Archive for Kasım, 2009
Otopsi Video eğitimi Türkçe
Adli tıp kurumu tarafından tıp fakülteleri için hazırlanmış türkçe görsel eğitim videosu. 4 part rapid linklerdir! ilgililer kaçırmasın! özellikle tıp öğrencileri için hazırlanmıştır! Alıntıdır!
Memurluk artık ikiye ayrılacak!
Memurluk ikiye ayrılacak!
Memuriyet sistemi tamamen değişiyor. Düğmeye basıldı, 657 değişiyor. Buna göre memurlar uygulayıcı ve devlet memuru şeklinde olacak.
Memuriyet sistemini tamamen değiştirecek yeni düzenlemeyle ilgili düğmeye basıldı. Uygulama memuru ile devlet memuru ayrılacak. Uygulama memurları, hükümet değiştiğinde kabine gibi listeyle açıklanacak…
Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in, Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde başlattığı, Türkiye’de memuriyet sistemini tamamen değiştirecek yeni sistemle ilgili düğmeye basıldı. Başbakanlıkta yürütülen ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda çok sayıda değişiklik yapmak üzere hazırlanan taslakta 8 madde üzerinde uzlaşma sağlanırken, en kritik 3 madde üzerinde ise çalışma sürüyor.
Yeni hükümet kendi memurunu kendi seçecek Çalışmada en önemli ve en radikal düzenleme “uygulama memurluğu” sistemi. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in “Özel sökterden kamuya yönetici atanabilecek. Çalışma sürüyor” sözleriyle işaret ettiği hazırlığın bu düzenlemeye yönelik olduğu belirtiliyor.
UYGULAMA MEMURU VE DEVLET MEMURU AYRILACAK
Buna göre, mevcut memurluk sistemi iki parçalı bir yapıya dönüşecek. “Uygulama memuru” ile “devlet memuru” ayrılacak. Sendikaların “Hükümet memuru” ya da “siyasi memur” diye adlandırdığı “uygulama memurları”, müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür ve üst kurul üyeleri gibi üst düzey bürokratlardan oluşacak. Bu statüdeki memurlar hükümetlerle göreve gelip, o hükümetin iktidarı sona erince kendiliğinden görevden ayrılacaklar.
HÜKÜMET MEMURLARI LİSTE HALİNDE AÇIKLANACAK
Bu kapsamda 657 sayılı kanunda kamuda üst düzey görevlere atanabilmek için 12 yıllık devlet memuriyeti şartı arayan hükmün tamamen kaldırılması sözkonusu olacak. Böylece özel sektörden “siyasi memur”, “hükümet memuru” ya da “uygulamacı memur” olarak yönetici de rahatlıkla atanacak. İktidara gelen hükümetlerin, “tıpkı yeni kabine açıklandığı gibi bakanlıklar ya da kurullar başka olmak üzere üst düzey bürokraside kimlerle çalışacaklarını bir liste halinde açıklaması ilkesi” üzerinde duruluyor.
Ancak bu düzenlemeyle ilgili handikaplar nedeniyle çalışma henüz olgunlaştırılamıyor. Bu düzenlemenin liyakat kuralını bozacağı eleştirileri ile Anayasa’ya aykırılık taşıyıp taşımadığı sorgulanıyor. Memur konfederasyonları içinde Memur Sen, düzenlemeye destek verirken, Kamu-Sen ve KESK böyle bir düzenlemeye kesinlikle karşı olduklarını ve böyle bir düzenlenmenin Anayasa Mahkemesi’nden döneceğini savunuyorlar.
Planlanan diğer yeni düzenlemeler: *Memura, eşinin akrabalarının vefatında da 3 günlük yasal izin hakkı verilirken, memur, kayınvalide, kayınpeder, kayınbirader, baldız ve görümcesinin vefatında 3 gün izin yapabilecek. Memur, bakmak zorunda olduğu yakınının hastalığında 1 ay izin alabilecek.
* Farklı yerleşim yerinde ve aynı düzeydeki memurlara “becayiş hakkı” tanınacak. Buna göre, farklı yerleşim yerindeki aynı kurumda, aynı ünvana sahip memurlar, karşılıklı yer değiştirmeyi isterlerse atama talepleri kabul edilecek.
* İl dışına çıkışlarda sicil amirinden izin alma zorunluluğu kaldırılıyor.
* Memur üst disiplin amirine takılmadan doğrudan idari yargıya gidebilecek.
* Aynı görevi yapan farklı kurumlardaki uzman memurların maaşları birbirlerine eşitlenecek.
SAĞLIKTA BİR ZAMANLAR!!!!
Evvel zaman İçinde, Kalbur saman içinde;
Güzel ülkemin verimli topraklarından yılda iki defa ürün alındığı yıllardı. İnsanların birbirleriyle sosyal ilişkilerini koparmadığı, güler yüzün insanların yanağından eksik olmadığı çok eski günlerdi. Yurdum insanlarının sadece kendilerini düşünmediği, az işten, çok mutluluk çıkarıldığı, bir damla da olsa yarınları için geleceğe güvenle bakıldığı, bir sonraki günden beklentilerin olduğu dönemlerdi. İnsanların, ellerinin bir diğerinin cebine uzanmadığı, anne karnındaki bebelerin doğdukları ülke için borçla doğmadığı, pembe düşler peşinde koşulmadığı, güçlükler içinde olsa da insanların yüzünden mutlulukların eksik olmadığı dönemlerdi. Bu dönem Malesef rahmetli oldu? Hatta mezarına bile yer bulamadık, para istediler, güç bela aramızda bir şeyler topladık,2 metrekare kefenle, 3 metrekare toprağa ancak gücümüz yetti. Allah Rahmet Eylesin. yardimcisaglikpersoneli.com
Evet, arkadaşlar bu söylediklerim sanırım biz sağlık çalışanları için kaf dağının arka yüzünde yaşamak gibi bir şey olsa gerek. Ama kaf dağının esas görünen tarafında kimler yok ki? İsterseniz sayayım. Ama henüz devletçe meslek tanımı dahi yapılmamış olsa da kimler yok ki? Diyetisyen, sağlık teknikeri, , acil tıp teknisyeni, teknikeri, Sağlık Teknikeri(Radyoloji Teknikeri,Laboratuar Teknikeri,Anestezi Teknikeri,Cerrahi Teknikeri,Diş Protez Ortez,Ortopedi Teknikerliği odyolog, fizyoterapistler, optisyenler, psikologlar,Sosyal Hizmetler Uzmanı ve adını daha kimsenin tanımadığı duymadığı sadece ismen var olduğu, yasalarda bile görev tanımlarının yapılmadığı, yönergelerle işlerin yürütülmeye çalışıldığı yıllar şimdiki yaşadığımız yıllar. Günümüz yıllarında neler yok ki?”Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla işlerin yürütüldüğü, adamın yoksa ,bugün git yarın gel!, diyenleri hala görmek mümkün.Ne değişti peki?bizler her birimiz birer sağlık çalışanıyız.Mesleğin içinde sorunları birebir yaşayan insanlarız. .
Bizim sorunlarımızı bizden daha iyi bilen var mı? Bildiğini söyleyenleri de gördük. Aldılar koltukları güzelce oturdular üzerine birde ayak uzatıp keyfine bakıyorlar. Artık zaman (Deve Kuşu Gibi) kuma gömdüğümüz, çıkarmaya cesaret edemediğimiz kafamızı kaldırıp çevreye bakma zamanıdır. Uyanın sağlık çalışanları uyanın. Her ne hikmetse milyon dolarlar harcanarak insanları okutma, sırf Avrupa ya karşı okuma seviyesini yüksek göstermekten başka bir şey ifade etmeyen bir düşünce, hevesiyle binlerce insanı meslek okullarına sevk ediyorlar, daha sonra sen benim işime yaramazsınız, ben daha ucuza vasıfsız bir eleman bulup çalıştırırım mantığıyla insanları mesleklerinden soğutuyor. Onlarca insan sayabilirim size meslek okulunu bitirip başka mesleklerle uğraşan. İzlenen yol doğru olsa da varılan yer yanlıştır. Yönlendirme levhalarını koyanlar ise canları nereyi isterlerse orayı gösteriyorlar. Acaba bizler, sağlık çalışanları, bizleri temsil ettiğini söyleyen sivil toplum kuruluşları, üye sayısıyla uğraşacaklarına; yıllardır kafalarını kuma gömdürenler ve gömenler insanların acaba vicdanlarıyla nasıl hesaplaşacaklar? Bunu düşünseler bence daha iyi olur. Bizler geldik gidiyoruz. Ama yarınlarımızı zor günler bekliyor. Kışın hava soğuk oluyor ısınmak için kömürü erkenden alıyoruz, yakacağı kar düşmeden hazırlıyoruz. Ama yarınlar için ne yapıyoruz? Kendimizi bir sorgulayalım. Ben bir şeye karışmam hiçbir taşın altına elimi koymam, başkası kazansın biz yemesini biliriz vb. ifadeleri kullanmayan veya bu düşünce içerisinde olan yok mu içimizde? Elbette ki var. Bakın ne olursa olsun. Doğru her zaman için doğrudur. Ama kendi yaptıklarımızla veya yapmadıklarımızla bir gün karşı karşıya kalacağız. Ondan sonra masal kitaplarındaki gibi evvel zaman içinde kaybolup gideceğiz. Elimizin altında bütün bilgiler mevcut. Hakkımızı arayalım. Mesleğimizin bir odası olsun bir kanunu olsun, mesleğimizi beraber savunalım, binayı beraber yapalım, temelini sağlam yapalım. Ben tıbbi sekreterlik okuyacağım hastaneler taşeron firmadan bilgi iletişim için eleman alacak hem de bilgisayardan anlamayan kartvizitle işe girmiş olacak. Ben laboratuar okuyacağım hastaneler özel laboratuarlar lise mezunu kimya lisesi mezunu,alaylı(yetişme),deniz su ürünleri mezunları,Biyolog alıp ucuz iş gücü mantığıyla çalıştıracak. Ben radyoloji okuyacağım devlet hastanesi elinde radyoloji teknisyeni olacak hizmet alımıyla birimin hizmetini elinde personeli olduğu halde dışarıdan yetkisiz görevi olmayan insanlar tarafından alacak. Sen sağlık memuru olacaksın her işi yapacaksın, devlet ortopedi teknisyeni yetiştirecek işe almayacak görevi olmadığı halde sağlık memuruna alçı yaptıracaksın. Bunun gibi her mesleğin sorunu var. Ama ilerleyen günler böyle giderse mesleklerimiz için cenaze namazına hazırlanın. Cebimizde kefen paramız bile olmayabilir. Adımız, mesleğimiz kimliklerimizden silinebilir.
Ayrıca makamlarda hak etmedikleri halde oturanlar yada siyasi yada sendikaların manevraları ile oturanlar her şeyi yönetimin istediği şekilde onaylayan ve düzenleyenler, verilen sertifikasyon eğitimleri sonucu yerinde çalışması gerekenler yerine siyasi yada sendikal düşünceler yüzünden bu sertifikalarını kullanmayanlar ve bu eğitimi, verip denetlemeyen dolayısıyla canımızın yanmasında Sağlık Bakanlığımızın güzide birimi yetkililerin hiç mi suçu yoktur
Hizmet alımı ile hastanelere alınan elemanların hangi kartlarla gelerek yerleştikleri malumdur.Bu kişilerde unvan liyakat ve yetki aranmaz sadece kartvizit konuşur. Çoğu ilde ihaleyi alan firma elemanını kendi seçemez ilin siyasileri buna karar verir.İlgili kuruma yarayıp yaramadığı işe haiz olup olmadığı çokta önemli değildir
Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü deneyimlerime göre inanın çok hızlı batıyoruz.Mesleki Hayatını yaklaşık 10 yılı idarecilik olarak geçiren biri olarak şunu net bir şekilde söylemeliyim ki “kendini denetletmeyen ve denetlemeyi sevmeyen” bakanlık içerisinde evrak ucunun başka birimlere kaydırıldığına şahit olduk.Bakanlığımız içerisinde temel sağlık hizmetleri içerisinde kısa dönem içerisinde Genel Müdür ve Genel Müdür V. Nezdinde hızlı değişmeler yaşandı.
Değerli sağlık Çalışanı Meslektaşlarım Bizler inanın bunların hiçbirisini hak etmiyoruz. Sağlık çalışanının bu kadar yetkisinin kısıtladığı ve yok sayıldığını,Bakanlık ,Kendi içerisinde bulunan AB Uyum Daire Başkanlığı yazısına ve WHO yazısına rağmen meslek odasını,unvan yetki ve sorumlukları yapmaktan kaçınan bir sağlık bakanlığı ile karşı karşıyayız. Meslek Oda Kanunu 2004 yılında Hıfzı Sıhha Mektebinden MESLEK ODA KANUNUN Bakanlığa gönderilmiş aradan geçen yaklaşık 6 yıla rağmen rafa kaldırılmıştır.
Bunun arkasında duran güçler belli,sağlık çalışanın vasıfsız ve bilgisiz kalmasını isteyen hekim gurubudur.Burada bu odaya destek verenlere sözümüz yok.Bizler her hekim aynı düşüncedir demiyoruz ama erki elinde bulunduran çoğunluk bunun karşısında Buna Sağlık Bakanlığı da uyum sağlamış gözükmektedir.Zaman zaman Sağlık Bakanı tarafından yapılan açıklamada; Amacımız, Sağlık Bakanlığımızdan randevu almak ve bir toplantı yapıp bu işi neticelendirmekti. Milletvekillerimizle birlikte Sağlık Bakanımızı ziyaret ettik. Ziyaretimizde Sağlık Bakanımız “Sn. Recep Akdağ; “Arkadaşlar kaç kişisiniz?” diye sordu. xxxx dediğimizde, o günün tarihiyle Sn. Bakan “40.000 hemşire, 20.000 ebe, şu kadar sünnetçi, bu kadar fizyoterapistin hepsi oda olmak istiyorlar. Avrupa Birliği sürecinde biz münferit olarak tek tek meslekleri odalaştıramayacağız. Bir çatı kanunuyla 8 sağlık mesleğini kapsayacak bir çalışma organize edeceğiz. Bunun içerisinde herkes kendi mesleğini kendi yönetmeliği dahilinde organize edecek ve bunun yönetim kurulu da sayılan meslek mensuplarının birlikte oluşturacakları bir yönetim kurulu olacak.”demiştir fakat hala ortada ne ses ne seda var!!!!!
Ülkede ithal hekim dendi herkes aya kalktı ama sağlık personeli meslek oda kanunu için neden Kanuna şerh koyan sivil toplum hareketleri bunun düzenlenerek geri gelmesini istemediler.
Bu kadar da sizi karamsarlığa itmek istemezdim. Yalnız bazı gerçeklerle yüz yüze gelmek lazım. Masal bu ya; kırmız başlıklı kızın gözündeki pembe gözlük çıkmış. Gözlerinin bozuk olmadığını anlamış kendine de kızmış niçin bu kadar yıl boş yere dünyaya pembe gözlüklerle bakmak zorunda kaldığına. Bir sonraki yazı dizimizde buluşmak dileğiyle. Umarım uzun yazılarımızla sizleri sıkmamışızdır.
Yazıyı bitirdim derken CNNTURK deki bir haber beni bir kere dah doğruladı neydi bu haber “Memurların Sicili Tarihe Karışıyor” değerli sağlık çalışanları meslektaşlarım bu şu demek KAMU HASTANELERİ BİRLİK YASA TASARISININ PARÇA PARÇA Çıkartılacağının en bariz habercisidir.Çok dikkatli olunması gereken bir dönemden geçiyoruz aman dikkat
SAYGILARIMIZLA
SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI ÇALIŞANLARI DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU A.
Hüseyin AYHAN
Domuz Gribi Maili
Date: Wed, 4 Nov 2009 06:17:10 +0200
Subject: DOMUZ YİYEN ÜLKELERDE NEDEN BU KADAR ÖNLEM ALINMIYOR,
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ????
From: gokboru.yayincilik@ gmail.com
Şimdiye kadar üç firma üretim yapmış:
GlaxoSmithKilne firmasının Pandemrix, adlı aşısı.
Baxter International’ ın H1N1aşısı.
Her ikisininde henüz lisansı yok. Avrupa ilaçlar kuruluşu tarafından onaylanmamış.
Novartis tarafından üretilen Influenza A (H1N1) 2009 Monovalent .
Amerikan’nın bazı eyaletlerinde zorunlu aşılamaya karşı tepkiler artıyor. Aşılardan ölümler meydana gelmekte. İngiltere, ülkesinde kesinlikle böyle bir uygulama yapmayacağını söylüyor. Diğer ülkelerdede durum farklı değil…
Bu aşılar yapıldıgı takdirde:
-Guillain-Barre sendromu
-Vaskülit
-Felç
-Anafilaktik şok
-ve ölüme neden olabileceği duyuruluyor.
Ayrıca Novartis firmasının geliştirdiği ilacın yan etkilerini Novartisin kendi laboratuvar sonuçlarından okuyabilirsiniz.
ŞİMDİ OLAYI İSTERSENİZ TÜRKÇE KONUŞALIM
1-DOMUZ GRİBİ AŞISINDA DOMUZ KANI VAR..
2-BU AŞININ İÇİNDE KISIRLIK YARATAN YAN ETKİ VAR.
3-BU AŞININ İÇİNDE İNSANIN GENETİK YAPISINI BOZAN MADDELER VAR.
4-BU AŞININ İÇİNDE DÜNYADA BİR NUMARALI KANSOROJEN MADDE ÖZELLİĞİ TAŞIYAN FORMALDEHİT BULUNUYOR.YANİ AMERİKA YASAKLI OLAN AVRUPADA YASAKLI OLAN BİR MADDE..(AMERİ KADA BU AŞIYI VURULAN VATANDAŞ DEVLETE DAVA AÇMIŞ)
ŞİMDİ İŞİN SOSYOLOJİK BOYUTU
1-ALMANYADA HÜKÜMET YETKİLİLERİ BÜROKRASİ KESİMİ CİVASIZ AŞIYI KULLANIRKEN, HALKA CİVALI AŞI KULLANACAKLAR BU HABER ALMANYADA DUYULUNCA HALK AYAKLANDI- ÜLKEMİZE GELEN İLK PARTİ AŞI (500 000 AŞI) CİVALI HABERİNİZ VARMI.
2-KUŞ GRİBİ HASTALIĞININ İLACI OLAN TAMİFULU İLACININ FİRMA SAHİBİ Donald Rumsfeld (amerikanın 3. etkili adamı) idi VE 2 MİLYAR DOLAR KAZANDI. ŞİMDİ, BU HASTALIĞIN İLACI OLAN FİRMALARIN HEPSİNİN YAHUDİ FİRMASI OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ..
3-TÜRKİYE DE CİDDİ OLMAMASINA RAĞMEN SÖZDE BİR KAÇ İLDE ESKİLERİN AJAN LAWRENCE’ LERİ GİBİ ÜLKEMİZE SOKULAN SÖZDE SANAL HASTALIK İLE HALKI KANDIRAN BU ÜLKE YÖNETİCİLERİ, HABERLERDE YAPILAN DOMUZ GRİBİ HABERLERİ İLE HALKI PSİKOLOJİK OLARAK BASKI ALTINA ALIP KENDİLERİNCE ALINACAK 43 MİLYON AŞININ, YANİ 1 MİLYAR DOLARLIK AŞININ BAHANESİNİ OLUŞTURDUKLARINI BİLİYORMUSUNUZ.
4-HİÇBİR ÜLKEDE, HATTA ÖLÜMLERİN YAŞANDIĞI ÜLKELERDE BİLE, ÜLKE HALİNDE BU KADAR AŞI TALEBİ OLMAZKEN NEDEN TÜRKİYE KOBAY ÜLKE OLARAK DENENİYOR?
5-DOMUZ GRİBİ HASTALIĞININ KENDİ KENDİNE OLUŞABİLECEK BİR EVRESİ OLMAYAN HASTALIK OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ. YANİ ÖZEL LABARATUARDA ÖZEL HAZIRLANMASI GEREKEN BİR HASTALIK OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ?
ŞİMDİ ASIL DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN ŞEY
İSRAİLİN TEVRAT’TA ARMEGEDDON SAVAŞI YAPACAK VE SADECE 144.000 KİŞİ KALACAK DİYOR.
BU SAVAŞ İLLA SİLAHLA OLACAK BİR SAVAŞ OLMADIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE. BU BU SALGIN HASTALIKLARIN HEPSİ LABARATUAR DA HAZIRLANAN HASTALIK OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE VE İLAÇ FİRMALARININ HEPSİNİN YAHUDİ KURULUŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE, SİZCE SONUÇ NE ÇIKIYOR…
BU ARAŞTIRMA YAZISINI MUTLAKA OKUYUN…
Yakın bir zamana kadar, DNA, içine girilmez bir alandı ama bugün çok net biliyoruz ki genetik sarmallar rahat açılabiliyor ve istenildiği gibi kromozom dizilişine eklemeler, çıkarmalar yapılabiliyor.
Genetik yapısıyla oynanmış gıdalar, doğrudan genetik yapıyla ilintilenen aşılar, tıpkı bilgisayarımıza şu veya bu şekilde giren virüs programları gibi, kendini sistemle entegre eden programlarla pekala insan genini değiştirebiliyor, yapısını bozabiliyor ve hatta yavaş yavaş ölümüne yol açabiliyor
Dolayısıyla, bugün pratikte yapılmasa da kanatlı atların, insan formunda hayvanların, domuzlaştırılmış varlıkların, yarı maymun yarı insan yaratıkların ortaya çıkması an meselesidir. Çünkü bunun mümkün olabileceği artık biliniyor. Yapılmıyorsa sebebi; İsrail’deki din adamlarının gücü, Hıristiyan ruhanilerinin ahlâki istinat duvarlarıdır.
Yakında, insan beden malzemelerinin üretildiği laboratuarlardan söz edilirse şaşmayın. Bunların dini ve hukuki boyutları yıllardır tartışılıyor. Hızla o yöne doğru gidiyoruz Bunun için şeytan da elinden gelini yapıyor. Dünyadaki sürgün hayatı bir an önce bitsin diye, saklı ve gizli telkinlerle insanlığı yıkıma sürüklüyor. Siyasi tabirle insanları kışkırtarak, “Tanrıyı kıyamete zorluyor”
İşte domuzlaştırma operasyonu da bu çalışmalardaki son merhaledir. Bu kadar açıklamanın hülasasına gelince;
Biliyorsunuz son olarak Domuz Gribi diye bir hastalık gündemde. Ve tabii aşısına da Dünyada haysiyet sahibi bilim adamlarından ciddi tepkiler var. ‘Bu aşı, bir hastalığı yok etmek için üretilmedi, aksine insanlığa yeni bir hastalık taşımak için üretildi.’ diyorlar.
Hayır, sizi temin ederim bu aşı sadece hastalık getirmiyor, transgenetik ‘terminatör genler’ de içeriyor. İnsan tabiatını yavaş yavaş meshedecek ve onu başka bir varlığa dönüştürecek genler
Beni şaşırtan ve kahreden ise, Türkiye’nin, Sağlık bakanımızın eliyle bu belaya sürüklenmesidir. Bu belayı insanlığın başına biz sarmışız gibi, aşı uygulamasında pilot bölge yapıldık. Efendim bilmem kaç milyon insan risk altındaymış da aşı yapılmazsa bilmem kaç bin insan ölecekmiş de İnsaf be, insaf. Allahtan korkun. Bu işlere hangi mantık ve vicdan ile bakıyorsunuz?
Yani bakanın dürüstlüğüne inanmasam diyeceğim ki; birilerinin zenginleştirilmesi için Türk milleti kobay yapılıyor!!! Pekala herhangi bir grip gibi savuşturulacak bir hastalığı, bu kadar büyük bir panikle lanse etmesi hakikaten akıllarda soru yaratıyor
Bu nasıl bir panik böyle? Yoksa birileri bu ülkeye girip virüsü serpti de bizim haberimiz mi yok?
Ben açık söylüyorum, bu kadar açık ikaz ve uyarılara rağmen aşı dayatılacak olursa bu millete ihanet edilmiş olur! Florası, genetiği temiz, hala insan varlıkların yaşadığı Anadolu’ya işgalden beter bir darbe indirir. Düşünün bu toprakları, tohumları, damızlıkları. Tahıl öldü, çeltik öldü, meyve öldü hayvan öldü. Arı öldü bal öldü. Karpuz öldü kavun öldü buğday öldü
Bir zamanlar da nüfus planlaması adı altında bu milleti kısırlaştıracak aşılar yaptılar. Ve bugün biliyoruz ki, Türkiye’de kısırlık son on yılda yüzde 27 oranında artmış durumda…
Ben bu konuda yazacak belki de son insanım. Lütfen hamiyet sahipleri ortaya çıksınlar ve şu meseleyi millete izah etsinler. Özellikle aşılarla, genlerin nasıl tahrip edilebileceği konusunda insanları aydınlatsınlar. Çoğu Siyonist baronlara ait olan ilaç fabrikalarını zengin edeceğiz diye, milletin kanıyla geniyle oynatmayalım!
SEN – SEVDİKLERİN – ÜLKEN – İNSANLIK YOK EDİLİYOR UYANIN ARTIK..
BU İSRAİLİN EN BÜYÜK HEDEFİ… BOZULMUŞ TEVRAT’TA ÖYLE YAZIYOR ÇÜNKÜ…
BU ADAMLARIN İNANCI, BU DA İSRAİL’İN EN BÜYÜK İMANI, UYANIN ARTIK…
Nezle,Grip ve Soğuk Algınlığından Koruyor
Uzmanlar kivinin A ve C vitamini deposu olduğunu ve özellikle kış hastalıklarından koruduğunu açıkladı.
Uzmanlar, A ve C vitaminleri ile, kalsiyum, demir ve magnezyum açısından çok zengin olan kivinin, kanser, nezle, grip, soğuk algınlığı, kolesterol, tansiyon gibi hastalıklara iyi geldiğini bildirdi. Uzmanlar, besleyici değeri yüksek bir besin olan kivinin bir tanesinin günlük A ve C vitamini ihtiyacını karşıladığını söyledi. Lif açısından zengin bir besin olan kivinin bağırsakları çalıştırarak sindirimi kolaylaştırdığını ve kabızlığı önlediğini bildiren uzmanlar, “Kivi vücut direncini ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Nezle, grip ve soğuk algınlığına iyi gelir. Nefes açıcı etkisi vardır ve astımlıları rahatlatır. Başta göğüs kanseri olmak üzere kanser oluşumuna ve kanserin ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeleyerek, tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürür. Karaciğeri çalıştırır, kanı temizler, kansızlığa, mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Yaşlanmanın ciltteki belirtilerini azaltarak, yıpranmış ve kuru ciltleri nemlendirir” dedi.
Hemoroid(Basur)
Hemoroid daha çok halk arasında bilinen adı ile basur veya mayasıl kalın barsağın son kısmında yer alan damarların büyümesi veya sarkması ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.
NEDENLERİ
Aslında hemoroidler insan vücudunda varolan normal anatomik yapılardır. Ancak bir takım nedenlerle hemoroidler hastalıklı hale dönüşürler. Başlıca hemoroid nedenleri; kabızlık veya ishal, ailevi yatkınlık, hamilelik karın i. tümörleri, Sürekli ayakta veya oturarak çalışma, siroz
BELİRTİLERİ
Kanama, kaşıntı, akıntı, ağrı, şişlik…
TEŞHİSİ NASIL KONULUR ?
Teşhis hekim tarafından gerçekletirilen muayene ile konur. Gerektiğinde anoskop veya rektoskop ile makat içersine girilere teşhis netleştirilir ve diğer karşılaşabilecek hastalıklarda böylece teşhis edilebilir.
BASKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİR Mİ?
Evet… Makat bölgesinde pek çok hastalıkla karışabilir. Bu hastalıklar anal fissür (makatta yırtık), fistül (makatta delik), kötü huylu tümörler, rektal prolaps (makatın sarkması), polipler, kondilom (virütik bir hastalıktır), ülser, abse ve iltihabi barsak hastalıkları şeklinde özetlenebilr. Hemoridler 2 ‘ye ayrılır. İç ve Dış Hemoroid… Dış hemoridler makatın içi ile tamamen ilşkisiz dışarıda olan hemoroidlerdir.İç hemoridler ise makatın içinde veya dışarıya doğru sarkan hemorid tipleridir. 4 çeşit iç hemoroid vardır. 1) Tamamen içeride sadece anoskop ile hekim tarafından tespit edilebilen hastada kanama şikayeti yapan hemoroid tipidir. 2 inci Tip hemoroid ise Dışkılama esnasında dışarıya çıkarlar ve kendiliğinden içeriye girerler. Daha çok kanama, akıntı ve kaşıntı yapabilirler. 3. üncü tip hemoroidler: Dışkılama ile dışarı çıkarlar ve elle itmek gerekir. Kanama, akıntı ve kaşıntı yapabilirler. +. üncü tip Hemoroidler : Dışkılama ile dışarı çıkmıştır ve içeri itilemezler. Şiddetli ağrı, akıntı ve kanama yaparlar.
HEMOROİD TEDAVİSİ
Diyet önerilir. bol posa bırakan lifli gıdalar alınması uygundur. Alkol alınması engellenir. Sıcak sı,u ile pansuman faydalıdır. Birinci ve ikinci derecede hemoroidlerde kanama kontrolünü sağlamak için hemoroidn en üst kısmından bir iğne ile sklerozan (yapıştırıcı, sertleştirici) bir madde verilir ve hemodoide giden kan akımı azaltılır.. Bu yöntem birçok hastada başarılı olur ancak kısa süre etkili olur. Lastik Şeritle Bağlama yöntemi kolay bir yöntemdir. Birinci, ikinci ve üçüncü derece hemoroidlerde kullanılır. ve oldukça etkilidir. Genellikle seanslar halinde yapılır. Lazer (İnfrared Koagülasyon) En popüler tedavi yöntemidir. Hastaya pek çok avantaj sağlar. hastaya sunduğu avantajlar. Öncelikle güvelidir. Gebelerde güvenle uygulanır. Kalbin elektriksel akımı etkilemez. Uygulaması basittir. Narkoz gerektirmez. Ağrı çok çok azdır. dikiş atılmaz. Kısa sürer
Parazitler
İNTESTİNAL PARAZİTOZLAR
Tanım ve Klinik Bulgular :Helmint yumurtalarının yutulması ya da larvalarının cildi delerek organizmaya girmesi sonucunda ortaya çıkan paraziter infeksiyonlardır.
1. Plathelmintler (Yassı Solucanlar):
a) Sestodlar: Taenia’lar, Hymenolepis, Echinococcus.
b) Trematodlar: Fasciola, Schistosoma.
2. Nemathelmintler (Yuvarlak Solucan): Ascaris, Enterobius, Ancylostoma
Taenia : T.saginata, erişkin formu insanda bulunan, baş (skoleks) ile jejunuma tutunarak halkaları (proglottid) ile 10 m. uzunluğa kadar erişen ve insanların sindirdikleri besinlerle beslenen şeritsi bir parazittir. İnsan dışkısı ile dış ortama atılan yumurtaları ara konakçı olan sığırları bulaştırır ve sığırda larva infeksiyonlarına yol açar. İyi pişirilmemiş sığır etlerindeki larvaların yutulması ile insanna bulaşır. Temel yakınma dışkıda parazit halkalarının görülmesi ve daha nadir olarak da açlık karın ağrısıdır. Yumurtaları insanlar için bulaştırıcı değildir. Benzer bir parazit olan Taenia solium’un ise ara konakçısı domuzdur ve yumurtaları insanlar için bulaştırıcıdır.
Diphrobothrium latum : Çiğ balık yenmesi ile insanlara bulaşır, incebarsaklara tutunarak 20-25 m. uzunluğa erişir. Çoğu olgu asemptomatikse de %2 olasılıkla B12 vtamini yetmezliği sonucu megaloblastik anemiye neden olabilir.
Hymenolepis nana : Küçük (2-4 cm) bir fare ve insan parazitidir. Diğerlerinin aksine ara konakçı gerektirmeden hastalıklı insan dışkısın tarafından kontamine edilmiş besinlerdeki yumurtaların yutulması ile bulaşır. Bu nedenle aile içi bulaş söz konusudur. Halkalar barsakta parçalandığından dışkıda sadece yumurtası görülebilir. Çocuklarda daha sıktır. Karın ağrısı, enterit, anemi, asteni, sinir sistemi belirtileri ve konvülsiyonlara kadar varabilen semptom zenginliği vardır.
Fasciola hepatica : Koyunların yapraksı parazitidir. İnsanlara iyi yıkanmamış çiğ sebzelerle bulaşır, safra yollarına yerleşerek portal siroza neden olur.
Schistosoma: Kontamine sularda yaşayan serkaryaların cildi delmesi ile dolaşıma geçer, türe göre mesane (S. haematobium, S. japonicum), kolon (S. mansoni, S. japonicum) veya nadiren diğer visseral organlar ve medulla spinalis (S. mansoni) venalarına yerleşerek kronik irritasyon nedenli organ patolojilerine (kronik sistit, mesane kanseri, kronik ishal, karaciğer fibrozu, portal hipertansiyon) ve allerjik reaksiyonlara yol açar.
Ascaris lumbricoides : Dış ortama atılan infekte insan dışkısındaki yumurtalar burada erginleşir ve yumurtaların insan tarafından yutulması ile bulaşır. Erişkinleri 20-25 cm. uzunluğunda bulunan yuvarlak, solucansı bir parazittir. Organizmadaki larva döngüsü sırasında geçtiği akciğerlerde allerjik pnömoni (Löeffler pnömonisi), barsakta serbest olarak yaşayan erişkin formu ise tıkanma ikteri, ileus ve malnutrisyon tablolarına yol açar.
Enterobius vermicularis : Evrimi sadece insan ile sınırlı olan, insandan insana yumurtaların aktarılması ile bulaşan küçük bir nematoddur. Yutulan yumurtadan incebarsaklarda çıkan larva kolon mukozasına tutunarak yaşar. Dişilerin anüsteki yumurtlama döneminde gelişen irritasyonuna bağlı olarak anal kaşıntı ve sekonder infeksiyonlara neden olur.
Ancylostoma duodenale, Necator americanus : Kancalı kurtlar olarak anılırlar. Kumlardaki hareketli larvanın çıplak ayaktan cildi delmesi ile insanlara bulaşır. Dolaşım yolu ile akciğere, oradan da özofagus yolu ile oral kavite ve özofagusa gelen larva yutulur, erişkin hale gelip incebarsaklara tutunur. Barsak kanamalarına neden olduğu için süregen kan kaybına bağlı demir eksikliği anemisi gelişir (pika anamnezi). Kanama bazen ciddi boyutlara ulaşabilir. Ayrıca; evrimi sırasındaki seyahatlerine bağlı olarak cilt, akciğer, gastrointestinal (bulantı, kusma, ishal) görülebilir.
Trichuris trichiura : Yumurtasının yutulması ile bulaşır, kolona tutunarak yaşar. Allerjik reaksiyonlar, karın ağrısı, distansiyon, kanlı ishal, kilo kaybı, mental değişiklikler, ileus, anal prolapsus ve apendisit tabloları ile kendini gösterir.
Strongyloides stercoralis : Kancalı kurtlarla aynı evrimi gösterse de önemli bir farkı, yumurtalarının barsaktayken açılması sonucunda immünitesi normal bireylerde peptik ülser benzeri yakınmalara neden olurken immünite problemi olanlarda çoğul otoinokülasyonlar sonucu karaciğer, kalp, beyin gibi birçok organı içeren belirtiler ile seyreden ve mortalitesi yüksek hiperinfeksiyon tablolarına yol açar. Bu hastaların salgıları da larva içerdiği için bulaştırıcıdır.
Tanı Metodları : İntestinal parazitlerin büyük çoğunluğunun tanısı dışkı incelemesi ile konur. Bu amaçla yüzdürme ve çöktürme yöntemleri kullanılmaktadır. Daha ağır olan Schistasoma ve Ascaris yumurtalarını için en uygun yöntem çöktürme yöntemidir (Formol-Etil asetat) E.vermicularis yumurtaları için, dişi oksiyür gece saatlerinde rektum-anüs bölgesine yumurtladığından, sabah uygulanan Selofan-Bant Yöntemi en iyi sonuç verir. Şistozomyaz, fasyolyaz, askariyaz, kancalı kurt, trişuryaz ve strongyloides infeksiyonları gibi doku irritasyonu yapan parazitozlarda eozinofili önemli bir bulgudur.
Tedavi : Sestod infeksiyonlarının tedavisinde niklozamid veya pirazikuantel, nematod infeksiyonlarında ise mebendazol, albendazol gibi preparatların kullanımı gereklidir. Trematod infeksiyonlarının tedavisinde pirazikuantel denenmekle birlikte tedavide kesin başarı sağlanamamıştır.
KİST HİDATİK
Tanım ve Klinik Bilgiler :Echinococcus granulosus, Echinococcus multilocularis ve Echinococcus vogeli’nin oluşturduğu; sıklıkla karaciğer ve akciğerde yerleşim gösteren paraziter zoonotik bir hastalıktır (1).
Hastalığın başlarında kistin küçük olduğu dönemlerde uzun yıllar boyunca asemptomatik seyredebilir. Fakat kist büyüdükçe; bulunduğu bölgeye ve oluşturduğu basıya göre belirtiler ortaya çıkar. Karaciğer yerleşiminde sağ hipokondrium ağrısı, bulantı, kusma ve ikter gibi belirti ve bulgular görülür. Akciğer tutulumunda; solunum sıkıntısı, öksürük, hemoptizi, göğüs ağrısı görülür (1,2).
Diğer organ ve sistem tutulumlarında da bu bölgelere ait tablolar ortaya çıkar. Örneğin kafa içi tutulumlarda; baş ağrısı, kafa içi basınç artışı, kusma, şuur kayıpları görülebilir. Myokard tutulumunda ritm bozuklukları, iskemi bulguları, myokard nekrozu hatta rüptürü gelişebilir. Kemik tutulumlarında spontan kırıklara neden olabilir.
Kistin rüptüre olması durumunda allerjik reaksiyonlar ortaya çıkar. Akciğerdeki kistin rüptüre olmasıyla ağızdan kist sıvısı gelir, boğulmalara neden olabilir.
Tanı Metodları :
Tanı; klinik bulgular, radyoloji, etkenin görülmesi ve serolojik yöntemlerle konur.
Etkenin Görülmesi : Kist sıvısı bronşlara, idrara, safra yollarına veya bağırsağa boşalırsa bu mataryellerde etkene ait yapılar görülebilir.
Serolojik yöntemler : Ekinokoklara karşı serumda oluşan antikorlara bakılır. Klinik ve radyolojik bulgularla kist hidatik şüphesi oluşan hastalarda serolojik yöntemlere sıklıkla başvurulur. Serolojinin sensitivitesi; karaciğer tutulumunda %80-100, akciğer tutulumunda %50-56, diğer organ tutulumlarında %25-56 dır (3). Serolojik yöntemler olarak indirek hemaglütinasyon, lateks aglütinasyonu, indirek floresan antikor testi ve enzim immuno assay kullanılabilir.
Tedavi :
Ulaşılabilecek bölgelerdeki kistler için ilk tercih edilecek tedavi cerrahi müdahale veya perkütan drenajdır. Ulaşılamayan bölgelerdeki kistlerde, çoklu organ tutulumlarında veya cerrahi esnasında oluşabilecek rüptür ihtimaline karşı 28 gün boyunca; “albendazol 10mg/kg/gün” veya “mebendazol 50mg/kg/gün” kullanılabilir.
Evlenmeden Önce Neler Yapmalıyız
Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.
Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.
Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.
Bunlar nelerdir ;
En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.
Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi .
İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )
Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.
Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.
Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.
Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir.
Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok
Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.
6. Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması , değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.
Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )
Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir ;
Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.
Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.
Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri ortadan kaldıracaktır.
Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.
Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.
Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması faydalıdır.
Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün olmayan
sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine neden olur.
Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.
Birlikte Orgazm Olma
Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.
Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.
Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize.
Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.
Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.
Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.
Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.
Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.
İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.
Orgazm Bozuklukları

Cinsel uyarılma sonrası orgazmın devamlı bir şekilde ya da tekrarlayıcı olarak çok geç olması veya hiç olmaması halidir. Her kadın için cinsel uyaranın turu ve yoğunluğu farklıdır. Bunun için cinsel uyarının iyi tetkik edilmesi gereklidir. Bu durum kişide belirgin bir gerilime ve sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun asal olarak başka bir psikiyatrik bozukluk, ilaç,madde ya da başka bir hastalık nedeniyle oluşmamalıdır.
Hekimin kişide yas, cinsel deneyimlerin öyküsü ve gelen cinsel uyarının yeterli düzeyde olup olmamasını değerlendirerek bu tanıyı koyması gerekmektedir.
Kadınlarda orgazma ulaşma durumu yasin ilerlemesi ile artmaktadır. Daha çok genç yasta rastlanmaktadır. Eğer kişide bu durumun nasıl yaşanabileceği öğrenilirse , cinsel travmatik yaşantılar, evlilik sorunları, depresif durumlar ya da başka vücutsal hastalıklarla karşılaşılmadığı surece bu halin uzun sureli olarak kaybolması nadirdir. Beraberinde cinsel istek ve uyarılma bozukluğu da bulunabilir. Kadınlar kendi bedenlerin, haz noktalarını ve özelliklerini daha iyi tanıyıp, eslerine tanıttıkça bu durumu daha yoğun yaşayabilirler. Yurt dışında yapılan bir çalışmaya göre (Kinsey) 35 yas üzerinde evli kadınlar arasında hiç orgazm yaşamayanlar % 5 oranında bulunmuştur. Başka bir çalışmada ise kadınların % 46 si orgazma ulaşmakta güçlük çekerken, % 15 oranında orgazm olamamaya rastlanmıştır.
Bu duruma yol açabilecek diğer faktörler arasında hamile kalma korkusu, esi tarafından reddedilme korkuları, vaginaya zarar gelebileceği endişesi, erkeklere karşı düşmanca tavırlar, cinsel dürtülere karşı kendini suçlu hissetme sayılabilir. Bu durumdaki bazı kadınlarda karin alt bölgelerinde ağrı, cinsel bölgelerde kaşınma ve akıntı, gerginlik, bitkinlik yakınmaları bulunabilir.
Orgazm bozukluğu (erkeklerde):
Orgazm bozukluğunun kadınlar için belirtilen şartlari erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde en yaygın olarak görülen şekli eşin el ya da oral uyarısı ile cinsel boşalma sağlanabilmesine karşın , cinsel ilişki sırasında orgazmın olmaması durumudur. Bazı durumlarda sadece mastürbasyon ya da sadece cinsel düşlemler ile orgazma ulaşılabilmekte, ilişki sırasında bu gerçekleşmeyebilmektedir. Orgazmın sağlanması için yeterli düzeyde cinsel uyarının olması ve yaş artışı ile uyarı yoğunluğunun artması gerekmektedir.
Neden olabilecek vücutsal hastalıklar:
Prostat operasyonları sonrası, “Parkinson” hastalığı, omurilik kanalında bozukluklara yol açan nörolojik hastalıklar, bazı tansiyon ilaçları, bazı anti psikotik ilaçlar da bu durumu oluşturabilmektedir. Geçici olarak yoğun alkol alimi , kandaki seker düzeyinin çok yükselmesi , bazı hipofiz bezi tümörleri varlığında da görülebilmektedir.
Psikiyatrik kökenli olan şekil kimlerde görülmektedir:
Etkilenen kişilerin daha çok Bu rahatsızlığın “obsesif-kompulsif” bozukluğu olanlarda daha çok görüldüğüne dair araştırmalar bulunmaktadır. Baskı altında ve katı kuralların olduğu ailelerden gelen kişilerde , cinsel konuların tabu olduğu ailelerde bu duruma daha çok rastlanmaktadır. Bazı kişilerde de kadınlara veya ilişki kurulan kişiye yönelik düşmanlık hislerinin sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Karşısın da kinin kendi gözünde cinsel çekiciliğinin kalmaması durumunda böyle bir sonuç ile karşılaşılabilmektedir
Tedavi:
Eşle birlikte yapılan cinsel tedaviler başarılı sonuçlar vermektedir.
Erkek cinsel organı sertleşme (ereksiyon ) bozukluğu:
Devamlı olarak ya da tekrarlayan bir şekilde , erkek cinsel organında (penis) cinsel ilişki için gereken düzeyde sertleşmenin elde edilememesi ya da cinsel ilişki sonuna dek bu düzeyin korunamaması durumudur. Bu durum kişide önemli derecede gerilime ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu teşhisin konması için başka bir psikiyatrik hastalık, bir ilaç,madde ya da bir vücutsal hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.
Bazı durumlarda cinsel yaşantının hiç bir döneminde ereksiyon sağlanamamışken, bazı kişilerde başlangıçta bu durum varken, cinsel birleşme anında bu kaybolabilir. Bazen de sadece mastürbasyon esnasında ya da uykudan uyanırken ereksiyon oluşur, cinsel birleşmelerde oluşmayabilir.
Bu durum kişide bir cinsel kaygı, gerekli performansı gösteremeyeceği endişeleri ya da cinsel uyarıma ve zevk alma hislerinde azalma ile ilişkilidir. Depresyon geçirmekte olan ya da madde kullanım bozukluğu olanlarda bu soruna rastlanabilmektedir. Bu durum tedavi edilmezse ne yazık ki evlilik sorunları, boşanmalara , alkol-madde kullanım bozukluklarına, diğer esin evlilik dişi ilişkilerine yol açabilmekte, bu nedenle intihar ya da cinayetlerle sonuçlanabilmektedir.
Yasin ilerlemesiyle birlikte görülme oranı artmaktadır. Yurt dışında yapılan çalışmalara göre ( Kinsey) rahatsızlığın 35 yas civarındakilerde % 2-4 oranında ;80 yas civarında ise % 77 oranında görüldüğü saptanmıştır. Ancak eğer kişinin sağlık durumu yerinde ve uygun cinsel esi varsa ileri yaslarda bu durum görülmeyebilir.
Bu duruma yol açabilen vücutsal hastalıklar:
Kabakulak ve fil hastalığı, kalp yetmezliği, damar sertliği, aort anevrizmaları, böbrek yetmezliği, hidrosel ve varikosel gibi ürolojik hastalıklar, siroz, solunum yetmezlikleri, penis damar ve yapı bozuklukları, Klinefelter gibi genetik hastalıklar, vitamin eksiklikleri, seker hastalığı, hipertiroidi, Addison hastalığı ve böbreküstü bezi tümörleri gibi endokrin sistem hastalıkları, MS, Parkinson , ALS, bazı sara hastalığı tipleri, sinir sistemini tutan tümörler, omurilik kanalını etkileyen travmalar ya da burayı tutan tümörler, alkol-madde bağımlılıkları, kursun ve bitki oldurucu ilaçlarla zehirlenme durumları, bazı ilaçlar ( östrojen, bazı tansiyon ilaçları, bazı antipsikotik ilaçlar) , isin tedavisi, pelvis kemiği kırıkları, ağır düşkünlük hallerine yol açan hastalıklar ve o bölge veya o bölgeye yakın sinir ve damarlarına yönelik ameliyatlar ( prostat , kalın bağırsak, mesane , iliak damar operasyonları gibi) sayılabilir.
Tedavi:
Esler birlikte tedaviye alınır. Bu tedavi için düzenli bir cinsel es gereklidir. Cinsel tedavide eşlerde bu duruma yol açabilecek başka bir vücutsal hastalık yoksa başarılı sonuçlar alınmaktadır
Erken boşalma (Prematur ejekulasyon) :
Devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan bir şekilde boşalma için yetersiz bir cinsel uyarılma ile, kişinin isteği dışında , penisin vaginaya girişi öncesi ya da hemen sonrasında boşalmanın (ejekulasyon) gerçekleşmesi durumudur. Bu durum kişide önemli derecede gerilime yol açarak, karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açmaktadır. Bu teşhisin konması için oluşan durumun başka bir maddenin etkilerine bağlı olmaması gerekmektedir. Bu tanıyı koyarken kişinin yaşı, eşin ya da cinsel aktivite durumu ve yerinin özellikleri, yakın zamandaki cinsel girişimlerin miktarı gibi etkenler dikkate alınır.
Kimlerde daha çok görülmektedir:
Genellikle genç yastakilerde ve cinsel ilişkilere yeni başlayanlarda görülür. Bazı kişilerde de , devamlı alışılmış eşle değil de ek olarak başka bir ilişkiye başlayınca oluşabilmektedir.
Daha çok eğitim düzeyi yüksek kişilerde rastlanmaktadır. Erkeklerin % 30 unda olduğu düşünülmektedir. Daha önceki cinsel girişimleri hayat kadınları ile alelacele bir şekilde olan kişilerde, fark edilmeleri halinde rezaletler çıkacağı olası yerlerde bu girişimlerde bulunanlarda çok kısa sürede orgazm sağlama alışkanlığı nedeniyle oluşmaktadır.
Erken boşalma nedenleri :
İlişkide bulunan kişi ile ilgili sorunlar, evlilik sorunları bu duruma yol açabileceğinden, hem bozuk giden evlilikler bu soruna yol açmakta, hem bu sorun evliliklerde zorluklara yol açmaktadır.
Başlangıçta olmayan, ancak devam eden ilişkilerde ortaya çıkan erken boşalmaya cinsel ilişki yoğunluğunun azalması , sertleşme bozukluğu olacağı endişesi sebep olabilmektedir.
Bazı kişilerde bilinçaltında yatan cinsel ilişki ile ilgili düşünceler bu duruma sebep olmaktadır. Sertleşme bozuklukları konusunda belirtilmiş olan ailesel yapı ve bu durumun gelişmesindeki etkenler bu konuda da söz konusudur.
Tedavi:
Eş birlikteliğinde ya da essiz olarak yapılan boşalma suresini uzatıcı cinsel tedaviler başarılı olmaktadır.Cinsel uyarılma sonrası orgazmın devamlı bir şekilde ya da tekrarlayıcı olarak çok geç olması veya hiç olmaması halidir. Her kadın için cinsel uyaranın turu ve yoğunluğu farklıdır. Bunun için cinsel uyarının iyi tetkik edilmesi gereklidir. Bu durum kişide belirgin bir gerilime ve sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun asal olarak başka bir psikiyatrik bozukluk, ilaç,madde ya da başka bir hastalık nedeniyle oluşmamalıdır.

