale inmemişse ilaç tedavisi gerekebilir.

Tuz, yüksek tansiyonda önemli bir faktördür çünkü fazla tuz, dolaşımdaki sıvı miktarını, dolayısıyla kalbin yükünü arttırır. Günlük ihtiyacın karşılanması için yarım çay kaşığı tuz yeterlidir. Oysa ortalama olarak yemeklere günde 3-4 çay kaşığı tuz alınmaktadır. Bu bakımdan tuzlu besinlerden kaçınmanın yanı sıra yemeklere sofrada tuz konulmamalı, tuzsuz ekmek yenilmelidir. Hazır gıdaların peynirlerin, pastırma, sucuk salam gibi besinlerin, ketçap ve benzeri sosların içinde bol miktarda tuz olduğu hatırlanmalıdır. Tansiyon normal olsa bile tuz kısıtlaması, yüksek tansiyondan koruyacaktır. Tuz kısıtlaması basit ve kolay bir önlemdir. Kilo verilmesi kalbin yükünü hafifletir ve ilaç kullanılmadan tansiyonun düşürülmesini sağlayabilir. Bedensel egzersiz yapılması, yani hareket ve yürüyüş hem kilo verilmesi hem de kalbin çalışmasını düzenleyerek yüksek tansiyonu düşürümeye katkıda buluncaktır. Ancak bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışmanız gerekir.

Hipnoz ne işime yarar

Yazan emre On Ağustos - 10 - 2009 Yorum Yap

Mesleğimizde insanlarla uğraşırken çoğu zaman gerilir çoğu zaman yorulur yada işimiz icabı çoğu zaman yanlız kalabiliriz.(Bir hemşirenin gece nöbette tek kalması gibi).Kimimizde korku kimimizde alışkanlık halini almıştır.Kendi kendinize yapacağınız hipnoz yöntemlerinizle işinizde başarı sağlayabilir korkularınızı yenebilir,kötü alışkanlıklardan(sigara) kurtulabilir ve sinirli stresli yaşamdan uzaklaşıp sakin biri olabilirsiniz.Tüm sağlık personeline faydası olması diyeğiyle…

HİPNOZ NASIL İŞE YARAR?

Zihnin vücudumuz üzerinde çok büyük etkileri vardır.

1-Zihni duygularla birlikte etkileyen olaylar, vücudumuzda kronik . rahatsızlıklar, hastalıklar veya ağrı yaratabilirler.

2-Çaresizlik, üzüntü, duygusal gerginlik, suçluluk duygusu gibi kuvvetli
hisler, bağışıklık sistemimizi baskılayabilir.

3-Zihinsel ve fiziksel stress, hormonlar ve endokrin sistemi yoluyla
psikosomatik hastalıklar meydana getirebilirler.

Sağlığımızı etkileyen ana faktörler aşağıda listelenmiştir.

Stress
Bellek
Duygular
Olumsuz şartlanmalar
İnançlar

Herhangi bir fiziksel rahatsızlığın ya da ağrının arkasında çoğunlukla yukarıda belirtilen sebepler vardır. Hipnoz seansı, bu sebeplerin bilinçaltından ortaya çıkartılmasında yardımcı olur. Bazen, bilinçli zihnimizle düşünerek bulamayacağımız bazı olumsuz şartlanmalar, bilinçaltımızda hipnoz seansı ile ortaya çıkar. Böyle bir seans sırasında, hipnoz uzmanı ile kişi arasında önceden konuşulup kararlaştırılmış olan olumlu telkinler uzman tarafından kişiye verilir. Bu telkinler her zaman, fiziksel saglik, zihin/beden/ruh dengesinin sağlanması, stress ve rahatsızlıklardan kurtulma yönünde olacaktir.

Bazen bilinçaltımızda, belirli fiziksel rahatsızlıklarla olumsuz anıları birbiriyle özdeşleştirerek tutarız. Örneğin, bahar mevsiminde çok şiddetli bir bronşit geçirmişsek ve bu bahar mevsimi ile özdeşleşerek bilinçaltımızda kalmışsa, her baharda öksürmeye ya da daha çabuk üşütüp hastalanmaya meyletmemize sebep olur. Hipnoz, bu tarz şartlanmaları da temizleyerek ruh/beden dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.

Ağrı kesmek, yine hipnoz tekniklerinin etkili olduğu bir alandır. Fakat, herhangi bir ağrı varsa, hipnoz yöntemini kullanmadan önce mutlaka bir doktora giderek tıbbi araştırma ve teşhis
yapılmalıdır. Doktorun tedavi tavsiyesine harfiyen uyulmalı, ve hala ağrı varsa, hipnoz yöntemi kullanılmalıdır.
Örneğin kanser gibi ciddi rahatsızlıklarda, doktor tedavisi sürdürülse bile ağrı kaçınılmazdır. Böyle durumlarda, hipnoz seansları ağrıyı hafifletebilir.

Hipnoz seanslarında, sujeye, hastalıklara karşı direnci kuvvetlendirmek amacıyla, zaman içerisinde yolculuk yaptırılabilir. Örneğin hastalığın başlamasından önceki dönemlere yolculuk yapılarak, hafızada kayıtlı olan tam sağlıklı olma hissine ulaşılır, ve bu his büyütülerek şimdiki zamana getirilir. Ve sujenin sağlıklı olma durumu tüm vücuduna hatırlatılır.

HERKEZ HİPNOZ OLABİLİR MI?

Ortalama zeka düzeyine sahip ve hipnoterapistin sesini takip edecek kadar konsantrasyona sahip herkes hipnoza girebilir. Yalnızca çok yaşlılar için bu kurallar pel geçerli olamayabilir. Yaşlılığa bağlı konsantrasyon bozuklukları, sujenin hipnoz altına girebilmesini güçleştirir.

Herkesin kişilik yapısı farklıdır ve kendisini değişik şekillerde ifade eder. Başarılı bir hipnoz uzmanı, sujenin kişilik yapısını iyi analiz ederek, uygun bir hipnoz tekniği uygular. Başarı, aslında sujenin transta neler hissetmeyi beklediği ile de ilgilidir. Tekrar vurgulamak isterim ki, hipnoz kişinin bilincini kaybetme halı ya da uyku hali değildir. Tam tersine suje, hipnoterapist ile konuşabilecek haldedir ve isterse kontrolü ele alabilir. Hipnoz sırasında istemediği sırlarını ortaya dökmek zorunda değildir. Trans sırasında, kişi, uzmanın sorduğu sorulara cevap verirken, istemediği detayları kendisine saklayabilir. Kendinizi çok sürükleyici bir kitap okurken konunun içinde kaybolmuş gibi hissettiğiniz olmuştur. Ya da bir televizyon programına kendinizi kaptırarak, kapının zilini ya da size seslenildiğini duymadığınız zamanlar olmuştur. İşte bu, sizin hipnoza rahatlıkla girebileceğinizin bir kanıtıdır.

HİPNOZ NE DEĞİLDIR?

Hipnoz, kesinlikle tıbbi yardım ya da psikoterapinin yerini tutamaz. Bir tedavi yöntemi değildir. Sadece, hastalıkların tedavisi sırasında, tıbbi yardımın yani sıra, tamamlayıcı etkisi olan bir yöntemdir. Hipnoz, tıbbi tedavinin daha çabuk etki etmesini sağlayabilir, stresten arınmamızı, ağrıyı kontrol altına almamızı sağlayabilir. Ancak ağrının ana kaynağı bir doktor tarafından teşhis edilmeli ve tedaviye alınmalıdır.

Hipnozun Tarihçesi

Yazan emre On Ağustos - 10 - 2009 Yorum Yap

Warning: preg_replace() [function.preg-replace]: Unknown modifier 'T' in /home/yardimci/public_html/wp-content/plugins/automatic-tag-link/automatic-tag-link.php on line 102

Aile hekimliği modelinin eksikleri ve yanlışlıkları

Yazan admin On Ağustos - 6 - 2009 Yorum Yap

Aile hekimliği modelinin eksikleri ve yanlışlıkları;

  1. İkili sistem: Aile hekimliği modelinin temel ilkesi, hekimlerin istedikleri yerlerde hizmet verme özgürlüğüdür. Yani, nerede çalışacaklarına hekimler kendileri karar verir. Bu kararlarını verirken hekimlerin çalışacakları yerdeki gelişmişlik düzeyini göz önünde bulunduracakları açıktır.
  2. Kırsal kesimi dışlayan sistem: Yukarıda açıklandığı gibi, aile hekimliği modelinin en belirgin sakıncalarından birisi kırsal bölgelere yeterince önem vermemesidir. Kentte yaşayanların aile hekimlerini seçebilmelerine karşın, köylerde yaşayanlara bu hak tanınmamaktadır. ama aile hekimliği modelinin hekim seçme özgürlüğü” ilkesine ters düşmektedir. Eğer, aile hekimlerine köyler bağlanacaksa, köylerdeki kişiler istedikleri hekimleri seçemeyecekler demektir. Çünkü orijinal modele göre, köylüler de tıpkı kentliler gibi farklı aile hekimlerini tercih edebilirler.
  3. “Koruyucu hizmetler önceliğini yitirmiştir. Birlikte verilmesi gereken toplumsal hizmetlerin ayrı birimlerce yürütülmesi planlanmıştır. Örneğin, bulaşıcı bir hastalık ile karşılaşılması durumunda aile hekimlerinin sorumluluğu yalnızca bildirim ile sınırlıdır. Koruyucu hizmetlerin alanda sürdürülmesinden vazgeçilmiş, hizmet yalnızca başvuranlar ya da çağrıldığında gelenler ile sınırlandırılmıştır. Toplumsal ölçekte programlı bir gebe, loğusa, bebek ve çocuk izlemi ve bağışıklama hizmeti gözlenmemiştir. Bunlarla ilgili net bir tanımlama yoktur.
  4. Tedavi ağırlıklı hizmet: Önerilen aile hekimliği modelinin tedavi ağırlıklı olduğu bir gerçektir. Bu hekimlerin köyleri ziyaret edeceği, gezici hizmet vereceği, hekime başvurmayan ve asıl risk altındaki toplumlara erişebileceği gibi öngörülerde bulunmak gerçekçi değildir. Ayrıca, bu sistemde, bir yerleşim yerinden diğerine geçici olarak giden kişilerin gittikleri yerlerde muayenelerinde sorunlar yaşanacaktır. Koruyucu hizmetler büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Nitekim şimdiye kadarki pilot uygulamalarda başta aile planlaması, aşılamalar gebe ve çocuk izlemleri olmak üzere kişiye yönelik koruyucu hizmetlerin bariz şekilde gerilediği görülmüştür. ( 5,8, 27-29)
  5. Kronik hastalığı olanlar dışlanabilir: Aile hekimliği sisteminin temel ilkelerinden birisi, hekim seçme özgürlüğüdür. Ancak, hekim seçme özgürlüğünün olduğu yerde, hasta seçme özgürlüğüde söz konusudur. Yani, hekimini seçen bir kişi, hekim tarafından istenmezse o hekimin listesine giremez. Hekimler, yaşlı, bebek, kronik hastalığı olan, problemli vakaları listelerine almak istemeyebilirler. Nitekim İngiltere, Almanya, ABD’de benzer sorunlar yaşanmıştır. İngiltere, bunun çözümünü hekimlere bu tür hastalar için daha fazla para ödemekte bulmuştur.
  6. Ulusal programların yürütülmesi güçleşecek: Her ne kadar gündemden çıkmış gibi görülse de, Hükümetin asıl yaklaşımını yansıtan ve gelecekte bir biçimde gerçekleştirileceği anlaşılan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısına göre, Sağlık Bakanlığı’nın taşra teşkilatı olmayacaktır. Bakanlığın kontrolü dışındaki il özel idareleri ve her biri bağımsız çalışan aile hekimleri ile yürütmek mümkün olamaz. Bağışıklama kampanyaları, “demir gibi Türkiye”, fenilketonüri taramaları gibi ulusal sağlık programlarının yürütülmesi çok güçleşecektir( 5, 28,29)
  7. Aile hekimi nüfus tabanına dayalı örgütlenmemiştir: Aile hekimliği modeli bir coğrafya anlayışı ile değil, kendisini seçen ve kaydolan kişilerle ilgilenir. Bir aile hekimine bağlı olan kişiler onlarca sağlık ocağı bölgesinden gelebilir.  Hizmet kapsamındaki nüfusun tespitinde muhtarlık kayıtlarına ve bireysel başvurulara güvenilmektedir ve olası mevsimsel değişimlere (mevsimlik işçi, turizm, vb.) karşı planlı bir hazırlık gözlenmemektedir( 8)
  8. Rekabetin hizmet kalitesini artıracağı düşünülmüş ve planlanmıştır: Ancak uygulamalar hekim dışı personelin kayıt dışı çalıştırılması, hekimler arasında özellikle ortak harcamalar ile ilgili tartışmalar ve yoğun ekonomik çıkar hesapları gibi kaygı verici sonuçlara yol açmıştır.
  9. Pahalı sistem: Aile hekimliği modeli pahalı bir sistemdir. Hele, iş başına ödeme sistemi uygulanırsa (ki hem aile hekimlerinin bazı hizmetleri, hem de hastane masrafları bu şekilde karşılanacaktır) ülkemizin kaynakları bu hizmetleri karşılayamaz. Performans değerlendirmesi uygulaması, sağlık hizmetleri için harcanacak giderleri daha da artıracaktır. Sağlık harcamalarını kısmayı amaçlayan 1 Temmuz 2006 tarihli Maliye Bakanlığı tebliği de bu gerçeği engelleyemeyecektir( 5,8).

10.  Bu modelde aile hekimi işveren aile sağlığı elemanı çalışan konumundadır. Sözleşmeli çalışmak işsizlik korkusu demektir, işine son verileceği korkusu ile örgütlenememek demektir, daha düşük ücretle daha olumsuz koşullarda çalışmak demek, geniş ölçüde sosyal güvenceden yoksunluk demektir, mesleki bağımsızlıklarını (Hasta/bireylerin haklarını savunmak gibi) kaybederek her türlü baskıya açık hale gelmek demektir( 29)

11.  Çalışma saatleri: aile hekimi yedi gün 24 saat bakım verdiği kişilerden sorumludur. O zaman yardımcısı olarak nitelendirilen hemşirede aynı koşullarda olacaktır. Hemşirelerin fazla çalışması işlerini, aile ilişkilerini, sosyal yaşamlarını ve kendi sağlıklarını olumsuz etkilemekte, hemşirelerde tükenmişlik yaratmakta buda bakım verdikleri hastalara zarar verme nedeni olmaktadır.

12.  Ev ziyaretleri: Aile hekimliği modeli ile ev ziyaretleri uygulamasına ve gebe takibine son verilmiştir.

13.  Bu modelle hasta birey müşteriye, sağlık ocağı işletmeye dönmüştür. Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine ve aile sağlığı elemanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, nöbet, acil yardım hizmetleri, olağan üstü durumlarda yapacakları hizmetler, toplum sağlığı ve benzeri hizmetler için;

  1. Kayıtlı kişi sayısına bakılmaksızın ilk bin kişiye kadar

B. Bin kişinin üzerindeki her kayıtlı birey başına 1 YTL, aile sağlığı elemanı 0,4 YTL alır.

14.  Eğitim, araştırma ve sağlık bölgeleri ortadan kalkmıştır.

15.  Aile hekiminin hizmet içi eğitimi amaçlanmamaktadır.

16.  Kişiye yönelik koruyucu hizmet anlayışı yanlıştır.

Yeni bir ekip anlayışı getirmiştir: Bu kanunla hemşirelik, ebelik, sağlık memurluğu gibi ayrı alanlara gerek duyulmayıp, tüm bu sağlık disiplinleri aile sağlığı elemanı haline getirilmiştir ve yardımcı sağlık personeli olarak görülmüştür. Bu durum ileride önemli bir işsizlik sorunu yaşanabileceğinin habercisidir. Sözleşmeli statüde çalışma, sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldırmıştır

Kronik hepatik ensefalopati tedavisinde Karaciğer Transplantasyonu

Yazan admin On Ağustos - 5 - 2009 Yorum Yap

Karaciğer Transplantasyonu

Kronik hepatik ensefalopati tedavisinde en etkin yöntemlerden biride karaciğer transplantasyonudur. Fakat transplantasyon sonrası hastanın tedaviye uyumu göz önünde bulundurulduğunda ciddi, kronik veya tedaviye cevapsız olgularda MSS’nin organik irreversibl bozuklukları bir konterendikasyon oluşturmaktadır

Hepatik Ensefalopatinin Tedavisi ve Bakımı

Yazan admin On Ağustos - 5 - 2009 Yorum Yap

Hepatik Ensefalopatinin Tedavisi ve Bakımı

Hepatik ensafolapatinin tedavisi ve bakımı barsaktaki bakteri popülasyonunun azaltılması ve toksik metabolitlerin oluşumunun önlenmesine yönelik planlanır.

Bu aşamalar,

  1. Presipite eden faktörlerin saptanması ve önlenmesi
  2. Protein alımı kısıtlanır.Akut atak esnasında diyet proteini günde 20 grama düşürülür. Kalori alımı 2000 kal/gün veya üzerinde oral veya IV olarak idame ettirilir. Akut koma tablosunu geçirmiş hastalarda normal seviyede protein alımına süratle geçilebilir.

Kronik grupta ise mental semptomların kontrolü açısından kalıcı protein kısıtlamasına ihtiyaç duyulmaktadır. Tolerans limiti genellikle günde 40-60 gramdır. Bitkisel proteinler hayvansal proteinlere göre daha iyi tolere edilebilirler.

Bitkisel proteinler daha az amonyak oluşturucudurlar. Aynı zamanda daha laksatif olup diyetle lif alımını artırırlar. Böylece fekal bakterilerle yapılan azot içeriğinin atılmasını sağlarlar. Protein kısıtlaması sadece ensefalopati bulguları gösteren hastalar için endikedir

  1. Hastanın hayati önemi olmayan tüm ilaçları kesilir.
  2. Kolon temizliği için laksatif (en çok laktuloz duphalac  4×15-30 cc) ve günde iki kez boşaltıcı  lavman uygulanır. Laktuloz kolon bakterileriyle fermante olan ve kolonun pH’ını azaltan bir disakkarittir.Düşük pH amonyağı tutarak emilimini engeller.
  3. Nitrojen içeren ilaçlardan kaçınılması (morfin kontrendike)
  4. Geniş spektrumlu bir antibiyotik (neomisin,ampisilin (4×1 gr.) 1 haftadan 1 aya kadar verilir. Oral olarak verilen neomisin antibakteriyel etki dışında, gastrointestinal amonyak oluşumunun azaltılmasında çok etkilidir. Bağırsaktan çok az miktarı emilmesine rağmen, kanda seviyesi saptanabilir ve uzun süreli kullanımında nefrotoksik yan etkiler görülebilir. Bunun için akut vakalarda 5-7 gün boyunca 4-6 gram/gün şeklinde ve bölünmüş dozlarda kullanılmalıdır.

Metranidazolün de (4X200 mg/gün PO) neomisin kadar etkili olduğu bildirilmiştir. Doza bağımlı MSS toksisitesinden dolayı uzun süre kullanılmamalıdır.

Levodopa kullanılan diğer bir tedavi seçeneğidir. Dopamin kan beyin bariyerini geçemez, levodopa geçer ve ensefalopatide geçici uyanıklığa neden olur. EEG de düzelmeyi artırdığı görülmüştür.

Çinko replasmanı, çinko eksikliğinin sirozlu hastalarda sık görüldüğü ve deneysel çalışmalarda çinko eksikliğinin kan amonyak seviyesinde yükselmeye neden olduğu gösterilmiştir.

Hepatik Ensefalopati Prognoz

Yazan admin On Ağustos - 5 - 2009 Yorum Yap

Prognoz

Prognoz karaciğer hücre yetmezliğinin büyüklüğüne bağlıdır. En kötü prognoz ise akut hepatitlerdedir. Sirozlu hastada karaciğer yetmezliğinin bulguları olan asit, sarılık ve hipoalbuminemia mevcut ise hastanın dış görünümü kötüdür. Eğer tedavi koma öncesi dönemde başlarsa başarı şansı yükselir. Eğer infeksiyon, yüksek dozda diüretik alımı ve kanama gibi presipitan faktörler tedavi edilirse prognoz daha da iyileşir

 

GOOGLE Arama Motoru

Özel Arama
 

Lida mucizevi bitkisel zayıflama  |  Lida kapsülünün faydalarını tanıyın...