AİLE HEKİMLİĞİ
AİLE HEKİMLİĞİ
Dünya Aile Hekimleri Birliği Avrupa Bölge Teşkilatı (WONCA EUROPE) tarafından 2002 yılında yayınlanan Aile Hekimliğinin Avrupa Tanımı Bildirgesine göre, aile hekimliği, kendi eğitim içeriği, araştırma, kanıta dayalı ve klinik aktiviteler ve birinci basamağa intibaklı klinik uzmanlık ile birlikte akademik ve bilimsel bir disiplindir(18).
Kanunda aile hekimi şöyle tanımlanmaktadır. “Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabiptir”. Ülkemizde aile hekimlerinin sayısı 1200’dür. Sağlık Bakanlığı bu sisteme geçmeden nasıl hizmet alacağını Türk halkının çok iyi öğrenmiş olması gerektiğini belirtmiştir. Tabana dayalı örgütlenme modelinde tabanı bilgilendirme halkın katılımı açısından çok önemli olmasına rağmen, yıllardır gündemde tutulmaya çalışılmasına rağmen çoğunluk tarafından duyulmaması, halkın ve sağlık çalışanlarının bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini göstermektedir( 7,19-23) Deveci ve arkadaşlarının, Elazığ’da yaptıkları “aile hekimliği ve sağlık hizmetlerinde özelleştirme kavramalarına halkın yaklaşımı” isimli çalışmalarında araştırmaya katılanların %58,4’ü aile hekimliği kavramını hiç duymadıklarını, duyduğunu söyleyenlerin ancak %21,2’si doğru tarif yapabilmiştir(24). Ayrıca Bursa il merkezindeki sağlık çalışanları üzerinde yapılmış bir araştırmada, çalışanların %45,3’ünün aile hekimliği uygulaması hakkında bilgisinin bulunmadığı saptanmıştır