Archive for Ekim, 2009

Domuz Gribinin Tedavisi

Domuz gribine yakalanan kişilerin tedavisinin mümkün olup olmadığının sorulması üzerine, Münir Büke şunları anlattı:

”Bereket; kuş gribi virüsleri dışında tedavisi var. Virüsü almış kişilerde ilk 36 saat içinde tamiflu veya muadili ilaç 5 gün süreyle sabah akşam kullanılabilir, ya da hastalığın görüldüğü yerlerde bulunulduğunda, koruyucu ilaçlar alınabilir. Ama bunlar ithal olduğu için pahalı ilaçlar, herkesin kullanmasına imkan yok. 65 yaş üzerindekilere, kalp akciğer rahatsızlığı, astımı olanlara, romatizmal hastalıklar nedeniyle kortizon kullananlara, kanser tedavisi görenlere, küçük çocuklara öncelik tanımalıyız.”

Gribe yol açan virüslerin sürekli değişkenlik gösterdiğini, domuz gribindeki gibi genetik değişkenlikler gösterdiğinde ortaya yepyeni bir virüsün çıktığını dile getiren Prof. Dr. Büke, bu yüzden koruyucu antikorların bulunmadığını, yani şu an için aşısının geliştirilemediğini ifade etti.

-”YÜKSEK ATEŞ, VİRÜSLERİN ÖLÜMÜNE YOL AÇIYOR”-

Prof. Dr. Büke, hastalıkla birlikte ortaya çıkan yüksek ateşi düşürmeye çalışmamak gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”65 yaş üzerindeki kalp akciğer rahatsızlığı olan kişilerde, küçük çocuklarda, hamile kadınlarda ateşi düşürelim. Ama sağlıklı olup grip olanlarda ateşi düşürmememiz lazım. Ateş insana rahatsızlık veriyor, metabolizmayı hızlandırıyor, kalp atışlarını artırıyor, ama bunun yanında virüslerin ölümüne yol açıyor ve vücudun direncinde önemli işlev görüyor, bir çeşit savunma mekanizması gibi işliyor. Vücut 41 dereceye kadar dayanır, 4 saat kadar 42 dereceye dayanır. Mesela ben grip olduğumda ateşimi daha da yükseltirim ve 5-6 saat içinde bu iş biter. Eskilerin hastayı ”terletme” metodunun mantığı da budur zaten.

Bu nedenle parasetamol dediğimiz ateş düşürücüleri kullanmamak gerekiyor, ateş düşürülecekse fiziki yöntemleri kullanmak daha iyi. Çünkü parasetamol içeren ilaçlar virüslere karşı antikor oluşumunu engelliyor ve virüslerin çoğalmasını sağlayarak hastalığın tedavi sürecinin uzamasına yol açıyor.”

Domuz Gribi Nasıl Bulaşır?

Prof. Dr. Münir Büke, hastalığın en yaygın olarak solunum yollarıyla bulaştığına dikkati çekti.

Hasta insanların öksürük ve aksırığıyla havaya birçok damlacık saçıldığını, konuşurken 200-300, öksürürken 4 bin damlacığın havaya karıştığını kaydeden Prof. Dr. Büke, ”virüsü taşıyan kişi öksürüp hapşırırsa, 4 metreye kadar hiç temas etmeseniz bile size bulaşabiliyor. Havaya saçılan partiküller havada uzunca bir süre kalabiliyor ve bunların solunmasıyla solunum yoluyla kişiye geçiyor” şeklinde konuştu.

Bunun dışında öksürük ve hapşırık sırasında mikrobun göz mukozasına yerleşerek de hastalığın bulaştığını belirten Prof. Dr. Büke, ”yine eller, yakın temas çok önemli. Bu nedenle hasta kişilerin mutlaka izole edilmesi, toplu bulunulan yerlerden uzak durması, maske takması lazım. Mutlaka sık sık ellerin yıkanması gerekiyor” dedi.

Okullar, sinemalar, ulaşım araçları gibi topluca bulunulan yerlerde riskin daha fazla olduğuna işaret eden Prof. Dr. Büke, ”bütün vatandaşlarımız sık sık el ve yüz yıkamayı bu dönemde daha fazla önemsemeli. Öpüşmeye, tokalaşmaya biraz ara vermeliyiz. Hastalık bulaştırma bilinciyle, hastaların, öksüren kişilerin maske takması, öksürüp aksırırken mendil kullanmanın alışkanlık haline getirilmesi lazım” diye konuştu.

Prof. Dr. Büke, Türkiye’de gerekli önlemlerin olabildiğince alındığını, Sağlık Bakanlığının bu konuda ”uyanık” davrandığını söyledi.

Domuz gribinin belirtileri?

Prof. Dr. Büke, virüsün 2 ile 4 gün arasında kuluçka döneminin olduğunu, bu sürede herhangi bir belirtisinin gözlenmeyeceğini ifade ederek, ”mesela hava alanlarında hastalığa yönelik kontroller yapılıyor. Güzel bir uygulama, ama ilk 4 gün hiçbir belirti göstermediği unutulmamalı. Şüpheli kişileri en azından 3-4 gün gözlem altında tutmakta yarar var” diye konuştu.

Hastalığın 4 temel belirtisinin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Büke, bu belirtileri şöyle sıraladı:

”En önemli özelliği, üşüme ve titremeyle nükseden 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş. Diğer belirtileri göz çukurlarında da hissedilen şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, son olarak da bitkinlik. Bu arada öksürük ve burun tıkanıklığı da görülebilir. Bu belirtiler kuluçka döneminden hemen sonra yavaş yavaş değil, birdenbire başlar.

Soğuk algınlığıyla karıştırmamak gerekiyor. Soğuk algınlığı yavaş yavaş gelişir, ateş çok yüksek değildir, burun akıntısı ön plandadır. Kas ve eklem ağrıları olsa bile ileri derecede bitkinlik görülmez.”

Domuz gribi nedir?

Meksika’yı etkisi altına alan ve başka ülkelere de yayılmaya başlayan domuz gribi hakkında bilinenler…

PARİS – Meksika’da ortaya çıkan ve şu ana kadar toplam 81 kişinin ölümüne neden olduğu sanılan, ABD’de de 10 kadar vakaya rastlanan domuz gribinin dünyaya yayılmasından endişe ediliyor.

Domuz gribi hakkında bilinenler ise şunlar:

DOMUZ GRİBİ NEDİR?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.

İNSANA BULAŞIR MI?
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.

DOMUZ ETİ YİYENLER DOMUZ GRİBİNE YAKALANIR MI?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.

BU, DOMUZLARDA YENİ GRİP TÜRÜ MÜ?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.

DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.

AŞISI VAR MI?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

SEX OYUNLARI

Bu gece yatakta kontrolü ele geçirin

Seksi bir kadın, yatakta gücünü kullanmayı çok iyi bilir. Size dokunmasını engellemek için, erkek arkadaşınıza yatağa uzanmasını söyleyin ve eşarp, kelepçe veya kravat kullanarak onun ellerini bağlayın. (Eğer bunları kullanmak istemiyorsanız, ellerini başının üzerinde tutabilirsiniz.)

Sonra ona yavaşça dokunarak tahrik edebilirsiniz: Yavaşça öperek boynundan aşağıya doğru inin. Karnına geldiğinizde tekrar yukarı çıkın. Size dokunmak için çırpındıkça, en çok ne yapmak istediğini sorun ve sizi ikna edene kadar onu serbest bırakmayacağınızı söyleyin. Size yalvarması bittiği zaman ellerini çözün, sırt üstü uzanın ve kontrolü ona bırakın. Yeterli ateşi sağladıktan sonra, sizin ne kadar seksi olduğunuzu söyleyecek ve siz de bunu duydukça iyice havaya gireceksiniz.

Seksi kıyafetler giyin

Bazen de, baştan çıkaran seksi bir giysiyle, cinsel deneyimlerinizi unutulmaz kılabilirsiniz. Bir kadın, erotik tarafının farklı yüzlerini göstererek, içindeki seksi kadını ortaya çıkarabilir.

Örneğin, lolita tarafınızı göstermek istiyorsanız, beyaz koton veya pembe iç çamaşırları seçin, saçınızı at kuyruğu yapın veya masumiyeti çağrıştıran ekose etek ve üzerine V yakalı kazak giyin.

Kulağına fısıldayın…

Onu, daha vamp bir karaktere bürünüp baştan çıkarmak istiyorsanız, kırmızı veya siyah dantel iç çamaşırlarını deneyin ve hem dudaklarınızı hem de tırnaklarınızı koyu kırmızıya boyayın. Giydiğiniz kıyafetler sadece sizi havaya sokmakla kalmayacak, ona da görsel olarak müthiş bir şölen sunacak.

Sadece seksi kıyafetlerinizle onun karşısında durmanız bile yeterli olabilir ancak birkaç kışkırtıcı hareket, cinselliği daha da harika bir hale getirecektir. Masum ve tecrübesiz kız rolünü oynayarak, bunun ilk deneyiminiz olduğunu ve ne yapmanız gerektiğini bilmediğinizi söyleyin. Baştan çıkaran bir kadın olarak, ona dokunmak istediğinizi kulağına fısıldayın.

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?

Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.

İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?

Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır. Kadınların %26-41′inde zar duhüle müsaittir ve ilk ilişkide kanama olmaz.

Kızlık Zarı Nedir?

Kızlık Zarı Nedir?

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik öneme sahip olan kızlık zarı tıbbi literatürde Hymen (himen) olarak adlandırılır. Hymen aynı zamanda Yunan ve Roma mitolojisinde Baccus (Dionysus) ve Venüs’ün (Afrodit) oğlu olan ve elinde bir meşale tutan evlilik ve düğün tanrısının adıdır. Gerdek gecesi bu Tanrı’ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır.

Mitolojik bireylerin yanısıra 19. yüzyılda yaşamış bir besteci olan Frederic Hymen Cowen’de talihsiz bir seçimle bu kelimeyi yaşamı boyunca isim olarak taşımıştır.

Kızlık zarının fizyolojik amacı ve görevi kadın vücudunun bugüne kadar açıklanamamış pekçok sırrından birisidir. Spesifik bir görevi yokmuş gibi görünmesine rağmen özellikle embryonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği düşünülmektedir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise özellikle gelişmiş toplumlarda en sık cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenmektedir. İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pekçok toplum hymeni saflığın ve el eğmemişliğin yani bekaretin sembolü olarak görmüştür. Bu inanışın yansımaları hala daha özellikle bizim toplumumuz gibi gelişmekte olan toplumlarda sıklıkla yaşanmaktadır.Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojik değil sosyolojik bir fonksiyonu vardır.

Devamı İçin Tıklayın

Forumdan Bebek Ve Çocuk Sağlığı

New Anne sütü nasıl saklanır? 08-10, 09:04 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Anne sütü obeziteyi engelliyor 08-10, 09:03 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Anne sütü sigaranın… 08-10, 09:03 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Anne sütü ve emzirme 08-10, 09:03 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Anne sütü, alerji riskini… 08-10, 09:03 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Anne Sütünün Faydası 08-10, 09:03 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Annelerin ortak sorunu;… 08-10, 09:02 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Annenin bebeğe en büyük… 08-10, 09:02 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebeği memeden ayırmak için… 08-10, 09:01 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebek beslenmesinde niçin… 08-10, 09:01 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebeklerde beslenme konusunda… 08-10, 09:01 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebeklerde demir eksikliğine… 08-10, 09:01 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebeklerde Ek Gıda 08-10, 09:01 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Bebeklerde tuz tüketimi 08-10, 09:00 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Besin alerjisi 08-10, 09:00 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New beslenme ve gelişim 08-10, 09:00 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Beslenmede gerçek sorun;… 08-10, 08:59 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Çocuğum yemek seçiyor… 08-10, 08:59 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Çocuğum yemek yemiyor 08-10, 08:59 CuTeBoY Bebek ve Çocuk…
New Çocuğumun beslenme çantasında… 08-10, 08:59 CuTeBoY Bebek ve Çocuk.

Hayvanlarla İnsanların Cinsel İlişkileri

HAYVANLARLA KURULAN CİNSEL İLİŞKİLER

Çoğu halkların mitolojilerinde çok gü­zel kadınlarla onları baştan çıkarabil­mek için hayvan kılığına girmiş erkek tanrıların cinsel birleşmelerini konu alan öykülere rastlanır, örneğin, Yunan mitolojisinde, tanrı Zeus Leda’yla birleş mek için kuğu kılığına, Europa’yla birleşmek için de boğa kılığına girer. “Güzel kadın ve hayvan” ilişkisine çoğu ülkele­rin edebiyatında rastlanır. Eskiçağ bize bu tür örneklerle dolu bir edebiyat ve re sim sanatı bırakmıştır. Çok az rastlan­makla birlikte hayvanlarla cinsel birleş­me denemesinde bulunan kadınların varlığı gerçektir.Kinsey’in incelemeleri insan hayvan ilişkileri konusunda yüzde sekizlik bir oran ortaya koyar; bu oran kırsal bölgelerde biraz daha yüksektir.

Çok eski çağlardan beri yasalar, hayvan­larla cinsel ilişkiyi yasaklamıştır, örne­ğin, Hitit yasalarına göre “bir erkek bir inekle cinsel ilişkide bulunursa ölüm ce­zasına çarptırılırdı.” Ama bir boğa bir in sana tecavüz ederse, insan değil, boğa öldürülürdü. Yine Hitit yasalarına göre “bir erkek bir katırla ya da bir beygirle cinsel ilişkide bulunursa bu erkek öldürülmez, fakat krala yaklaştırılmayacağı gibi, rahip de olamazdı,” Erkek hayvanların başka türlerden dişi­lerle çiftleşmesine oldukça sık rastlanır. Gerçekten de, anatomik bakımdan bir engel olmadıkça ayrı türden hayvanla­rın çiftleşmesinin bir sakıncası yoktur. Ama bu birleşme bir gebelikle sonuçlan maz. Kuşlarda ve iri memelilerde bu tür birleşmelere çok rastlanır. Bu tür çiftleş­melerin bilimsel olarak gözlenmesi oldukça yenidir. Yakın bir geçmişe kadar ayrı türden hayvanların çiftleşme­leri olanaksız olarak değerlendiriliyor­du.

İnsanda, durum farklıdır. İnsanın hay­vanlarla cinsel birleşmede bulunması anatomik olarak yani vücut yapısı bakımından zordur. Çünkü insanın vücut yapısı hiçbir hayvanınkiyle karşılaştırılamaz. Ayrıca insandaki psikolojik koşul­lanma da bu tür birleşmeler için önemli bir engel meydana getirir. Daha önce de söylendiği gibi, hayvanlarla kurulan iliş­kilere daha çok kırsal bölgelerde rastla­nır ve ergenlik çağına varan erkekler ta­rafından uygulanır. Bu birleşmeler yaş ilerledikçe azalır; çünkü artık kişiye heteroseksüel etkinlik egemen olmuştur. Hayvanlarla çiftleşmeye, hayvanlar ara­sındaki bir birleşmenin yol açabileceği bir heyecanlanma neden olabileceği gibi, bu tür davranışta bulunan arkadaş­ları taklit etmek arzusu da böyle bir birleşmenin kaynağı olabilir.

İlişki kurmak için seçilen hayvanlar genellikle kedi ya da köpek gibi ev hayvanlarıdır. Ama düveler, dişi koyun­lar, keçiler ve dişi eşekler de bu tür ilişkiler için yararlanılan hayvanlar arasında yer alır. Dişi koyunlarla yapılan birleş­me uzun süre kırlarda yaşayan ve bu nedenle kadınlarla az ilişkide bulunan çobanlar arasında yaygındır. Erkek hay­vanlar bu tür deneylere çoğunlukla sert tepki gösterirler. Bu ilişki zaman içinde uzarsa, çocukla hayvan arasında duygu­sal bir bağın doğması mümkün olabilir.Cinsel yaşam insanoğlunun en önemli sorunlarından biridir. Cinsel yaşamın gelişmesi çağlara bağlı olarak değişiklikler gösterir.

Başka Yazı İçin Tıklayın