Archive for Aralık, 2009
2009/8 KPSS ataması
(21 Aralık 2009)
T.C. Sağlık Bakanlığının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre istihdam edeceği sözleşmeli pozisyonlara yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacaktır. Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2009/8 T.C. Sağlık Bakanlığı Tercih Kılavuzunda ortaöğretim, önlisans ve lisans düzeyleri ayrı olmak üzere tercih yapılabilecek kadro ve pozisyonlar yer almaktadır. Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlardan tercih yapabilmek için, 28-29 Haziran 2008 tarihlerinde yapılmış olan 2008-KPSS Lisans veya 21 Eylül 2008 tarihinde yapılmış olan 2008-KPSS Ortaöğretim/Önlisans’a girilmiş ve bu sınavların en az birinden ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanının alınmış olması gerekmektedir.
Adaylar tercihlerini 23-29 Aralık 2009 tarihleri arasında ÖSYM’nin www.osym.gov.trinternet sitesinde yayımlanacak olan kılavuzda yer alan kurallara göre internet üzerinden kendileri yapacaklardır. ÖSYM’ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacaktır. KPSS-2009/8 T.C. Sağlık Bakanlığı Tercih Kılavuzuna göre yapılacak yerleştirmeye başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.
Sonunda bekleyen sağlıkcılarımız için 2009/8 ataması çıktı herkese hayırlı olsun.
2009 Aralık Ayı Sağlık Bakanlığı 6000 Personel Alacak
- Sağlık Bakanlığı, taşra teşkilatlarında görevlendirilmek amacı ile diş doktoru ve eczacıların da bulunduğu toplam 6 bin 98 657 ye tabii 4-B’li sözleşmeli sağlık personeli yerleştirilmesi yapılacak.
Sağlık Bakanlığının ilgili birimlerinden edinilen bilgiye göre, 476 diş hekimi ve 310 adet eczacının yerleştirilmesi noter huzurunda kura ile yapılacak.
476 diş hekimi ve 310 adet eczacılar için başvurular, 21-25 2010 Aralık tarihleri arasında internet sitesinde yani www.yenipbs.saglik.gov.tr adresinden başvurular yapılabilecek.
Diş hekimi ve Eczacı Adaylarının, internet üzerinden başvuru taleplerini yaptıktan sonra formlarını imzalayıp notere onaylatarak, en son 31 Aralık 2010 tarihine kadar Sağlık Bakanlığı Genel Evrak Şube Müdürlüğü’nde varacak şekilde APS veya kargo ile göndermeleri gerekiyor.
Diş hekimi ve Eczacı Adaylarının Kura çekimi 8 Ocak 2010 Cuma günü noter huzurunda yapılacak.
Atamaları ÖSYM tarafından yapılacak 5 bin 312 sağlık personeli de başvurularını daha sonra duyurulacak tarihler arasında ÖSYM merkezinin internet sitesi üzerinden yapacak.
Alınacak olan yardımcı sağlık personeli sayısı ise; 101 fizyoterapist, 1600 hemşire, 723 ebe, 344 ATT(acil tıp teknisyeni), 184 diyetisyen, 152 psikolog, 152 radyoloji teknisyeni, 14 biyolog bulunuyor.
Tüm yardımcı sağlık personelinin dört gözle beklediği Aralık ataması sonunda yapılacak.Şimdiden tüm sağlık personeline hayırlı olsun.
Organik Nedenlere Bağlı Büyüme Geriliği
Organik nedenlere bağlı büyüme geriliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir:
Gastrointestinal Nedenler: Gastro-özefageal reflü, çölyak hastalığı, pilor stenozu, laktoz intoleransı, yarık damak-dudak anomalisi, Hirschsprung hastalığı, süt proteini intoleransı, hepatit, siroz, pankreatik yetmezlik, bilier hastalıklar, inflamatuvar barsak hastalıkları, malabsorbsiyon.
Renal Nedenler: Üriner trakt enfeksiyonları, renal tübüler asidoz, diyabetes insipitus, kronik böbrek yetersizliği.
Kardio-pulmoner Nedenler: Kalp yetersizliğine neden olan konjenital kalp hastalıkları, astım, bronko-pulmoner displazi, kistik fibrozis, obstrüktif uyku apnesi, üst solunum yollarının anatomik anormallikleri
Endokrin Nedenler: Hipotiroidizim, puberte prekoks, diyabetes mellitus, adrenal yetmezliği veya hiperaktivitesi, paratiroid bozuklukları, pituiter bozukluklar, izole büyüme hormonu eksikliği.
Hematolojik Nedenler: Kronik anemi.
Kemik-Kartilaj Sistemine Ait Nedenler: Akondroplazi, osteogenizis imperfekta, osteopetrozis, raşitizm.
Nörolojik Nedenler: Mental retardasyon, beyin kanamaları, dejeneratif bozukluklar.
Enfeksiyöz Nedenler: Tüberküloz, HIV enfeksiyonları, gastrointestinal sistemin parazitik veya bakteriyal enfeksiyonları.
Metabolik Nedenler: Doğuştan metabolizma bozuklukları,
Konjenital Nedenler: Kromozom anormallikleri, konjenital sendromlar, perinatal enfeksiyonlar.
Diğer Nedenler: Kurşun zehirlenmesi, malignensi, kollojen-vasküler hastalıklar, rekürren adenoid ve tonsil enfeksiyonları, intrauterin büyüme geriliği
Kromozom Anomalilerine Bağlı Büyüme Geriliği
Kromozom anomalileri büyüme geriliğinin önemli nedenleri arasındadır. Klinefelter sendromu dışındaki kromozom anomalilerinin çoğu büyüme geriliği ile gitmektedir. En sık rastlanan bozukluklar Down Sendromu (21. kromozomun trizomisi) ve Turner Sendromudur.
BÜYÜME GERİLİĞİ
Büyüme geriliği kabaca, çocuğun fiziksel büyümesinin kendi yaşıtlarına göre belirgin olarak geri kalması olarak tanımlanabilir. Büyüme geriliğine sıklıkla gelişme geriliği ve sosyo-emosyonel yönden gerilik de eşlik etmektedir. Büyüme geriliğinin somut olarak tanımı hakkında tam bir fikir birliği olmamakla birlikte büyümenin 3.-5. persentilin altında olması veya kısa süre içinde büyümenin iki kategori gerilmesi (örneğin 75. persentilden 25. persentile düşüşü) durumunda büyüme geriliğinden bahsedilebilir.
Süt çocuklarında büyümenin değerlendirilmesi için vücut ağırlığı önemli bir indekstir. Bir yaşından büyük çocuklarda ise büyümeyi yansıtan en iyi ölçek boy uzamasıdır. Boy artışı endokrin bezlerle iskelet sistemi arasında bir etkileşim ile düzenlenir. Büyümeye etkili hormonlar arasında büyüme hormonu, tiroksin, kortikosteroid hormonlar, insülin ve gonadal hormonlar sayılabilir. Sağlıklı olan ve iyi beslenen bir çocuğun büyüme potansiyeli o çocuğun aileden gelen genetik özellikleri ile belirlenir. Genetik potansiyele ek olarak çevresel faktörler de büyümede önemli roller oynar.
Büyüme geriliği genetik organik ve psiko-sosyal nedenlere bağlı olabilir. Organik nedenler arasında çeşitli bedensel hastalık durumları sayılabilir. Psiko-sosyal büyüme geriliği ise genelde beş yaşın altındaki çocuklarda görülür ve herhangi bir hastalık belirtisine rastlanmaz.
KONVERSİYON BOZUKLUĞU
Konversiyon bozukluğunda duyusal ya da motor işlevleri etkileyen belirtiler veya işlev kayıpları bulunur. Belirtiler istemli kontrol altında değildir ve yeterli bir araştırmadan sonra bilinen bir nörolojik ya da genel tıbbi durum ile açıklanamaz niteliktedir. Belirtiler aynı zamanda psikolojik etkenlerle de ilişkilidir ve stresli durumlardan sonra başlar ya da alevlenme gösterir.
Konversiyon bozukluğu genellikle ayaktan hasta birimlerinde veya acil servislerde görülür. Belirtiler çoğunlukla kısa süreli bir seyir izler ve tedavi telkin eden hemen her türlü girişime yanıt verir.
Konversiyon belirtileri hem genel tıbbi hastalarda hem de psikiyatri hastalarında oldukça yaygındır. Madde bağımlılığı, sosyopati, alkolizm ve somatizasyon bozukluğu hastalarında özellikle daha fazla görülür. Konversiyon belirtileri kadınlarda, kırsal kesimde yaşayanlarda ve düşük eğitimli veya düşük sosyoekonomik gruplarda daha yaygındır.
Tipik konversiyon belirtileri arasında paralizi, anormal hareketler, konuşamama (afoni), körlük, sağırlık ve psödonöbetler sayılabilir. Konversiyon semptomları genellikle bilinen fizyolojik biçimlerden çok hastanın hastalık kavramına uyar. Örneğin, duyu kaybı bilinen bir dermatom alanında değil, eldiven-çorap tarzında görülür. Konversiyon semptomları ile duygudurum ve anksiyete bozuklukları, somatizasyon bozukluğu, şizofreni ve çeşitli kişilik bozuklukları sık olarak birarada bulunur.
Konversiyon bozukluğu tanısı semptomların nedeni olabilecek tıbbi durumların dışlanması ve belirtinin başlaması ya da alevlenmesinde psikolojik etkenlerin rolü olduğunun belirlenmesi ile konur. Bu genellikle çok zor olmaz, ancak olguların bir bölümünde daha sonradan geçmişte konversiyon semptomu olarak düşünülen belirtiye yol açtığı anlaşılan tıbbi hastalıklar saptanabilmektedir.
Tedavide çeşitli yöntemler başarıyla uygulanabilir. Stresle başaçıkma odaklı kısa psikoterapi, semptomu kaldırmaya yönelik telkin tedavisi (hipnoz veya amobarbital ile) yaygın olarak kullanılır. Kısa süreli hastaneye yatırma da yararlı olabilir. Birçok hastada kısa süreli girişimlerle spontan remisyon ya da belirtilerde belirgin iyileşme görülür. Uygun psikiyatrik tedavi sağlık hizmeti harcamalarını ve işgücü kaybını azaltır.
İyi sonlanım genellikle akut başlangıç, ortaya çıkarıcı bir stresli olay olması, premorbid uyumun iyi olması ve tıbbi ya da nörolojik komorbid durum olmaması ile ilişkilidir. Kronik konversiyon bozukluğu ise prognozu daha kötü ve tedavisi zor bir durumdur. Somatizasyon bozukluğu için önerilen klinik yönetim ilkelerinin izlenmesi gerekebilir.
SOMATİZASYON BOZUKLUĞU
Daha önceleri “histeri” ya da “Briquet sendromu” olarak adlandırılan somatizasyon bozukluğu polisemptomatik bir bozukluktur. Erken yaşta başlar, çoğunlukla kadınlarda görülür ve tekrarlayan, çok sayıda somatik yakınma ile belirlidir. Fiziksel belirtiler çoğunlukla dramatik şekilde tarif edilir ve birçok organ sistemi ile ilgilidir.
Yaşamboyu yaygınlığı yaklaşık %0.4’tür. Kadın/erkek oranı 20/1’dir. Somatizasyon bozukluğu düşük sosyoekonomik kesimde daha yaygındır. Birinci basamakta görülen ayaktan hastaların %5-10’u somatizasyon bozukluğu tanı kriterlerini karşılamaktadır ve birinci basamakta görülen en yaygın tanı gruplarından birisidir.
Somatizasyon bozukluğu aileler içinde süregiden bir bozukluktur ve etiyolojide genetik etkenlerin rolü olabilir. Somatizasyon bozukluğu olan hastaların kadın 1. derece akrabalarında %20 oranında bu bozukluk görülür. Erkek 1. derece akrabalarda ise antisosyal kişilik ve alkolizm normal nüfusa göre daha yüksek oranda görülür. Somatizasyon bozukluğu olan hastaların çoğunda bir kişilik bozukluğu da bulunur.
Somatizasyon bozukluğu oldukça sık olarak tekrarlayan cerrahi operasyonlara, ilaç kötüye kullanımına, evlilik sorunlarına, majör depresyon ve intihar girişimine yol açar.
Somatizasyon bozukluğunun en önemli tanısal özelliği yıllardır devam eden ve çoğunlukla birçok doktora başvurma öyküsü ile birlikte olan tekrarlayıcı, çok sayıda somatik yakınma bulunmasıdır. Tanı için hastada en az 8 fiziksel belirtiyi içeren özgül bir semptom örüntüsü olması gereklidir:
1) çeşitli yer veya fonksiyonları içeren ağrı semptomları (en az 4 tane)
2) gastrointestinal semptomlar (en az 2 tane)
3) ağrı dışındaki yakınmaları içeren cinsel veya üreme sistemiyle ilgili semptomlar (en az 1 tane)
4) psödonörolojik semptomlar (en az 1 tane)
Belirtilerin kriterleri karşılaması için genel tıbbi bir durum ile açıklanamaması, yakınma ya da işlev kaybının öykü, laboratuvar ya da fizik muayene bulgularından beklenenden belirgin olarak daha yüksek düzeyde olması gereklidir. Semptomların bu şekilde sayı ile belirlenmesi keyfi gibi görünse de, araştırmalar bu yaklaşımın seyir ve prognozu kestirilebilir homojen bir hasta grubunu tanımladığını göstermektedir.
Somatizasyon bozukluğunun klinik yönetiminde ilk adım sendromun tanınması ve Tablo’da özetlenen ilkeler çerçevesinde tedavi yaklaşımı başlatılmasıdır. Bu hastalar kendilerini fonksiyonel olarak kayıplı görürler ve hiçbir objektif ölçütle fiziksel hastalık saptanmasa da tıbbi hizmetlere sık başvururlar. Bir çok hasta psikiyatriye sevke direnç gösterir. Bu nedenle psikiyatristin yardımcı olarak içinde bulunduğu bir ekip modeli daha faydalı olabilir. Tam tedavi nadiren ulaşılabilen bir durum olduğundan amaç hastalığın iyi yönetimi ve yeti yitiminin azaltılması olmalıdır.
SOMATOFORM BOZUKLUKLAR
Somatoform bozukluklar belirli bir tıbbi açıklaması olmayan fiziksel şikayetlerle karakterize bir grup bozukluktur. Bu bozukluklarla tipik olarak psikiyatristten çok pratisyen hekim, kardiyolog, nörolog veya diğer uzmanlar karşılaşır. Birinci basamak hastalarında bedensel şikayetleri için fiziksel neden saptanamayan hastaların oranı %10-30 arasında değişmektedir.
DSM-IV-TR’de 7 farklı somatoform bozukluk tanımlanmıştır. Bu bozuklukların hepsinde varolan ortak özellik hastada fiziksel veya laboratuvar bulgularıyla açıklanamayan bedensel belirtilere yönelik aşırı ilgi hali olmasıdır.
Somatizasyon kişinin bedenini ya da bedensel belirtilerini bilinçli veya bilinçdışı olarak psikolojik amaçlar veya şahsi kazanç için kullanmasıdır. Somatizasyon ile giden bozukluklar tıbbi hizmetlerin kullanımında artışa neden olur ve tıbbi bakımın maliyetini belirgin derecede etkiler. Somatizasyon için başlıca bilinçli ya da bilinçdışı motivasyon hasta rolünün benimsenmesidir. Hasta rolü toplumun normalde kişiden beklediği sorumluluklardan kurtulmayı sağlar ve bundan dolayı suçlanmasını engeller. Somatizasyonda psikiyatrik başvuru nadirdir. Bunun nedeni muhtemelen bu olguların somatizasyon olarak tanınmaması veya bu hastaların psikiyatrist ile işbirliği sağlayacak psikolojik kapasiteleri ve motivasyonları olmamasıdır.
Somatotimi ve psikolojik-zihinlilik
Bazı kişilerin duygularını ve psikolojik çatışmalarını psikolojik temelli bir dil ile ifade etme kapasitesi kısıtlıdır. Bu gibi durumlarda fiziksel belirtileri hastanın emosyonel sıkıntılarını ifade etme biçimi olarak kullandığını anlamak hekimin görevidir. Bazı kişiler fiziksel sıkıntılarının emosyonel sıkıntının bir yansıması olduğunu farketme kapasitesine sahip olabilirken, bazıları da bu bağlantıyı kurmak için yeterli içgörüye sahip olamayabilir. Emosyonel sıkıntıyı fiziksel dilde iletmeye somatotimi ya da somatotimik lisan adı verilir.
Hayvanlarla Cinsel İlişki
HAYVANLARLA KURULAN CİNSEL İLİŞKİLER
Çoğu halkların mitolojilerinde çok güzel kadınlarla onları baştan çıkarabilmek için hayvan kılığına girmiş erkek tanrıların cinsel birleşmelerini konu alan öykülere rastlanır, örneğin, Yunan mitolojisinde, tanrı Zeus Leda’yla birleş mek için kuğu kılığına, Europa’yla birleşmek için de boğa kılığına girer. “Güzel kadın ve hayvan” ilişkisine çoğu ülkelerin edebiyatında rastlanır. Eskiçağ bize bu tür örneklerle dolu bir edebiyat ve re sim sanatı bırakmıştır. Çok az rastlanmakla birlikte hayvanlarla cinsel birleşme denemesinde bulunan kadınların varlığı gerçektir.Kinsey’in incelemeleri insan hayvan ilişkileri konusunda yüzde sekizlik bir oran ortaya koyar; bu oran kırsal bölgelerde biraz daha yüksektir.
Çok eski çağlardan beri yasalar, hayvanlarla cinsel ilişkiyi yasaklamıştır, örneğin, Hitit yasalarına göre “bir erkek bir inekle cinsel ilişkide bulunursa ölüm cezasına çarptırılırdı.” Ama bir boğa bir in sana tecavüz ederse, insan değil, boğa öldürülürdü. Yine Hitit yasalarına göre “bir erkek bir katırla ya da bir beygirle cinsel ilişkide bulunursa bu erkek öldürülmez, fakat krala yaklaştırılmayacağı gibi, rahip de olamazdı,” Erkek hayvanların başka türlerden dişilerle çiftleşmesine oldukça sık rastlanır. Gerçekten de, anatomik bakımdan bir engel olmadıkça ayrı türden hayvanların çiftleşmesinin bir sakıncası yoktur. Ama bu birleşme bir gebelikle sonuçlan maz. Kuşlarda ve iri memelilerde bu tür birleşmelere çok rastlanır. Bu tür çiftleşmelerin bilimsel olarak gözlenmesi oldukça yenidir. Yakın bir geçmişe kadar ayrı türden hayvanların çiftleşmeleri olanaksız olarak değerlendiriliyordu.
İnsanda, durum farklıdır. İnsanın hayvanlarla cinsel birleşmede bulunması anatomik olarak yani vücut yapısı bakımından zordur. Çünkü insanın vücut yapısı hiçbir hayvanınkiyle karşılaştırılamaz. Ayrıca insandaki psikolojik koşullanma da bu tür birleşmeler için önemli bir engel meydana getirir. Daha önce de söylendiği gibi, hayvanlarla kurulan ilişkilere daha çok kırsal bölgelerde rastlanır ve ergenlik çağına varan erkekler tarafından uygulanır. Bu birleşmeler yaş ilerledikçe azalır; çünkü artık kişiye heteroseksüel etkinlik egemen olmuştur. Hayvanlarla çiftleşmeye, hayvanlar arasındaki bir birleşmenin yol açabileceği bir heyecanlanma neden olabileceği gibi, bu tür davranışta bulunan arkadaşları taklit etmek arzusu da böyle bir birleşmenin kaynağı olabilir.
İlişki kurmak için seçilen hayvanlar genellikle kedi ya da köpek gibi ev hayvanlarıdır. Ama düveler, dişi koyunlar, keçiler ve dişi eşekler de bu tür ilişkiler için yararlanılan hayvanlar arasında yer alır. Dişi koyunlarla yapılan birleşme uzun süre kırlarda yaşayan ve bu nedenle kadınlarla az ilişkide bulunan çobanlar arasında yaygındır. Erkek hayvanlar bu tür deneylere çoğunlukla sert tepki gösterirler. Bu ilişki zaman içinde uzarsa, çocukla hayvan arasında duygusal bir bağın doğması mümkün olabilir.Cinsel yaşam insanoğlunun en önemli sorunlarından biridir. Cinsel yaşamın gelişmesi çağlara bağlı olarak değişiklikler gösterir.