Archive for Ekim, 2009
Jilet izleri
Jilet izi giderme
Yara izi “Scar” (skar şeklinde okunur) nedir?
Skar normal yara iyileşme olayının bir sonucu olarak oluşur. Bir yaralanma ile oluşan kesi veya bir ameliyat yarası ne kadar dikkatli ve usulüne uygun şekilde onarılsa bile kalıcı bir iz daima oluşur. Ancak bu izin kabul edilebilir, gizlenebilir ve belli belirsiz olması önemlidir. Plastik cerrahi sanatı ancak bunu sağlayabilir. İzsiz ameliyat yoktur. Estetik dikiş adında bir dikiş tekniği yoktur. Lazerle dikiş konulamaz.
Yara iyileşmesi sonucu oluşacak skarın kalitesi kişiden kişiye ve vücut bölgelerine göre farklılık gösterir. Bu nedenle skarın ne şekilde sonuçlanacağını önceden kestirmek mümkün değildir. Başlangıçta gergin ve düzensiz şekilde olabilir zamanla daha düzgün bir hal alır. Yine başlangıçta kızarık ve kabarık şekilde olan skarlar 12-18 ay içinde daha yumuşak ve soluk renkli hale dönüşürler.
Bir skarın iyileşme dönemi sonunda kabul edilebilir ve eniyi durumda olması için skarlı bölgeye masaj uygulanabilir. Masaj cildin alttaki dokulara düzensiz şekilde yapışmasını önler. Uygun şekilde yapılan masajın yaranın olgunlaşmasını hızlandırdığı yani kızarıklık ve düzensizliği azalttığı kabul edilmektedir. Masaj skarı hafifçe okşamak tarzında değil alttaki dokulara doğru itecek şekilde bastırılarak, günde birkaç kez 5 dakika süre yapılmalıdır. Banyodan sonra yapılması sağlık verilir.
Masaja ne zaman başlanacağına ameliyatı yapan doktor karar verir. Çünkü yara dikişler alınmış olsa bile masaj için henüz elverişli durumda olmayabilir.
Skar ve güneş ışığı ilişkisi önemli bir konudur. Skarlı alanlar normal cilde göre güneş ışığına daha hassas durumdadır. Ameliyat olan kişilerin skar olan bölgelerini kuvvetli ve direk gelen güneş ışığından (plajda öğle saatlerinde güneşlenme gibi) 12-18 ay süre ile kaçınmaları tavsiye edilmektedir. Gündüz şartlarında yüksek değerli güneş koruyucu kremler (SPF,Sun Protection Factor) ve geniş kenarlı şapkalarla yüz güneşten korunabilir. Güneş koruyucu krem açıkta olan el sırtı için de kullanılmalıdır.
Yara iyileşmesinin erken dönemlerinde, güneşlenme yada ultraviole salonlarında bronzlaşma skarlı alanlara zararlı etki yapar. Böyle bir durumda skarlı alanlar alacalı bir görünüm kazanır. Ayrıca sıcak skarlı alanlarda kaşıntıya neden olur Bu nedenle güneşte yanmaktan ve brozlaşmaktan kaçınmak erken dönemde gereklidir.
Skarların yok edilmesi mümkün değildir. Önerilen çeşitli krem, ve bazı cihazların kullanımı, skarın dış görünümünde belli ölçüde düzelme sağlayabilir ancak hiçbir zaman yok edilemez. Örneğin yanık izlerini, dövme lekelerini ve doğum sonrası oluşan çatlakları yok eden bir yöntem yoktur.
Hangi nedenle oluşursa oluşsun meydana gelmiş skarların Scar Revision denilen cerrahi tedavisi, plastik cerrahinin zor konularından biridir. Hiçbir skar tamamen yok edilemez. Plastik Cerrahide skarların görüntüsü masaj ve ameliyatla daha kabul edilebilir, daha az belirgin hale getirilebilir yada örneğin saçlı deri gibi doğal anatomik bölgelerde gizlenebilir. Skarların oluşumunda yaranın boyutları ve derinliği, yaranın olduğu anatomik bölgenin kanlanması, kişinin deri kalınlığı ve rengi, skarın yönü gibi pekçok faktörün etkisi vardır. Başlangıçta görünümü iyi olmayan skarlar zamanla daha kabul edilir bir hale gelir. Oluşacak yara izininin kişi tarafından ne derece kabul edileceği de kişiden kişiye fark gösterebilir.
Skar revizyonu ameliyatı kararını vermeden önce ilk ameliyattan veya yaralanmadan sonra 6-12 beklenmesi tavsiye edilmektedir.
Skar revizyonu plastik cerrahinin konusudur. Seçilen hekim ile tüm ayrıntılar, olabilecek olumlu ve olumsuz sonuçlar enine boyuna konuşulmalıdır. Kişi beklentilerini çok iyi belirlemelidir.
Her ameliyatın riski olduğu gibi bu ameliyatın da riski vardır. Normal koşullarda çok büyük ve geniş olmayan skarlar lokal anestezi ile ameliyat edilebilir. Ancak enfeksiyon, kanama, ve nüks olasılığı vardır.
Keloid
Keloid abartılı yara iyileşmesi olayı olarak tanımlanabilir. Skar genellikle kalın, düzensiz ve yara kenarlarının dışına taşmış şekilde olur ve kaşıntılıdır. Çevre dokulara göre kırmızımsı yada daha koyu renkli olabilir. Keloid vücüdun herhangibir yerinde oluşabilir. Ancak çoğunlukla gövde ön yüzü omuzlar sırt ve kulak memesinde gelişir. Daha çok esmer insanlarda ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe ortaya çıkma şansı azalır.
Bir anormal yara iyileşmesi tipi olan Keloid steroid türü ilaçların yara içine enjeksiyonu ile tedavi edilir. Bu işlem skar dokusunun kırmızımsı rengini, kaşıntısını azaltır. Bazı olgularda küçülmesine neden olabilir. Bu tedavi yanıt vermezse skar dokusu ameliyatla çıkartılır yara tabaka tabaka dikilir. Bu lokal anestezi ile yapılabilen bir işlemdir. Kişi kısa amanda 1-2 gün içinde işine dönebilir. Geniş skarlarda deri nakli ile kapatma gerekli olabilir.
Hangi yöntem kullanılırsa kullanısın keloidlerde nüks etme eğilimi vardır. Bazen eskisinden daha büyük boyutlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hem ameliyat ve hemde aynı anda steroid enjeksiyonları, şua tedavisi kombinasyonu uygulanabilir. Ameliyat sonrası özel basınçlı sargı yada giysi kullanılması gerekli olabilir. Bu işlem 1 yıl kadar sürebilir.
Keloid tedavisinde uygulanan işlemlerin 2-3 yılda bir tekrarlanması gerekebilir.
Hipertrofik skar (Hypertrophic scar)
Keloide göre daha az abartılı bir yara iyileşmesi şeklidir. Çok defa keloidle karıştırılır. Hipertrofik skar yara sınırlarının dışına taşmaması özelliği ile keliodden ayrılır. Diğer özellikler birbirine benzer. Tedavi yaklaşımı keoid ile aynıdır.
Kontraktür (Contracture)
Yanık ve doku kaybına neden olan yaraların iyileşmesi o bölgenin ileri derecede büzüşmesi ile sonuçlanabilir. Buna “Contraction” denir. Ortaya çıkan kontraktür alttaki dokuları da etkilediğinden eklem bölgelerinde hareket kısıtlılığı olur.
Yanık veya diğer nedenlerle oluşan kontraktürler ancak ameliyatla düzeltilebilir. Kontraktüre neden olan doku tamamen çıkarıldıkdan sonra yara deri nakli veya Z-Plasty, W-Plasty gibi flep denilen doku kaydırma yöntemleri ile kapatılır. Gereğinde doku genişletme (Tissue expansion) yöntemlerinden yararlanılır. Estetik ameliyat sonrası fizik tedavi gerekebilir.
Yüzdeki yara izleri
Yüzdeki ameliyat veya yaralanma izleri hipertrofik skar tarzında olmasa bile görülebilir halde olduğu için kozmetik bir sorun olabilir. Tedavi aynıdır. Skar ameliyat ile ya normal yüz çizgilerine uydurulur yada gizlenebilir. Ancak hiçbir zaman yok edilemez. Ameliyat dışında önerilen yöntemler belki daha az belirgin olmasına yardımcı olabilir. Yara izlerini ameliyat ve ameliyat dışı yöntemlerle tamamen yok eden bir tedavi yoktur. Amaç sadece daha kabul edilebilir bir görünüm sağlamak olmalıdır.
Yüzdeki yara izlerinin bazıları mekanik aşındırma “Dermabrasion” denilen yöntemle daha kabul edilebilir bir hale getirilebilir ancak bu yöntem de skarı tamamen yok edemez. Son zamanlarda mikrodermabrasion adı verilen yöntem kullanılmağa başlanmıştır. Ancak sonuç çok farklı değildir. Skarlarda ameliyat dışı önerilen tedavi yöntemleri birkaç seans gerektiren zaman alıcı yöntemlerdir.
Skar revizyonu ameliyatından sonra doktorun tavsiyelerine kesin olarak uyulmalı özellikle güneş ışığından kaçınılmalıdır. Ameliyatla elde edilecek düzelmenin derecesinin yaranın boyutlarına, anatomik yerleşimine, kişinin cilt yapısının kalitesine, rengine sigara kullanıp kullanmamasına, ameliyat sonrası bakıma bağlı olduğu ve başlangıçtaki görüntünün hoş olmayacağı, düzelmenin 6-12 ay sürebileceği hatırdan çıkarılmamalıdır.
Peniste sertleşme güçlüğü
Ereksiyon yani peniste sertleşme erkek cinsel organının kasları, sinirleri ve damarları arasındaki uyum sonucu gelişmektedir. Erektil disfonksiyon erkeğin ereksiyon olamaması ya da ereksiyonu koruyamamasına verilen addır. Diyabet sorunu olan hastalarda ereksiyon bozukluğuna yol açan nedenler diyabetik damar ve sinir hastalıklarıdır. Erektil disfonksiyon probleminin görülmesi diyabet hastalığının habercisi olabilir. Diyabetli hastalarda, beyinden çıkan sinyaller penise ulaşmakta güçlük çeker. Bu nedenle ereksiyon için gerekli kan akımını kontrol eden sinir sistemi görevini yapamaz. Yani kişinin yaşadığı cinsel istek beyinden sinirlere iletilemez. Bu yüzden de ereksiyon olmada problemler yaşanır. Sertleşme sorununun tedavisinde penis büyütücü haplar kullanılabilir. Yüzde 100 doğal içerikli bitkisel karışımlarla elde edilen penis büyütücü haplar sinir sistemini düzeltici etki göstermektedir. Cinsel ilişki sırasında erkeğin yaşadığı gerginliği ortadan kaldırır. Düzenli kullanımın ardından 3 aylık bir süre zarfında 2 – 4 cm’lik penis uzamaları mümkün olup, doktor onaylı hapların hiçbir yan etkisi yoktur.
İlişkiye girme sıklığı ne kadar önemli?
20 – 40 yaş periyodu, bireylerde cinsel ilişkinin en yoğun yaşandığı yıllardır. Yaş ilerledikçe veya uzun ilişkilerde cinsel istek seviyesinde azalma, erkeklerde ereksiyon, sertleşme ve erken boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon, kuruma gibi cinsel problemler ortaya çıkabilir. Bu gibi problemler partnerlerin cinsel ilişkiden yavaş yavaş uzaklaşmasına yol açar. Ancak bireyler problemlerini aşmalı ve sağlıklı cinsel yaşamdan uzaklaşmamalıdır. Cinsel ilişki hem erkek hem de kadın için bir ihtiyaçtır ve devam edebildiği sürece yapılmalıdır. Seks sırasında yaşanan gerginlikler konuşarak aşılmalıdır. Bireylerin gerekirse fanteziler ve cinsel isteklerini partneriyle konuşması, küçük oyunlar oynayarak cinsel ilişkiyi rutin seyrinden çıkarmaları gerekmektedir. Özellikle kendine güvenemeyen erkekler penis büyütücü ürünlerle ihtiyaçları olan güvene sahip olabilirler. Penis büyütücü hapları kullanan erkekler cinsel açıdan kontrolü ele geçirip partnerini daha çok tatmin ederler. Cinsel ilişkiden duydukları haz artar. Yüzde 100 doğal karışımlardan hazırlanan penis büyütücü hapları siz de denemelisiniz.
2010 Yılında KPSS Yapılacak mı?
2010 yılında KPSS Yapılacak mı?
Bu nedenle 2010 yılında yapılacak olan her iki KPSS sınavı lise-önlisans mezunları açısından 2 yılda bir yapılması nedeniyle, lisans mezunları açısından ise uzman yardımcılığı, müfettiş yardımcılığı veya öğretmenlik başvurularının yanısıra KPSSP1, KPSSP2, KPSSP3 puanlarının hesaplanması B Grubu kadrolar için de tercih yapabilmeleri açısından önem taşımaktadır.
KPSS 2009/6 Yerleştirmeleri
Dar kapsamlı ve az sayıda yerleştirmenin yapılacağı KPSS 2009/5 Yerleştirme duyurusu sürpriz bir şekilde ÖSYM tarafından bugün (15.10.2009) yapıldı. Daha geniş kapsamlı ve daha fazla sayıda atamanın yapılacağı KPSS 2009/6 Yerleştirme işlemleri ise ekim ayı içerisinde veya kasım ayında yine ÖSYM tarafından açıklanacak. KPSS 2009/6 Yerleştirme sürecini Memurum.biz’den takip edebilirsiniz.
-
ÖSYM tarafından Ekim veya Kasım ayında KPSS 2009/6 Yerleştirme işlemleri yapılacaktır. KPSS 2009/6 atamalarında kaç kişinin atamasının yapılacağı ve atama takvimi henüz açıklanmamıştır. (DPB’ce kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçları, yapılan değerlendirme sonucunda ÖSYM’ye bildirilecek ve ÖSYM yerleştirme takvimini açıklayacaktır.)
-
Adalet Bakanlığınca 3 bin zabıt katibi ve 3 bin infaz ve koruma memurunun yanı sıra bazı kadrolara alım yapılacaktır. Başvuru takvimi Adalet Bakanlığınca henüz açıklanmamıştır.
-
Sağlık Bakanlığınca KPSS 2009/6 Yerleştirmeleriyle birlikte veya ayrıca bir memur alımı yapılacaktır.
-
Milli Eğitim Bakanlığınca Kasım ayında öğretmen ataması yapılacaktır. Atama sayısı ve atanacak branşlar henüz belli değildir.
-
Sözleşmeli memur, itfaiye eri gibi B grubu kadro ilanları kurumlarca ihtiyaç oldukça verilmektedir. A grubu kadro ilanları kamu kurum ve kuruluşlarınca verilmeye devam etmektedir.
-
KPSS 2009/5 Yerleştirme işlemleri ÖSYM tarafından duyuruldu. Söz konusu atamalar Tarım Bakanlığı ve DSİ sözleşmeli kadrolarını içermekte.
Adet Öncesi Sinir Bozuklukları
Ruhi durumunuzda değişiklikler, hassas memeler, karında şişkinlik, yemek yemeye aşırı istek, yorgunluk, sinirlilik ve depresyon. Eğer bu problemlerden bir kısmını veya hepsini aylık reglinizden evvel yaşıyorsanız, adet öncesi sendromunuz (PMS) olabilir.
Adet gören kadınların tahminen yüzde 70 ile 90 kadarında bir tür PMS bulunmaktadır. Bu problemlerin, 20′li 30′lu yaşlarında olan kadınlarda daha fazla sıkıntı yaratması olasıdır; tekrarlamaya yatkındır. Ancak fiziki veya duygusal değişiklikler her adet döneminde daha fazla ya da daha az yoğunlukta olabilir.
Gene de, bu problemlerin hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin. Son yıllarda, PMS hakkında çok şey öğrenilmiştir. Tedaviler ve hayat tarzında yapılacak ayarlamalar, bulgu ya da belirtilerinizi azaltma veya idare etmenizde size yardımcı olabilir.
Bulgu ve Belirtiler
Birçok kadın için PMS�e dair bulgu ve belirtiler rahatsız edici olup adet döneminizde istenmeyen bir bölümdür. PMS in en sık görülen fiziki ve duygusal bulgu ve belirtiler arasında şunlar bulunmaktadır:
� Sıvı toplanması nedeniyle kilo artışı
� Karında gergin şişkinlik
� Memelerde hassasiyet
� Gerilim veya endişe
� Kederli ruh hali
� Ağlama nöbetleri
� Ruh halinde değişkenlik ve sinirlilik ya da öfke
� İştahta değişiklik ve yeme isteği
� Eklem veya adale ağrısı
� Baş ağrısı
� Yorgunluk
Muhtemel bulgu ve belirtilerin listesi uzun olmasına rağmen, PMS olan kadınlarda bu problemlerin sadece bir kısmı görülmektedir.
Kadınların tahminen yüzde 30 ile 40 kadarında, fiziki ağrı ve duygusal stres, günlük işlerine ve faaliyetlerine tesir edecek kadar şiddetli olabilir. Bu kadınların çoğunda adet kanaması başladığında belirtiler kaybolmaktadır.
Ancak, PMS olan kadınların bazıları için, belirtiler engelleyici olacak derecede şiddetli olabilir. PMS�nin bu şeklinin psikiyatrik tanımlaması mevcuttur- adet öncesi disforik rahatsızlık (PMDD). PMDD, adet öncesi bir sendrom olup belirtileri arasında, ağır depresyon, ümitsizlik hissi, öfke, endişe, kendine güven eksikliği, dikkatini toplamada zorluk, sinirlilik ve gerilim bulunmaktadır. Şiddetli PMS si olan kadınların yüzde 50 ile 60�ında temelde bir psikiyatrik rahatsızlık mevcuttur.
Anksiyete Uygulanacak tedavi faydalı olabilir
Göğüs ağrısı: Yaygın ama genelde bas edilebilir
Kadınlar ve depresyon: Cinsiyetin eksikliğini anlamak
Orta yaşta yeme bozuklukları: Bir Mayo Clinic uzmanıyla röportaj
Yorgunluk
Uykusuzluk
TEŞHİS VE TEDAVİ İÇİN DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ!
Nedenleri
Kimse PMS�nin esas nedeni bilmemektedir, ancak rahatsızlığa birkaç faktör etki edebilir. Hormonlardaki dönemsel değişiklikler önemli bir neden gibi görünmektedir, zira PMS�nin bulgu ve belirtileri hormonlardaki dalgalanmalarla değişmekte ve hamilelik ve menopozda da kaybolmaktadır
Beyindeki kimyasal değişiklikler de söz konusu olabilir. Nedenlerden birisi, özellikle depresyon gibi ruh hali değişikliklerinde önemli bir rol oynadığı düşünülen bir beyin kimyasalı (nörotransmiter) olan seratonindeki dalgalanmalardır. Yetersiz miktardaki seratonin düzeyleri, PMS�nin yorgunluk, yeme isteği ve uyku problemleri gibi diğer belirtilerine katkıda bulunabilir.
Nadiren, şiddetli PMS�si olan bazı kadınlarda, her ne kadar PMS�nin tüm belirtilerine depresyon tek başına neden olmasa da, teşhis edilememiş bir depresyon mevcuttur. Stres de bazı belirtileri kötüleştirebilir, ancak tek başına neden değildir.
Bazı PMS belirtileri vitamin ve minerallerin yetersizliğine bağlanmıştır. Sıvı toplanmasına neden olan aşırı tuzlu yemek, ruh halinde ve enerji düzeyinizde bozukluklara neden olabilen alkol ve kafeinli içecekler tüketmek de PMS ye katkıda bulunan faktörler olarak belirtilmiştir.
Kişisel Bakım
Yemek yeme, egzersiz şeklinizi ve günlük hayata bakışınızı değiştirerek PMS belirtilerinizle başa çıkabilir ya da bazen azaltabilirsiniz. Şu tedbirleri deneyin:
Diyetinizi ayarlayın
� Şişkinlik ve dolgunluk hissinizi azaltmak için daha az, daha sık öğünlerle beslenin.
� Şişkinlik ve sıvı toplanmasını azaltmak için tuz ve tuzlu gıdaları kısıtlayın.
� Meyve, sebze ve taneli hububat gibi karmaşık karbonhidratlar açısından zengin gıdaları tercih edin.
� Kalsiyum zengin gıdaları tercih edin. Sütlü gıdalara tahammülünüz yoksa ya da beslenmeyle yeterli kalsiyum alamıyorsanız, her gün kalsiyum takviyesi almanız gerekebilir.
� Her gün multi-vitamin takviyesi alın.
� Kafeinden sakının.
� Alkolden sakının.
� Düzenli rutininiz içine egzersizleri de katın
Haftanın birçok gününde en az 30 ile 60 dakika arasında hızlı yürüme, bisiklete binme, yüzme veya aerobik faaliyeti yapın. Günlük düzenli egzersiz genel sağlığınızı düzeltir ve yorgunluk ve kederli ruh haliniz gibi belirtileri azaltır.
� Stresi azaltın
� Bol bol uyuyun.
� Baş ağrılarını, endişe ya da uyuma güçlüklerini (insomnia) azaltmada yardımcı olması için ilerleyici kas gevşetme teknikleri veya derin nefes alma egzersizleri uygulayın.
Birkaç ay boyunca belirtilerinizi kaydedin. Belirtilerinizi tetikleyenleri ve zamanlarını tespit etmek için kayıt tutun. Bu size, bunları azaltmada yardımcı olacak stratejilere müdahale etmenize izin verecektir.
Tamamlayıcı Tıp
Burada, PMS�nin belirtilerini azaltmada daha fazla kullanıldığı bilinen tamamlayıcı ürün ve tedaviler bulunmaktadır:
� Kalsiyum. Çiğnenebilir kalsiyum (Tums, Rolaids, diğerleri) gibi kalsiyum katkıları ve gıdalardan 1200 miligram (mg) tüketmek, PMS ye ait fiziki ve psikolojik belirtileri azaltabilir. Kalsiyum karbonatın düzenli, uzun süreli kullanılması da osteoporoz riskinizi azaltabilir.
� Magnezyum. Günde 200 mg magnezyum almak sıvı tutulmasını, PMS�li kadınlarda meme hassasiyetini ve şişkinliği azaltabilir.
� B�6 vitamini. B�6 vitaminini her gün 50 ile 100 mg arasında almak can sıkıcı PMS belirtileri olan bazı kadınlar yardımcı olabilir.
� E vitamini. Günde 400 IU alındığında bu vitamin, kramplı ağrılara ve meme hassasiyetine neden olan hormon benzeri maddelerden prostoglandin oluşumunu azaltarak PMS belirtilerini azaltabilir.
� Bitkisel düzenleyiciler. Bazı kadınlar, PMS belirtilerinin, siyah kohoş, zencefil, ağaççileği yaprağı, karahindiba çayı, chaste tree berry (ağaç meyvesi) ve evening primrose oil (eşek out yağı) ile rahatladığını bildirmişlerdir. Ancak, çok az bilimsel çalışma, PMS�nin belirtilerine iyi geldiği düşünülen bitkilerin etkinliğini kanıtlamaktadır. FDA bitkisel ilaçlara karışmaz. Bunun anlamı güvenliği ve etkinliği kanıtlanmamış demektir. Satın aldığınız ürünün etiketindeki etkin maddeleri içerdiğine ya da başka zararlı olabilecek maddeleri içermediğine dair bir garantiniz yoktur.
� Doğal progesteron kremleri. Bunlar yabani tatlı patates ve soya fasulyesinden yapılmıştır. Bazı kadınlar, bu kremlerin belirtilerini rahatlattığını bildirmişlerdir. Bunların etkinliğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar mevcut değildir.
Herhangi bir bitki ya da diyet katkısı almadan evvel doktorunuzla görüşün.
SEKS HER YAŞTA VAR
Seks gençlik, yetişkinlik kadar yaşlılıkta da önemli. Hele de yaşam süresinin 80′lere çıktığı, bir kadının ömrünün üçte birinin menopozda geçtiği düşünülürse. Hâlâ “Bu yaşta seks olur mu?” diyorsanız, uzmanları dinleyin…
Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık… Her dönemin kendine özgü hormonal değişimleri, her hormonal değişimin getirdiği ruhsal ve bedensel farklılıklar var. İnsanların en az düşündüğü, oysa insan yaşamının uzamasıyla belki de en çok içinde bulunduğu dönem yaşlılık. Kadınlar için bu dönemdeki en büyük değişim, menopozu da içine alan klimakterium. Bu, kadının üreme yeteneğinin ortadan kalktığı bir dönem. Peki bu dönemde seks mümkün mü? Bu soruya toplumdaki genel kanının aksine, uzmanların yanıtı, “evet”. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sezai Şahmay da o uzmanlardan biri. İşte yaşlılık ve seks üzerine anlattıkları…
-Klimakterium dönemi için belirli bir yaş sınırı var mı?
Belirtileri 45 yaşta başlıyor. Menopozla birlikte belirginleşiyor. Klimakterium sonu 65 yaşa denk geliyor. Bu dönemin en belirgin özelliği, ateş basması, terleme. Bunların oranı yüzde 80. Ondan sonra da yüzde 77 ile seksüel açıdan istek, libido kaybı, yüzde 68 ile seksüel problemler geliyor.
ÜREME BİTİYOR AMA…

-En çok görülen seksüel sorunlar neler?
Östrojen eksikliği nedeniyle gelişen vajinadaki hormon çekilmesine bağlı olarak büzüşme, küçülme, elastikiyetin ve ıslaklığın kaybolması… Bu hormonsuzluk kadınların yüzde 65′inde ilişki esnasında problemlere yol açıyor, yüzde 61′inde kaşınma ve yanmaya, yüzde 36′sında idrar problemlerine, yüzde 35′inde ise idrar yolu enfeksiyonlarına. Sadece yüzde 15′inde hiçbir şikâyet görülmüyor.
Bu, cinsel yaşamın bittiği bir dönem mi?
Hayır, cinsellik devam ediyor, ancak üreme bitiyor. Daha 24 yaşlarında bir asistanken, 55 yaşında bir kadın hasta “Beyle yatarken ağrı oluyor” şikâyetiyle hastaneye gelmişti. Ben de içimden “Bu yaşta bile beyle yatıyorsun, yuh be” diye düşünmüştüm. İnsanlar gençken böyle düşünüyor, ancak sonra anlıyor… Yine de bu yaşta ilişkide bazı sorunlar ortaya çıkıyor tabii ki. Kadın ağrı hissettiği için ilişkiden çekiliyor ve psikolojik olarak isteği azalıyor. İsteğin azalması kadında uyarılmayı geciktiriyor, uyarılmanın gecikmesi vajinasının ıslaklığının azalmasına, bu da ilişkide ağrıya neden oluyor. Bu fasit bir daire. Aslında menopozdan sonraki sorunları yenmenin yollarından biri ilişkide bulunmaya devam etmek. Bu, genital sağlık için önemli.
Burada Freud’un bir lafını da hatırlatmak gerekiyor; “Karı-koca arasındaki ilişki akşam yemekte başlar”… Koku, görme, ışık, dokunma, temas…
-Uluslararası çalışmalara da katılıyorsunuz. Türkiye’de kadının yaşadığı yaşlılıktaki cinsellikle diğer ülkelerdeki durum arasında nasıl bir farklılık var?
Oralarda kadının cinsel yaşamını sürdürebilmesi daha kolay. Çünkü evlilik müessesesi Türkiye’deki kadar katı değil. Özellikle ileri yaştaki kadınların cinsel yaşamının bitmesinde, eş kaybı önemli bir faktör. Kadının yeni partner bulması yurtdışında kolay, olağan.
-Ortalama yaşam süresinin uzatılması yönünde çalışmalar var. Bu durum cinsel yaşamı nasıl etkiliyor?
Problem orada zaten. İnsanların ortalama yaşam süresi, 50′ydi. O yüzden kadınlar menopozu da bilmiyorlardı. Şimdi Türkiye’de kadınlarda ortalama yaşam, 72. Erkekler 8 yıl daha az yaşıyorlar. Bir kadın yaşamının üçte birini menopozda geçiriyor. Haliyle menopozla gelen problemler de önem kazanıyor.
-İkinci bahar olarak da nitelendirilen bu dönemde yaşanan seks, kimi uzmanlara göre, üreme bittiği için sadece zevke yönelik oluyor. Sizce de öyle mi?
Gebe kalma korkusu olmadığı için kadınlar bu dönemde daha liberal, mutlu seks yapıyor. Artık, cinsellik önemli yaşam kalitesi kriterlerinden biri olarak düşünülüyor. Bizim amacımız da, bu dönemde kadının yaşam kalitesini yükseltmek, mutlu ve rahat bir yaşam sürmesini sağlamak.
CANIM SEKS İSTEDİ, AMA…
-”40′ından sonra azmak” gibi deyimlerimiz göz önüne alınırsa, sanırım bu amacın önündeki en büyük engel de, toplumsal baskı.
Evet, maalesef… Bu konularda bilinçlenmek lazım. Mesela, asistanlığım sırasında, 63 yaşındaki bir kadın, ilişki sonrası kanama şikâyetiyle bize başvurdu, tecavüze uğradığını söylüyor. Onu adli olaylara sevk etmemiz lazım, ancak tecavüz belirtileri yok. Belki erkek olduğumdan bana gerçeği söylemiyordur, diye bir kadın personel yolladım. Ona “Canım seks istedi, yukarıdaki komşuyla cinsel ilişkide bulundum” demiş. Kadın yaşlı olduğundan vajinada daralma olmuş, elastikiyet kaybı var, o yüzden kanama olmuş.
-İlk defa gördüğü ve belki de bir daha hiç görmeyeceği insanlara dahi yalan söyleme ihtiyacı duyuyor yani.
Evet, utanıyor çünkü. “Bu yaşta seks yapılır mı?” diye kafasında bir yargıya varmış.
-Hep kadınlardan konuştuk. Erkekler sizin alanınız dışında ancak yine de yaşlılık döneminde onlar ne gibi değişiklikler geçiriyorlar?
Kadın erkek arasında önemli farklılıklar var. Yine de erkeklerde yaşlılıkta seks olayı tam belli değil. Yani erkekler tek düğmeli basit bir makine gibi, ereksiyon olduğunda sorun kalmıyor. Kadınlar ise karışık bir makine. 45-59 yaşları arasında yapılan bir çalışmanın sonuçları bu farkı çok iyi ortaya koyuyor. Bu yaşlardaki kadınların yüzde 68′i arkadaşlık, evlilik ve beraberliği arzularken, erkeklerde bu oran yüzde 35, seksüalite ise yüzde 60 oranında. Erkek beyninde seks ve gıda yarı yarıya yer alıyor. Kadında daha ziyade feminen duygular ağır basıyor.
Evlenmeden önce neler yapmamız gerekir?
Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.
Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.
Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.
Bunlar nelerdir ;
En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.
Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi .
İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )
Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.
Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.
Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.
Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir.
Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok
Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.
6. Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması , değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.
Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )
Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir ;
Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.
Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.
Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri ortadan kaldıracaktır.
Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.
Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.
Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması faydalıdır.
Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün olmayan
sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine neden olur.
Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.
Domuz Gribine 4. Seviye Uyarı geldi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), domuz gribini 1 ila 6 arasında derecelendirdiği salgın evreleri sıralamasında alarm düzeyini 3. evreden 4. evreye çıkardı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde saatlerce süren acil toplantının ardından WHO Başkan Yardımcısı Keiji Fukuda, düzenlediği basın toplantısında, ilk olarak alarm düzeyini 3′ten 4′e yükseltme kararının alındığını söyledi.
Fukuda, virüsün kimi ülkelere de yayılmış olması nedeniyle domuz gribinin kontrol altına alınamayabileceğini bildirdi.WHO ayrıca, gribin yayılmasını durdurmak için sınırların kapatılması tavsiyesinde bulunmadığını, henüz yolculuk kısıtlamalarının gerekli olmadığını açıkladı.
Örgütün alarm düzeyini 4. evreye çıkarması, hastalığın en az bir ülkede insandan insana geçtiği anlamına geliyor.
Kardiyovasküler Hipertansiyon
Kalp ve damar sistemi sorunlarının yol açtığı hipertansiyon sınıfıdır.
4.4.1. Aort Koarktasyonu: Konjenital bir sorundur. Aort damarının herhangi bir yerinde lümen daralması proksimalde kan basıncı yüksekliğine neden olur. En sık sol subklaviyen arter dalı ayrıldıktan hemen sonraki bölümünde görülür. En belirgin özelliği, üst ekstremitede kan basıncı yüksekliği varken femoral nabzın oldukça zayıf alınması veya hiç alınamamasıdır. Lezyonun ciddiyetine göre ayaklarda iskemik belirti ve bulgular görülebilir. Aort koarktasyonu; 20 yaş altı, özellikle de çocukluk çağı hipertansiyonlarında mutlaka düşünülmelidir. Tanı Doppler ekokardiyografi veya aortografi ile konur. Ayırıcı tanıda büyük damar vasküliti (Takayasu arteriti) düşünülmelidir. Tedavisi perkütan anjioplastik veya açık cerrahi girişimle dar olan segmentin düzeltilmesidir.
4.4.2. Sistolik kardiyovasküler hipertansiyon: Hiperkinetik kalp hastalığı, aortik kapak yetmezliği, aortada skleroz (Windkessel hipertansiyonu), ciddi bradikardi, arteriyovenöz fistüller, patent duktus arteriozus gibi nedenlerle özellikle kalp atım volümünün artmasına bağlı gelişir. Altta yatan nedene göre tedavi edilir.
Beşiktaş Kasımpaşa Maçını İzlerkende dikkat edin tansiyonunuz yükselmesin
online lig tv izle justin tv izle