Bu grup bozukluklarda uyku-uyanıklık döngüsü ile ilgili içsel ve dışsal sirkadyen ritimler arasında bir bozukluk ...
Türkiye genelinde pilot seçilen 24 ilde başlatılan Aile Hekimliği uygulamasında, Osmaniye'nin örnek il olduğu bildirildi. İl ...
Miksödem koması,tedavi edilmeyen hipotiroidinin ulaşacağı noktadır. İlerleyici güçsüzlük, stupor, hipoventilasyon, hipotermi, hipoglisemi, hiponatremi ile karekterizedir. ...
Serum sT4 düzeyinde düşme,TSH düzeyinde artma primer hipotiroidi için tanı koydurucudur. Serum sT3 düzeyi değişkenlik ...
Ramazan ayında uzun süreli aç kalınması nedeniyle ağız kokusunun yoğunlaştığını söyleyen uzmanlar, yapılacak birkaç pratik ...
Akut Fizyolojik ve Kronik Sağlık Değerlendirilmesi – APACHE Bu skor ilk olarak 1981 yılında geliştirilmiştir. ...
KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ? Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü ...
Yarık Damak ve Yarık Dudak Anne karnındaki gelişimin erken haftalarında bebeğin doğmasına daha çok varken, dudağın ...
Bu yıl uzun yaz günleri ve sıcak havalara denk gelen ramazan ayında oruç tutanlar, beslenmelerine ...
1)Acil Yardım ve Hasta nakil Ambulanslarında sağlık personeli ve sürücü olarak Komuta Kontrol Merkezlerinde ...

Arsiv ‘A’ Kategorisi

Adet Öncesi Sinir Bozuklukları

Yazan fazli On Ekim - 24 - 2009 Yorum Yap

Ruhi durumunuzda değişiklikler, hassas memeler, karında şişkinlik, yemek yemeye aşırı istek, yorgunluk, sinirlilik ve depresyon. Eğer bu problemlerden bir kısmını veya hepsini aylık reglinizden evvel yaşıyorsanız, adet öncesi sendromunuz (PMS) olabilir.

Adet gören kadınların tahminen yüzde 70 ile 90 kadarında bir tür PMS bulunmaktadır. Bu problemlerin, 20′li 30′lu yaşlarında olan kadınlarda daha fazla sıkıntı yaratması olasıdır; tekrarlamaya yatkındır. Ancak fiziki veya duygusal değişiklikler her adet döneminde daha fazla ya da daha az yoğunlukta olabilir.

Gene de, bu problemlerin hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin. Son yıllarda, PMS hakkında çok şey öğrenilmiştir. Tedaviler ve hayat tarzında yapılacak ayarlamalar, bulgu ya da belirtilerinizi azaltma veya idare etmenizde size yardımcı olabilir.
Bulgu ve Belirtiler

Birçok kadın için PMS�e dair bulgu ve belirtiler rahatsız edici olup adet döneminizde istenmeyen bir bölümdür. PMS in en sık görülen fiziki ve duygusal bulgu ve belirtiler arasında şunlar bulunmaktadır:

� Sıvı toplanması nedeniyle kilo artışı
� Karında gergin şişkinlik
� Memelerde hassasiyet
� Gerilim veya endişe
� Kederli ruh hali
� Ağlama nöbetleri
� Ruh halinde değişkenlik ve sinirlilik ya da öfke
� İştahta değişiklik ve yeme isteği
� Eklem veya adale ağrısı
� Baş ağrısı
� Yorgunluk

Muhtemel bulgu ve belirtilerin listesi uzun olmasına rağmen, PMS olan kadınlarda bu problemlerin sadece bir kısmı görülmektedir.

Kadınların tahminen yüzde 30 ile 40 kadarında, fiziki ağrı ve duygusal stres, günlük işlerine ve faaliyetlerine tesir edecek kadar şiddetli olabilir. Bu kadınların çoğunda adet kanaması başladığında belirtiler kaybolmaktadır.

Ancak, PMS olan kadınların bazıları için, belirtiler engelleyici olacak derecede şiddetli olabilir. PMS�nin bu şeklinin psikiyatrik tanımlaması mevcuttur- adet öncesi disforik rahatsızlık (PMDD). PMDD, adet öncesi bir sendrom olup belirtileri arasında, ağır depresyon, ümitsizlik hissi, öfke, endişe, kendine güven eksikliği, dikkatini toplamada zorluk, sinirlilik ve gerilim bulunmaktadır. Şiddetli PMS si olan kadınların yüzde 50 ile 60�ında temelde bir psikiyatrik rahatsızlık mevcuttur.

Anksiyete Uygulanacak tedavi faydalı olabilir

Göğüs ağrısı: Yaygın ama genelde bas edilebilir

Kadınlar ve depresyon: Cinsiyetin eksikliğini anlamak

Orta yaşta yeme bozuklukları: Bir Mayo Clinic uzmanıyla röportaj

Yorgunluk

Uykusuzluk

TEŞHİS VE TEDAVİ İÇİN DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ!

Nedenleri

Kimse PMS�nin esas nedeni bilmemektedir, ancak rahatsızlığa birkaç faktör etki edebilir. Hormonlardaki dönemsel değişiklikler önemli bir neden gibi görünmektedir, zira PMS�nin bulgu ve belirtileri hormonlardaki dalgalanmalarla değişmekte ve hamilelik ve menopozda da kaybolmaktadır

Beyindeki kimyasal değişiklikler de söz konusu olabilir. Nedenlerden birisi, özellikle depresyon gibi ruh hali değişikliklerinde önemli bir rol oynadığı düşünülen bir beyin kimyasalı (nörotransmiter) olan seratonindeki dalgalanmalardır. Yetersiz miktardaki seratonin düzeyleri, PMS�nin yorgunluk, yeme isteği ve uyku problemleri gibi diğer belirtilerine katkıda bulunabilir.

Nadiren, şiddetli PMS�si olan bazı kadınlarda, her ne kadar PMS�nin tüm belirtilerine depresyon tek başına neden olmasa da, teşhis edilememiş bir depresyon mevcuttur. Stres de bazı belirtileri kötüleştirebilir, ancak tek başına neden değildir.

Bazı PMS belirtileri vitamin ve minerallerin yetersizliğine bağlanmıştır. Sıvı toplanmasına neden olan aşırı tuzlu yemek, ruh halinde ve enerji düzeyinizde bozukluklara neden olabilen alkol ve kafeinli içecekler tüketmek de PMS ye katkıda bulunan faktörler olarak belirtilmiştir.

Kişisel Bakım

Yemek yeme, egzersiz şeklinizi ve günlük hayata bakışınızı değiştirerek PMS belirtilerinizle başa çıkabilir ya da bazen azaltabilirsiniz. Şu tedbirleri deneyin:

Diyetinizi ayarlayın

� Şişkinlik ve dolgunluk hissinizi azaltmak için daha az, daha sık öğünlerle beslenin.
� Şişkinlik ve sıvı toplanmasını azaltmak için tuz ve tuzlu gıdaları kısıtlayın.
� Meyve, sebze ve taneli hububat gibi karmaşık karbonhidratlar açısından zengin gıdaları tercih edin.
� Kalsiyum zengin gıdaları tercih edin. Sütlü gıdalara tahammülünüz yoksa ya da beslenmeyle yeterli kalsiyum alamıyorsanız, her gün kalsiyum takviyesi almanız gerekebilir.
� Her gün multi-vitamin takviyesi alın.
� Kafeinden sakının.
� Alkolden sakının.
� Düzenli rutininiz içine egzersizleri de katın

Haftanın birçok gününde en az 30 ile 60 dakika arasında hızlı yürüme, bisiklete binme, yüzme veya aerobik faaliyeti yapın. Günlük düzenli egzersiz genel sağlığınızı düzeltir ve yorgunluk ve kederli ruh haliniz gibi belirtileri azaltır.

� Stresi azaltın
� Bol bol uyuyun.
� Baş ağrılarını, endişe ya da uyuma güçlüklerini (insomnia) azaltmada yardımcı olması için ilerleyici kas gevşetme teknikleri veya derin nefes alma egzersizleri uygulayın.

Birkaç ay boyunca belirtilerinizi kaydedin. Belirtilerinizi tetikleyenleri ve zamanlarını tespit etmek için kayıt tutun. Bu size, bunları azaltmada yardımcı olacak stratejilere müdahale etmenize izin verecektir.

Tamamlayıcı Tıp

Burada, PMS�nin belirtilerini azaltmada daha fazla kullanıldığı bilinen tamamlayıcı ürün ve tedaviler bulunmaktadır:

� Kalsiyum. Çiğnenebilir kalsiyum (Tums, Rolaids, diğerleri) gibi kalsiyum katkıları ve gıdalardan 1200 miligram (mg) tüketmek, PMS ye ait fiziki ve psikolojik belirtileri azaltabilir. Kalsiyum karbonatın düzenli, uzun süreli kullanılması da osteoporoz riskinizi azaltabilir.

� Magnezyum. Günde 200 mg magnezyum almak sıvı tutulmasını, PMS�li kadınlarda meme hassasiyetini ve şişkinliği azaltabilir.

� B�6 vitamini. B�6 vitaminini her gün 50 ile 100 mg arasında almak can sıkıcı PMS belirtileri olan bazı kadınlar yardımcı olabilir.

� E vitamini. Günde 400 IU alındığında bu vitamin, kramplı ağrılara ve meme hassasiyetine neden olan hormon benzeri maddelerden prostoglandin oluşumunu azaltarak PMS belirtilerini azaltabilir.

� Bitkisel düzenleyiciler. Bazı kadınlar, PMS belirtilerinin, siyah kohoş, zencefil, ağaççileği yaprağı, karahindiba çayı, chaste tree berry (ağaç meyvesi) ve evening primrose oil (eşek out yağı) ile rahatladığını bildirmişlerdir. Ancak, çok az bilimsel çalışma, PMS�nin belirtilerine iyi geldiği düşünülen bitkilerin etkinliğini kanıtlamaktadır. FDA bitkisel ilaçlara karışmaz. Bunun anlamı güvenliği ve etkinliği kanıtlanmamış demektir. Satın aldığınız ürünün etiketindeki etkin maddeleri içerdiğine ya da başka zararlı olabilecek maddeleri içermediğine dair bir garantiniz yoktur.

� Doğal progesteron kremleri. Bunlar yabani tatlı patates ve soya fasulyesinden yapılmıştır. Bazı kadınlar, bu kremlerin belirtilerini rahatlattığını bildirmişlerdir. Bunların etkinliğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar mevcut değildir.
Herhangi bir bitki ya da diyet katkısı almadan evvel doktorunuzla görüşün.

Kardiyovasküler Hipertansiyon

Yazan admin On Ekim - 17 - 2009 Yorum Yap

Kalp ve damar sistemi sorunlarının yol açtığı hipertansiyon sınıfıdır.

4.4.1. Aort Koarktasyonu: Konjenital bir sorundur. Aort damarının herhangi bir yerinde lümen daralması proksimalde kan basıncı yüksekliğine neden olur. En sık sol subklaviyen arter dalı ayrıldıktan hemen sonraki bölümünde görülür. En belirgin özelliği, üst ekstremitede kan basıncı yüksekliği varken femoral nabzın oldukça zayıf alınması veya hiç alınamamasıdır. Lezyonun ciddiyetine göre ayaklarda iskemik belirti ve bulgular görülebilir. Aort  koarktasyonu; 20 yaş altı, özellikle de çocukluk çağı hipertansiyonlarında mutlaka düşünülmelidir. Tanı Doppler ekokardiyografi veya aortografi ile konur. Ayırıcı tanıda büyük damar vasküliti (Takayasu arteriti) düşünülmelidir. Tedavisi perkütan anjioplastik veya açık cerrahi girişimle dar olan segmentin düzeltilmesidir.

4.4.2. Sistolik kardiyovasküler hipertansiyon: Hiperkinetik kalp hastalığı, aortik kapak yetmezliği, aortada skleroz (Windkessel hipertansiyonu), ciddi bradikardi, arteriyovenöz fistüller, patent duktus arteriozus gibi nedenlerle özellikle kalp atım volümünün artmasına bağlı gelişir. Altta yatan nedene göre tedavi edilir.

Beşiktaş Kasımpaşa Maçını İzlerkende dikkat edin tansiyonunuz yükselmesin :) online lig tv izle justin tv izle

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?

Yazan emre On Ekim - 10 - 2009 1 COMMENT

Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.

Aşırı Üşüme

Yazan emre On Eylül - 30 - 2009 Yorum Yap

Aşırı üşüme kansızlığın belirtisi

Özellikle kış aylarında el ve ayakların normalden fazla üşümesi ve ısınmaması kansızlığın belirtisi olabilir.

Kansızlık, kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan, oksijen taşımakla görevli hemoglobin molekülünün miktarındaki azalma olarak tanımlanıyor.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hematoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Kurtoğlu, kansızlığın en fazla genç kadınlarda ve iyi beslenmeyen bebeklerde görüldüğünü söyledi.

Kan hücreleri açısından önem taşıyan hemoglobin molekülünün üretilmesi için demire ihtiyaç duyulduğunu belirten Kurtoğlu, şunları söyledi: “Besinlerle demir alımının az olması ya da farkına varılamayan iç kanamalar nedeniyle vücuttaki demir kaybının artması bu mineralin eksikliğine yol açar. Bu eksikliğin yol açtığı başlıca rahatsızlık da kansızlıktır. Kansızlığın temelinde çoğunlukla karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları, kanser gibi ciddi hastalıklar yatar.”

Kurtoğlu, kansızlık görülen kişilerin el ve ayaklarında normalden daha fazla üşüme olacağını ve çok güç ısıtılacağını belirterek, “Ayrıca, halsizlik, çabuk yorulma ve iştahsızlık da kansızlığa işaret edebilir. Bu nedenle, özellikle kış aylarında el ve ayakların fazla üşümesinden şikayet edenler hemen bir doktora başvurmalı ve kanını kontrol ettirmelidir” dedi.

Kansızlığın önce altında yatan nedeninin belirlenmesi ve bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanmaktan kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kurtoğlu, “Beslenmeden kaynaklanıyorsa demir destekli bir diyet programı uygulanır. Ancak, temelinde ciddi hastalıkların bulunabileceği kansızlık için doktora gitmeden gelişigüzel bir beslenme programının uygulanması, daha kötü sonuçlar doğurabilir. Bir elin fazla üşümesi, önemsenmelidir” diye konuştu.

Aşırı Terleme

Yazan emre On Eylül - 30 - 2009 Yorum Yap

Aşırı terleme yani hiperhidrozis, sempatik sinir sisteminin aşırı çalışması sonucu oluşan, en çok ellerde ve koltukaltında aşırı terleme şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır. Ter bezleri, vücuttaki sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilmektedir. Terleme yani hidrozis ise vücudun dış ortam ile kendi ortamı arasındaki ısı değişimine uyum sağlamak için yaptığı doğal, fizyolojik bir durumdur.

Aşırı terleme tedavisinde uygulanan bir çok yöntem vardır ancak en kolay ve umut vadeden yöntem botoxtur. Botox, koltukaltı terlemesini tedavi eden ve hastanın yaşam kalitesini arttıran başarılı bir yöntemdir.

Aşırı terleme dedavisinde;
*Aluminyum hidroksit içeren preperatların kullanımı yanma ve tahriş riskinin olması ve de etkisinin yetersiz olması nedeniyle artık kullanılmamaktadır.
*İontoforez denen elektrik akımının uygulandığı tedavi yöntemi el ve ayak terlemeasinin tedavisinde uygundur, fakat koltukaltları için uygulanamaz.
*Şiddetli terleme vakalarında cerrahi bir uygulama olan “endoskopik torasik sempatektomi” tavsiye edilir. Bu yöntem genel anestezi altında göğüs kafesinin açılarak ter bezlerini uyaran sempatik sinirlerin kesilmesi işlemidir.

Bu yöntemlerin etkisiz veya zor yöntemler olması botoxu avantajlı hale getirmiştir.

Aminoglikozid nefrotoksisitesi

Yazan admin On Eylül - 21 - 2009 Yorum Yap

Aminoglikozid antibiyotiklerle 3 günden daha uzun süre tedavi edilen hastaların %10-15’inde görülür. Kullanım süresi uzadıkça nefrotoksisite riski de artar. Özellikle böbreğin etkilenmesinin nedeni, aminoglikozid antibiyotiklerin proksimal tübülde serumdakinden çok daha uzun süre kalmalarıdır. Dehidratasyon, hipoalbuminemi, hiponatremi, ileri yaş, bozuk renal fonksiyon, kalp cerrahisi riski arttıran faktörlerdir. Günde tek doz verilmesi birden fazla doz halinde verilmesinden daha avantajlıdır. Hastaların çoğunda oligüri gözlenmez ve birçoğu geri dönüşümlüdür. Böbrek fonksiyonları sıkı izlenmeli ve bozukluk saptandığında ilaç derhal kesilmelidir.

Radyokontrast Nefropatisi

Yazan admin On Eylül - 21 - 2009 Yorum Yap

Nefrotoksik ABY’nin en sık nedenidir. Geçmişte renal fonksiyonları bozuk olanlar, diyabetik olanlar, kalp yetmezliği olanlar, multiple myeloması olanlar, hipotansiyonu olanlar ve ileri yaştaki hastalar daha yüksek risk altındadır. Özellikle serum kreatinin düzeyi >2.5-3.0 mg/dl olan hastalarda radyokontrast nefropatisi riski >%35’tir. Serum kreatinin düzeyinde yükselme kontrast madde alındıktan 24-48 saat sonra görülmeye başlanır, 3-5. günde pik yapar, 7-10. günlerde yeniden düşmeye başlar. Hastalar genellikle non-oligüriktir. Genellikle geri dönüşümlüdür. Ancak yüksek risk grubundaki hastalarda geri dönüşümlü olmayan böbrek fonksiyon bozukluğu gelişebilir.

Radyokontrast nefropati gelişiminden korunma yolları: 1-Düşük osmolaritesi olan kontrast maddeler kullanılmalıdır. 2-%0.9 NaCl: 50-75 cc/saat işlemden önceki ve sonraki 12 saat boyunca verilmelidir. 3-N-asetil sistein: İşlemden önceki gün ve işlemden sonraki 48-72 saat boyunca günde 2 kez 600 mg peroral verilmesi nefrotoksisite riskini azaltır. 4-Dopamin, furosemid, atriyal natriüretik peptid, teofilin ve mannitol gibi ilaçlar ile profilaktik hemodiyaliz uygulamasının faydalı olmadığı gibi bazı hasta gruplarında nefropati riskini arttırdığı belirlenmiştir.

RENAL (İNTRİNSİK) ABY

Yazan admin On Eylül - 21 - 2009 Yorum Yap

Böbreğin kendisindeki sorunların yol açtığı ABY tablosudur. Anatomik yapılara göre sınıflandırılır: Glomerüler, tübüler, interstisyel ve vasküler intrinsik ABY (Tablo-4). En sık görülen form %85 ile akut tübüler nekroz (ATN)’dir. ATN’nin en sık nedenleri iskemi (%50) ve nefrotoksisite (%35) olmakla birlikte hemen her olguda multifaktöriyeldir. İskeminin neden ön planda olduğu ile ilgili şu iki fizyolojik özellik hatırda tutulmalıdır: 1-Böbrek organizmadaki en hipoksik organlardan biridir, öyle ki medüllada pO2 düzeyi yaklaşık 20-25 mmHg’dır, 2-Bunun yanında yine böbrek nöronlardan sonra hipoksiye en duyarlı organlardan biridir.

ATN gelişiminde altta yatan nedenin yol açtığı intrarenal vazokonstriksiyon, hücresel iskemi ve nekroz temel patogenetik basamaklardır. Bunu, lökosit infiltrasyonu ve bu hücrelerin yol açtığı reaksiyonların parankimi daha da kötüleştirmesi izler.

POSTRENAL ABY

Yazan admin On Eylül - 20 - 2009 Yorum Yap

İdrar akımının anatomik olarak engellenmesine bağlı gelişen ABY formudur. İdrar akımı üst üriner yolda (pelvis renalis ve üreterler) tek taraflıysa ve diğer böbrek normalse ABY gelişmez. Diğer bir deyişle, postrenal ABY gelişebilmesi için üst üriner yolda çift taraflı tıkanıklık olmalıdır. Erkeklerde daha sık gelişir. Bunun nedeni; erkek üretrasının daha uzun olması ve prostat patolojileridir.

Akut obstrüksiyon, üriner yolda ciddi basınç artışına yol açıp glomerüler filtrasyonun hızla azalmasına neden olur. Obstrüksiyon kaldırıldıktan sonra böbrek fonksiyonlarındaki düzelme hızı ve oranı, obstrüksiyon süresi ve eşlik eden diğer faktörlere bağlı olarak değişir. 12 haftadan daha uzun süredir varolan tam tıkanıklığın ortaya çıkardığı ABY genellikle iyileşmez. Parsiyel tıkanıklıkların davranışı kestirilemez.

Klinik belirti ve bulgular tıkanıklığın seviyesine, süresine ve ciddiyetine göre değişir. Tam tıkanıklıklarda tam veya tam olmayan anüri varken parsiyel tıkanıklıklarda anuri yoktur. Geçmişte prostatizm yakınmaları olan hastalarda mesane altı düzeyde tıkanıklık düşünülmelidir. Hastalarda glob vezikal saptanması mesane altı tıkanıklığı şiddetle düşündürmelidir. Pıhtılı kanama sonrası anuri, pıhtı tıkanıklığı, taş veya maligniteyi düşündürmelidir.

Hastalara mesane sondası takılması ve USG yapılacak ilk işlemdir. USG; erken dönemde, dehidratasyon durumunda veya retroperitoneal sorunların tanınmasında yetersiz kalır. Bu durumda kontrastsız BT veya retrograd pyelografi tanıda değer kazanır. İVP, ABY’li hastalarda kontrendikedir. Serum kreatinin >2 mg/dl ise İVP tetkikinde görüntü alınamadığı gibi kullanılan kontrast madde nefrotoksik etkiyle durumu daha da ağırlaştırabilir.

Postrenal ABY’li hastalar Girişimsel Radyoloji veya Üroloji departmanlarının bulunduğu hastanelerde değerlendirilmelidir.

Tablo-3: Postrenal ABY nedenleri
Üst üriner yol obstrüksiyonu (Soliter böbrekte tek, çift böbrekte bilateral obstrüksiyon)
İntrinsik
Taş
Papiller nekroz
Kan pıhtısı
Karsinom
Ekstrinsik
Retroperitoneal fibrosis
Aort anevrizması
Retroperitoneal veya pelvik maligniteler
Alt üriner yol obstrüksiyonu
Üretral darlık
Benign prostat hipertrofisi (BPH)
Prostat karsinomu
Mesane karsinomu
Mesane taşı
Kan pıhtısı
Fungus “ball” (Aspergilloma)
Nörojenik mesane
Üretral katater disfonksiyonu

Post Renal Akut Böbrek Yetmezliği

Yazan admin On Eylül - 18 - 2009 Yorum Yap

İdrar akımının anatomik olarak engellenmesine bağlı gelişen ABY formudur. İdrar akımı üst üriner yolda (pelvis renalis ve üreterler) tek taraflıysa ve diğer böbrek normalse ABY gelişmez. Diğer bir deyişle, postrenal ABY gelişebilmesi için üst üriner yolda çift taraflı tıkanıklık olmalıdır. Erkeklerde daha sık gelişir. Bunun nedeni; erkek üretrasının daha uzun olması ve prostat patolojileridir.

Akut obstrüksiyon, üriner yolda ciddi basınç artışına yol açıp glomerüler filtrasyonun hızla azalmasına neden olur. Obstrüksiyon kaldırıldıktan sonra böbrek fonksiyonlarındaki düzelme hızı ve oranı, obstrüksiyon süresi ve eşlik eden diğer faktörlere bağlı olarak değişir. 12 haftadan daha uzun süredir varolan tam tıkanıklığın ortaya çıkardığı ABY genellikle iyileşmez. Parsiyel tıkanıklıkların davranışı kestirilemez.

Klinik belirti ve bulgular tıkanıklığın seviyesine, süresine ve ciddiyetine göre değişir. Tam tıkanıklıklarda tam veya tam olmayan anüri varken parsiyel tıkanıklıklarda anuri yoktur. Geçmişte prostatizm yakınmaları olan hastalarda mesane altı düzeyde tıkanıklık düşünülmelidir. Hastalarda glob vezikal saptanması mesane altı tıkanıklığı şiddetle düşündürmelidir. Pıhtılı kanama sonrası anuri, pıhtı tıkanıklığı, taş veya maligniteyi düşündürmelidir.

Hastalara mesane sondası takılması ve USG yapılacak ilk işlemdir. USG; erken dönemde, dehidratasyon durumunda veya retroperitoneal sorunların tanınmasında yetersiz kalır. Bu durumda kontrastsız BT veya retrograd pyelografi tanıda değer kazanır. İVP, ABY’li hastalarda kontrendikedir. Serum kreatinin >2 mg/dl ise İVP tetkikinde görüntü alınamadığı gibi kullanılan kontrast madde nefrotoksik etkiyle durumu daha da ağırlaştırabilir.

Postrenal ABY’li hastalar Girişimsel Radyoloji veya Üroloji departmanlarının bulunduğu hastanelerde değerlendirilmelidir.

Tablo-3: Postrenal ABY nedenleri
Üst üriner yol obstrüksiyonu (Soliter böbrekte tek, çift böbrekte bilateral obstrüksiyon)
İntrinsik
Taş
Papiller nekroz
Kan pıhtısı
Karsinom
Ekstrinsik
Retroperitoneal fibrosis
Aort anevrizması
Retroperitoneal veya pelvik maligniteler
Alt üriner yol obstrüksiyonu
Üretral darlık
Benign prostat hipertrofisi (BPH)
Prostat karsinomu
Mesane karsinomu
Mesane taşı
Kan pıhtısı
Fungus “ball” (Aspergilloma)
Nörojenik mesane
Üretral katater disfonksiyonu
 

GOOGLE Arama Motoru

Özel Arama
 

Lida mucizevi bitkisel zayıflama  |  Lida kapsülünün faydalarını tanıyın...