Aile hekimliği modelinin eksikleri ve yanlışlıkları
Aile hekimliği modelinin eksikleri ve yanlışlıkları;
- İkili sistem: Aile hekimliği modelinin temel ilkesi, hekimlerin istedikleri yerlerde hizmet verme özgürlüğüdür. Yani, nerede çalışacaklarına hekimler kendileri karar verir. Bu kararlarını verirken hekimlerin çalışacakları yerdeki gelişmişlik düzeyini göz önünde bulunduracakları açıktır.
- Kırsal kesimi dışlayan sistem: Yukarıda açıklandığı gibi, aile hekimliği modelinin en belirgin sakıncalarından birisi kırsal bölgelere yeterince önem vermemesidir. Kentte yaşayanların aile hekimlerini seçebilmelerine karşın, köylerde yaşayanlara bu hak tanınmamaktadır. ama aile hekimliği modelinin “hekim seçme özgürlüğü” ilkesine ters düşmektedir. Eğer, aile hekimlerine köyler bağlanacaksa, köylerdeki kişiler istedikleri hekimleri seçemeyecekler demektir. Çünkü orijinal modele göre, köylüler de tıpkı kentliler gibi farklı aile hekimlerini tercih edebilirler.
- “Koruyucu hizmetler önceliğini yitirmiştir. Birlikte verilmesi gereken toplumsal hizmetlerin ayrı birimlerce yürütülmesi planlanmıştır. Örneğin, bulaşıcı bir hastalık ile karşılaşılması durumunda aile hekimlerinin sorumluluğu yalnızca bildirim ile sınırlıdır. Koruyucu hizmetlerin alanda sürdürülmesinden vazgeçilmiş, hizmet yalnızca başvuranlar ya da çağrıldığında gelenler ile sınırlandırılmıştır. Toplumsal ölçekte programlı bir gebe, loğusa, bebek ve çocuk izlemi ve bağışıklama hizmeti gözlenmemiştir. Bunlarla ilgili net bir tanımlama yoktur.
- Tedavi ağırlıklı hizmet: Önerilen aile hekimliği modelinin tedavi ağırlıklı olduğu bir gerçektir. Bu hekimlerin köyleri ziyaret edeceği, gezici hizmet vereceği, hekime başvurmayan ve asıl risk altındaki toplumlara erişebileceği gibi öngörülerde bulunmak gerçekçi değildir. Ayrıca, bu sistemde, bir yerleşim yerinden diğerine geçici olarak giden kişilerin gittikleri yerlerde muayenelerinde sorunlar yaşanacaktır. Koruyucu hizmetler büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Nitekim şimdiye kadarki pilot uygulamalarda başta aile planlaması, aşılamalar gebe ve çocuk izlemleri olmak üzere kişiye yönelik koruyucu hizmetlerin bariz şekilde gerilediği görülmüştür. ( 5,8, 27-29)
- Kronik hastalığı olanlar dışlanabilir: Aile hekimliği sisteminin temel ilkelerinden birisi, hekim seçme özgürlüğüdür. Ancak, hekim seçme özgürlüğünün olduğu yerde, “hasta seçme özgürlüğü” de söz konusudur. Yani, hekimini seçen bir kişi, hekim tarafından istenmezse o hekimin listesine giremez. Hekimler, yaşlı, bebek, kronik hastalığı olan, problemli vakaları listelerine almak istemeyebilirler. Nitekim İngiltere, Almanya, ABD’de benzer sorunlar yaşanmıştır. İngiltere, bunun çözümünü hekimlere bu tür hastalar için daha fazla para ödemekte bulmuştur.
- Ulusal programların yürütülmesi güçleşecek: Her ne kadar gündemden çıkmış gibi görülse de, Hükümetin asıl yaklaşımını yansıtan ve gelecekte bir biçimde gerçekleştirileceği anlaşılan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısına göre, Sağlık Bakanlığı’nın taşra teşkilatı olmayacaktır. Bakanlığın kontrolü dışındaki il özel idareleri ve her biri bağımsız çalışan aile hekimleri ile yürütmek mümkün olamaz. Bağışıklama kampanyaları, “demir gibi Türkiye”, fenilketonüri taramaları gibi ulusal sağlık programlarının yürütülmesi çok güçleşecektir( 5, 28,29)
- Aile hekimi nüfus tabanına dayalı örgütlenmemiştir: Aile hekimliği modeli bir coğrafya anlayışı ile değil, kendisini seçen ve kaydolan kişilerle ilgilenir. Bir aile hekimine bağlı olan kişiler onlarca sağlık ocağı bölgesinden gelebilir. Hizmet kapsamındaki nüfusun tespitinde muhtarlık kayıtlarına ve bireysel başvurulara güvenilmektedir ve olası mevsimsel değişimlere (mevsimlik işçi, turizm, vb.) karşı planlı bir hazırlık gözlenmemektedir(
- Rekabetin hizmet kalitesini artıracağı düşünülmüş ve planlanmıştır: Ancak uygulamalar hekim dışı personelin kayıt dışı çalıştırılması, hekimler arasında özellikle ortak harcamalar ile ilgili tartışmalar ve yoğun ekonomik çıkar hesapları gibi kaygı verici sonuçlara yol açmıştır.
- Pahalı sistem: Aile hekimliği modeli pahalı bir sistemdir. Hele, iş başına ödeme sistemi uygulanırsa (ki hem aile hekimlerinin bazı hizmetleri, hem de hastane masrafları bu şekilde karşılanacaktır) ülkemizin kaynakları bu hizmetleri karşılayamaz. Performans değerlendirmesi uygulaması, sağlık hizmetleri için harcanacak giderleri daha da artıracaktır. Sağlık harcamalarını kısmayı amaçlayan 1 Temmuz 2006 tarihli Maliye Bakanlığı tebliği de bu gerçeği engelleyemeyecektir( 5,8).
10. Bu modelde aile hekimi işveren aile sağlığı elemanı çalışan konumundadır. Sözleşmeli çalışmak işsizlik korkusu demektir, işine son verileceği korkusu ile örgütlenememek demektir, daha düşük ücretle daha olumsuz koşullarda çalışmak demek, geniş ölçüde sosyal güvenceden yoksunluk demektir, mesleki bağımsızlıklarını (Hasta/bireylerin haklarını savunmak gibi) kaybederek her türlü baskıya açık hale gelmek demektir( 29)
11. Çalışma saatleri: aile hekimi yedi gün 24 saat bakım verdiği kişilerden sorumludur. O zaman yardımcısı olarak nitelendirilen hemşirede aynı koşullarda olacaktır. Hemşirelerin fazla çalışması işlerini, aile ilişkilerini, sosyal yaşamlarını ve kendi sağlıklarını olumsuz etkilemekte, hemşirelerde tükenmişlik yaratmakta buda bakım verdikleri hastalara zarar verme nedeni olmaktadır.
12. Ev ziyaretleri: Aile hekimliği modeli ile ev ziyaretleri uygulamasına ve gebe takibine son verilmiştir.
13. Bu modelle hasta birey müşteriye, sağlık ocağı işletmeye dönmüştür. Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine ve aile sağlığı elemanına yapılacak ödemelerin hesaplanmasında, nöbet, acil yardım hizmetleri, olağan üstü durumlarda yapacakları hizmetler, toplum sağlığı ve benzeri hizmetler için;
- Kayıtlı kişi sayısına bakılmaksızın ilk bin kişiye kadar
- Aile hekimi 2000 YTL
- Uzman tabip veya tabip 1500 YTL
- Aile sağlığı elemanı 800 YTL
B. Bin kişinin üzerindeki her kayıtlı birey başına 1 YTL, aile sağlığı elemanı 0,4 YTL alır.
14. Eğitim, araştırma ve sağlık bölgeleri ortadan kalkmıştır.
15. Aile hekiminin hizmet içi eğitimi amaçlanmamaktadır.
16. Kişiye yönelik koruyucu hizmet anlayışı yanlıştır.
Yeni bir ekip anlayışı getirmiştir: Bu kanunla hemşirelik, ebelik, sağlık memurluğu gibi ayrı alanlara gerek duyulmayıp, tüm bu sağlık disiplinleri aile sağlığı elemanı haline getirilmiştir ve yardımcı sağlık personeli olarak görülmüştür. Bu durum ileride önemli bir işsizlik sorunu yaşanabileceğinin habercisidir. Sözleşmeli statüde çalışma, sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldırmıştır