Kategoriler

Archive for Ağustos, 2009

Yarık Damak ve Yarık Dudak

Yarık Damak ve Yarık Dudak

Anne karnındaki gelişimin erken haftalarında bebeğin doğmasına daha çok varken, dudağın her iki tarafı ve ağız tavanı normal şartlarda beraber gelişir. Nadir durumlarda, yaklaşık her doğan 800 çocuğun 1 tanesinde bu vücut bölümleri birleşemez. Üst dudakta birleşmenin olmaması ve ortada bir yarık meydana gelmesi “yarık dudak” olarak isimlendirilir. Benzer bir doğumsal anomali olarak ağız tabanı ya da damakta yarık meydana gelmesi durumu ise “yarık damak” olarak isimlendirilir. Dudak ve damak dokuları değişik evrelerde geliştiğinden çocuklarda yarık dudak, yarık damak veya her ikisinin birlikte ortaya çıkması görülebilir. Halk arasında bu şekil bozukluğuna tavşan dudak anomalisi de denmektedir.

Şayet çocuğunuz yarık dudak veya yarık damak ya da her ikisiyle birlikte doğduysa, plastik cerrahınız bu anomalilerin düzeltilmesi için cerrahi müdahale önerecektir. Yarık dudak ya da yarık damakla doğan bebeklerin tedavisinde tıbbi profesyoneller oldukça büyük ilerlemeler sağlamış olup bu çocukların sağlıklı ve normal bir hayat sürdürmeleri konusunda oldukça önemli işler başarmaktadırlar.

Eğer çocuğunuza yarık dudak veya yarık damak onarımı ameliyatı düşünüyorsanız, sitemizin bu bölümünde size işlem hakkında size genel bir bilgi verilecek ve böylece sonuç hakkındaki beklentilerinizi değerlendirmeniz sağlanacaktır. Unutulmamalıdır ki, kişiden kişiye özellikler değişiklik göstereceğinden ve her ameliyat bebeğin durumuna ve deformitenin ağırlığına göre değişik planlandığından bu bölüm doğal olarak tüm sorularınızı cevaplayamayacaktır. İşlem hakkında anlayamadığınız ya da merak ettiğiniz konulardada estetik ve plastik cerrahınıza her türlü soruyu sormaktan çekinmeyiniz!.

Ekip çalışmasının önemi

Yarık dudak veya yarık damak ile doğmuş olan bebeklerin mevcut yarık nedeniyle ortaya çıkan problemlerinin düzeltilmesinde bir çok tıbbi disiplinin becerilerine ihtiyaç vardır. Yarıkların kapatılmasını sağlayacak bir plastik cerrahi girişiminin yanında bu çocukların büyümeleri devam ettikçe beslenmelerinde ve diş sağlığında, duyma, konuşma ve psikolojik gelişimlerinde bozukluklar olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu yüzden bir plastik cerrahın başını çektiği yarık konusundaki problemlerde uzmanlaşmış bir çocuk sağlığı hekimi, diş hekimi, konuşma ve dil uzmanı, sosyal yardım görevlisi, işitme konusunda uzman bir kulak burun boğaz hekimi, psikiyatrist, hemşire ve bir genetik uzmanından oluşan yarık dudak-damak ekibine danışmanız önerilir.

Tüm operasyonlar bazı belirsizlikler ve riskler taşır

Yarık dudak-damak onarımı konusunda tecrübeli bir estetik ve plastik cerrah tarafından yapılan yarık dudak-damak onarımı ameliyatı sonrası sonuç genellikle olumludur ve görünümü tamamen değiştirir. Öte yandan her türlü cerrahi operasyonda olduğu gibi, cerrahiye bağlı problemlerin görülebileceği ve bu tip operasyonlara özel bir takım komplikasyonların ortaya çıkabileceği göz ardı edilmemelidir.
Yarık dudak onarımında en sık görülen problem, ağız ve burunun bir tarafının diğer tarafla aynı olmaması nedeniyle ortaya çıkan asimetri sorunudur. Yarık dudak cerrahisinin amacı ilk operasyonda yarığın tamamen kapatılmasıdır, ancak asimetrinin giderilmesi için ikinci hatta üçüncü bir operasyon gerekebilir.

Yarık damak cerrahisinde amaç ağız tavanındaki yani damaktaki açıklığın kapatılıp çocuğun yeme konuşma fonksiyonunu düzgün olarak yapmasını sağlamaktır. Bazı durumlarda damaktaki iyileşme problemleri veya konuşma bozukluğu nedeniyle ikinci bir operasyon gerekebilir.

Ameliyatınızın Planlanması

Estetik ve Plastik cerrahınızla ilk görüşmenizde doktorunuz kullanacağı cerrahi teknik hakkında detaylı bilgi verecek, operasyonun yapılacağı yer, kullanılacak anestezi tipi ve olası risk ve komplikasyonlar hakkında size detaylı bilgi verecektir. Estetik ve Plastik cerrahınız ayrıca bebeğinizi ameliyat öncesi ve sonrasında memeyle ya da biberonla mı besliyeceğiniz gibi aklınıza takılabilecek soruları cevaplayacaktır.Yine de aklınıza takılan her türlü soruyu (özellikle beklentileriniz ve operasyon sonucu hakkındaki çekinceleriniz varsa) sormaktan çekinmeyiniz.

Yarık dudak ameliyatı

Yarık dudak anomalisi, üst dudağın kırmızı kısmında küçük bir çentiklenmeden tüm üst dudağın burunun içine kadar iki yana ayrılmasına kadar değişen bir spektruma sahiptir. Yarık dudağın bir veya iki tarafında olabilir. Ameliyat bebek 10 günlük olduktan ve doğum sarılığı iyileştikten sonra yapılabilir. Ameliyat en geç bebek 3 aylık olduğunda yapılmalıdır. Yarık dudak ameliyatı ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyi olacaktır. Ayrıca bitiştirilip onarılan dudak birbirinden uzak olan damak bölümlerinin de birbirine yaklaşmasını sağlar.

Yarık dudağın onarımı sırasında cerrah, yarığın iki tarafında burun deliğine kadar bir kesi yapacaktır. Cerrahınız dışarıdaki koyu pembe kısmı içeri doğru çevirecek, sonra kas ve deri tabakalarını sırayla kapatarak yarığı onaracaktır. Dudağın yay benzeri şekli ve kas fonksiyonu böylece sağlanmış olacaktır. Burun deliklerindeki bozukluk ilk ameliyatta veya daha sonraki ameliyatta düzeltilebilir ancak simetri sağlanması için birden çok ameliyat gerekebilir.

Yarık dudak ameliyatı sonrası iyileşme

Ameliyat sonrası erken dönemde çocuğunuzda huzursuzluk olabilir ancak cerrahınız bunun için uygun ilaçları önerecektir. Dikişlerini kurcalamasını engellemek amacıyla çocuğunuza eldiven giydirmeniz (dirsek tutucuları) gerekebilir.

Yara pansumanla kapatılmışsa ; bu bir iki gün içinde kaldırılacaktır. Dikişler ya kendiliğinden eriyecek ya da beş gün sonra alınacaktır. Cerrahınız ilk haftalarda çocuğunuzu nasıl besleyeceğinizi size anlatacaktır.

Ameliyat sonrasındaki ilk birkaç hafta yara izinin kızarıp kabarması normaldir. Bu; zamanla azalacak ancak tamamen kaybolmayacaktır. Yine de birçok çocukta burun ve dudağın gölgesi arasında dikkati çekmeyecektir.

Yarık damak ameliyatı

Bazı çocuklarda damağın arka kısmında sadece bir incelik şeklinde olabilirken bazılarında tüm damak boyunca bir yarık ortaya çıkabilir. Yarık dudakta olduğu gibi yarık damak da tek ya da çift taraflı olabilir. Yarık damağın onarımı daha kompleks bir ameliyat gerektirir ve genellikle çocuk 9 ile 18 aylar arasındayken yani ameliyatı da kolay tolere edebileceği dönemde yapılır. Ameliyatın bebek konuşmaya başlamadan yapılması konuşmasının daha iyi olmasını sağlayabilir.

Ameliyat sırasında cerrah, yarığın iki yanı boyunca kesi yapacak, her iki yandan ağıza tavanında orta hattaki yarık üzerine doku getirecektir. Bu işlem damağı kapatacak, yumuşak damaktaki kası onaracak ve düzgün konuşma ve yutma için yeterli uzunlukta bir damak oluşturacaktır.

Yarık damak ameliyatı sonrası iyileşme

Ameliyattan sonraki ilk bir iki gün çocuğunuzun ilaçlarla kolaylıkla ortadan kaldırılabilecek ağrısı olabilecektir. Bu süre içinde ağızdan bir şeyler yemek ve içmek istemeyecektir, bu nedenle damar yolundan destek sıvı tedavisi uygulanacaktır. Dikişlerini kurcalamasını engellemek amacıyla çocuğunuza eldiven giydirmeniz ( dirsek tutucuları ) gerekebilir. Cerrahınız ilk haftalarda çocuğunuzu nasıl besleyeceğinizi size anlatacaktır. Burada önemli olan damakta iyileşme sorunu olmaması için cerrahınızın size önerdiklerini harfiyen yerine getirmenizdir.

Onarılmış dudak veya damak

Yarık damaklı çocuklarda yarığın orta kulağı etkilemesi nedeniyle kulak enfeksiyonlarına yatkınlık vardır. Gerekli drenajın ve havalanmanın olması için ekipteki kulak burun boğaz doktoru kulak zarına özel plastik tüpler yerleştirilmesini önerebilir. Bu küçük müdahale aynı ameliyatta veya daha sonra uygulanabilir. Ek olarak cerrahınız ileri yaşlarda dudak, burun, diş etleri ve damak için düzeltici ameliyatlar önerebilir.

Merak ettiğiniz konuları ekipteki doktorlarınızla rahatlıkla tartışabilirsiniz.
Akılda tutulması gereken en önemli nokta, yarık dudak veya damak ameliyatının, çocuğunuzun tedavisinin sadece başlangıç aşaması olduğudur. Aile desteği çocuğunuz için çok önemlidir. Sevgi ve anlayışlılık onun fiziksel sorununu önemsemeden kendine güvenmesini sağlayacaktır.

Oruç Tutanın Sinirli Olmasının Nedeni

Oruç tutan neden sinirlidir Oruç tutarken sinirli olmanın bilimsel bir nedeni var. Herşey kan şekeri ile ilgili…

Ramazan ayında oruç tutanların en çok dertli olduğu konudur; Sinirlilik durumu… Bunun bilimsel bir nedeni var… Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Altındağ’ın verdiği bilgiye göre sinirliliğin nedeni oruç döneminde kan şekerinin düşmesinden kaynaklanıyor.

Doç. Dr. Altındağ, ”Oruç döneminde kan şekeri düştüğü için insanlar her zamankinden biraz daha sinirli ve öfkeli olabilir. Bu dönemde, mümkün olduğunca sıkıntı olacağı tahmin edilen durumları öngörerek ona uygun şekilde davranmak lazım” dedi.

İŞİNİZİ SABAH HALLEDİN
İnsanların stresli, yoğun dikkat gerektiren işleri sabah erken saatlerde ya da akşam iftardan sonra yapmasını öneren Altındağ, şöyle konuştu:

”Mesela akşamları yoğun trafik olacağı biliniyorsa daha erken bir saatte ya da trafiğin yoğun olmadığı daha geç bir saatte yola çıkılabilir. Toplu taşıma araçları tercih edilebilir. Kişi iş yerinde uyum sorunu yaşıyorsa, izninin bir bölümünü Ramazan ayı içerisinde kullanabilir.

İnsanların bu dönemde kendilerini kontrol edemeyeceği zor ortamlardan uzak durması bir çözüm olabilir. Eşinizle bir konuyu tartışacaksınız ya da iş yerinde bir meseleyi halledecekseniz, bunu dikkatinizi toplayabileceğini ve daha sakin bir şekilde düşünebileceğiniz bir dönemde yapmalısınız.”

Şeker Hastaları Oruç Tutabilirmi

Halk sağlığı ve iç hastalıkları uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, oruç tutan şeker hastalarına uyarılarda bulundu. Dr. Dinççağ, insilün kullanan ve aktif mide ülseri olanlar için çağrıda bulundu.

Şeker hastalarına oruç uyarısı

Sürekli ilaç kullanmak zorunda olan ve ilaç kullanmadığı durumlarda hastalığının kötüleşmesi ihtimali olan şeker hastalarının oruç tutmalarını tavsiye etmediklerini ifade eden Dr. M. Emin Dinççağ, “Şeker hastaları sık sık yemek yemek zorundadırlar. Yine kan şekerini düşürücü ilaç kullandıkları için her an kan şekeri düşmesi riski ile karşı karşıya kalırlar. Onun için şeker hastalarının oruç tutmaları sağlıkları açısından risklidir. İnsülin kullanan şeker hastalarının da oruç tutmamaları sağlık açısından uygundur” dedi.

Oruç tutan ve kronik hastalığı olanların da özellikle bu yıl Ramazan ayının çok sıcak günlere rastlaması nedeniyle sıcak dolayısıyla vücuttan kaybedilen sıvıyı telafi etmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Dinççağ, “Bunun için bol miktarda sıvı alınmalıdır. Aksi halde üre yükselmesi ve böbrek yetmezliği tabloları ile karşılaşabiliriz. Aktif mide ülseri olanlara, mide kanaması geçirenlere oruç tutmalarını tavsiye etmiyoruz. Çok yaşlıların, hamilelerin ve çok küçük çocukların da oruç tutmaları sağlık açısından sakıncalıdır” diye konuştu.

Orucu Bozmadan Mide Ağrısı ve Bulantısını Gidermek

Uzun süren açlık sonucu kişide kan basıncı oynamaları, ani kan şekeri düşmesi, gerilime bağlı olarak şiddetli baş ağrısı gelişebileceği, ayrıca migren gibi kronik ağrıları da tetikleyebildiği, kafeinli içeceklere bağımlılığı olan kişilerin de şiddetli baş ağrısı çekebileceği bildirildi.
Açlık ve susuzluğun başta mide ve barsak sisteminden kaynaklananlar olmak üzere çok çeşitli ağrılara neden olabildiğini belirten Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel, “Vücutta daha önce karşılaşılmamış, akut ağrı denilen, ani başlayan ve vücutta meydana gelen herhangi bir bozukluğun habercisi olan bir ağrı varsa bunun ciddiye alınması gerekir.
Daha önce hiç mide ya da karın ağrısı yaşamamış oruçlu kişide çok şiddetli bir karın ağrısının başlaması, buna barsak düzeninde bozukluğun eşlik etmesi ve beraberinde
kusma gibi belirtilerin ortaya çıktığı durumu örnek olarak verebiliriz” dedi.
Ayda iki üç migren atağı olan ve koruyucu tedavisi süren migren hastasının ilaç alım saatini iftar sahur saatlerine göre düzenleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yücel, “Eğer kişinin ağrıları hafif ve orta şiddetteyse kişi nefes ya da gevşeme egzersizleriyle bu ağrıyı geçirebilir. Ama ağrıyı yaşayan kişinin bu egzersizleri nasıl uygulayacağını bilmesi gerekiyor. Ağrı orta şiddetten fazlaysa, bu egzersizlerin faydası olsa bile tam olarak ağrıyı geçiremeyebiliyor” diye konuştu.
Özellikle gerilim ağrılarında nefes ve gevşeme egzersizlerinin yanı sıra müzik dinleme veya kişiyi rahatlatan herhangi bir uğraşı gibi dikkat dağıtıcı egzersizlerin yararlı olabileceğini anlatan Yücel, şunları kaydetti:
“Ayrıca loş, sessiz bir ortam ve temiz hava da ağrının azalmasını sağlayabilir. Nefes egzersizleri sırasında vücudun iyi oksijen almasını, dokulara daha fazla oksijen gitmesini sağlamak gerekiyor. Kas gevşetme egzersizleri de ağrılara karşı işe yarayabiliyor. Bu egzersizlerin sessiz, sakin bir ortamda, mümkünse sevilen bir müzik eşliğinde yapılması etkiyi artırıyor.
Egzersizler hakkında bir uzmandan eğitim almak önem taşıyor. Baş ağrılarına karşı fazla miktarda kafeinli ürünlerin tüketilmemesi, kronik ağrısı ve herhangi bir sağlık sorunu olmayan kişilerde oruç sırasında şiddetli bir ağrı görülüyorsa bu kişinin hemen bir hekime başvurmasını öneriyoruz.”
Prof. Dr. Ayşen Yücel, ofiste çalışanlar için de ağrıyı giderme konusunda şu önerilerde bulundu. “Açık havaya çıkıp yürüyüş yapın ve derin derin nefes alın. Mümkünse kapınızı kapatıp ışığı azaltarak yarım saat kadar uyuyun. Daha önce öğrendiğiniz kas gevşetici egzersizleri ya da nefes egzersizlerini uygulayın.”

Oruç Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey

1. Oruç kimlere farzdır? Çocuklar oruç tutar mı?
Namaz mükellefiyeti, diğer bir ifade ile yükümlülüğü için geçerli olan şartlar oruç için de geçerlidir.
Bir kişinin oruç mükellefiyeti alabilmesi için;

a- Müslüman olmalı,

b- Ergenlik (bulûğ) çağına girmiş, akıllı (aklî olgunluk düzeyi) olmalı,

c- Oruç tutmaya güç yetirecek durumda olmalıdır.

Ergenlik çağına gelmemiş olan çocukların oruç tutmaları şart olmamakla beraber bedenî durumları göz önüne alınmak şartıyla oruca alıştırmak ve ısındırmak amacıyla ara ara oruç tutmalarına izin vermek, hatta istemek uygundur.

Hasta ve yolcu olan kişiler ise; güç yetiremediklerinden isterlerse oruç tutmayabilirler. Hastalık ve yolculuk durumları bittikten sonra tutmadıkları oruçlarını Ramazan ayı dışında kazâ ederler. Gebe ve emzikli (süt veren) kadınların durumu da böyledir. Hastalıkları iyileşmeyen kişiler ise; her oruçları için bir fakiri doyurmaları veya doyuracak fidyeyi fakire vermeleri gerekir. (el- Bakara 2/183-184)

2. Oruç tutmamayı mubah kılan haller nelerdir?

İslâm dini, insanlara zor gelecek hiçbir yükümlülüğü şart koşmamıştır. Sıkıntı ve meşakkatin zorlaştığı durumlarda mükelleflere birtakım kolaylıklar ve ruhsatlar tanımıştır. Oruç için de bu böyledir. Bazı durumlarda farz olan Ramazan ayı orucu tutmamaya müsaade edilmiştir. Bu durumlar şunlardır;

1- Seferî (yolcu) olmak,

2- Hasta olmak (doktorun, ‘oruç tutamazsın’ dediği haller),

3- Gebe ve emzikli olmak,

4- Oruç tutamayacak derecede yaşlı olmak,

5- Hayati tehlike oluşturacak derecede açlık ve susuzluk çekmek,

Mesleği gereği sürekli olarak yolcu olan kişi için öncelikle sağlığı açısından bir sıkıntı ve zarar görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür. Ancak sıkıntı ve zarar söz konusu olduğunda oruç tutmaz ve tutmadığı oruçların fidyesini fakire verir. (İlmihal, c. 1, s. 396-397, İsam Yay.)

3. Oruca ne zaman niyet edilir?

Hanefîler’e göre; Ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti belirtilmiş adak oruçlarının niyet etme vakti gün batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle namazı vakti girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.

Şâfîlere göre; Ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden niyet etmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar niyetlenmek câiz (uygun) dir. (İlmihal, c. 1, s. 399, İsam Yay.)

4. Orucu bozan şeyler nelerdir?

“Oruçlu iken sadece yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmakla orucumu tamamlamış olur muyum?”

Orucun anlamı ve temel unsuru, yemekten, içmekten ve cinsel ilişkilerden, zevklerden uzak durarak insan nefsinin bunlardan mahrum bırakılmasıdır. Oruca niyetlenmiş kişinin, yeme-içmede veya cinsel ilişkide bulunması şüphesiz orucunu bozacağından bilinçli bir şekilde bu durumlardan uzak durması gerekmektedir. Oruçlu kişinin bu hallerden kendisini uzak tutmayı başardığında ve oruca son veren baygınlık, ağız dolusu kusma, hayız (regl) kanaması gibi irade dışı durumlar da olmadığında orucu tamdır ve vazifesi olan oruç ibadetini yerine getirmiş olur, sevabını alır. (İslâm Fıkıh Ans. c. 3, s. 167, 169, Zaman Yay.)

5. Bozulan oruçta sadece kazâyı gerektiren durumlar nelerdir?

“Gusül abdesti alırken ağzıma aldığım su ile gargara yapayım derken suyu yanlışlıkla yuttum. O gün oruçluydum. Bu durumda orucum bozuldu mu? Bozulduysa cezam var mı?”

Hayatımız içinde beslenme anlamı ve amacı taşımayan, ayrıca yenilip içilmesi alışılmış olmayan, yani insan tabiatının istek, eğilim göstermediği şeylerin yenilip içilmesinden oruç bozulur, fakat bu oruç için sadece kazâ gerekir, kefâret gerekmez.

Örneğin; çiğ pirinç, hamur, un, ham meyve yemek, fındık ve cevizi kabuğuyla yutmak orucu bozmakla beraber kefâret gerektirmez.

Kişi oruçlu olduğunun bilincinde olduğu halde abdest suyundan yanlışlıkla içse, denizde yüzerken deniz suyu veya banyo yaparken ağzına aldığı suyu yutsa; bu durumda orucu bozulur ve sadece kazâsı gerekir. Ağza giren yağmur, dolu, karı isteyerek yutmak da kişinin orucunu bozar, fakat kefâret gerekmez.

Kusma, kasıtlı olarak meydana gelir ve ağız dolusu olursa; orucu bozar, sadece kazası yapılır, kefâret gerekmez. Fakat kusmalar -kasıtlı veya kasıtsız olsun- ağız dolusu olmadıkça orucu bozmaz.

Sahura kalkmış kişi, imsak vaktinden habersiz yiyip içerken vaktin geçtiğini öğrense orucu bozulur ve o günkü orucu kazâ etmesi gerekir, kefâret gerekmez.

Unutarak yiyip içtikten sonra orucun bozulduğunu zannedip yiyip içmeye devam edildiği veya cinsel ilişkide bulunulduğunda oruç bozulur, kazâsı gereklidir.

Gece niyetlenmeyi unutup gündüz niyetlendikten sonra, bu niyetin geçerli olmadığına kanaat getirip yiyip içmek, cinsel ilişkide bulunmak orucu bozar, kazâ gerekir, kefâret gerekmez.

Oruçlu bayanın regl (aybaşı) kanaması başlasa orucu bozulur, kazâsı gereklidir.

Aniden sancılanan, dayanılmaz ağrılar içinde kalan oruçlu kişi; sağlığı için gerekli ilaçları içerek orucu bozabilir. Bu orucun kazâsı gereklidir, ama kefâret gerekmez. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 161 Zaman Yay.)

6. Oruçlu iken cinsel ilişki kefâreti gerektirir mi? Kazâ ve kefâreti gerektiren diğer durumlar nelerdir?

Hem kazâ hem de kefâreti gerektiren hallerin başında; Ramazan günü oruca niyetli iken bilerek ve isteyerek yapılan cinsel ilişkidir. Orucun bu şekilde bozulması eşlere ceza olarak altmış gün oruç tutma (kefâret) ve bozulan orucun kazâsı görevini yükler.

Kefâret gerektiren ikinci hal ise; Ramazan orucuna niyet etmişken isteyerek ve baskı veya mubah kılıcı bir özür olmaksızın bir şey yiyip içmektir. Hanefî mezhebi ve Malikî mezhebi; bilerek isteyerek bir şey yiyip içmeyle kasten bozulan oruç için kazâ ve kefâretin gerektiğini söyler. Bunun sebebi; Ramazan ayı hürmetinin, yani saygınlığının ihlâl edilerek bir suç işlenmesidir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 209, Zaman Yay.)

Örneğin; kişi tam bir şey yiyor, içiyorken imsak vaktinin girdiğini anlasa veya o gün oruç olduğunu hatırlasa hemen yemeyi ve içmeyi kesmelidir. Eğer bile bile yemeğe devam edecek olsa; Hanefî, Malikî imamlara göre bu durum kazâ ve kefâreti gerektirir.

7. Orucu mazeretsiz olarak kasten bozmanın altmış günlük kefâreti ne şekilde ödenir?

Birden fazla Ramazan orucunu keyfî şekilde bozup birden fazla kefâret orucu borcu olan kişi, Hanefî mezhebine göre; altmış gün peş peşe oruçlarını tutar ve sonuna bozulan oruç adedince oruçları ilave eder. Başka bir deyişle; birden çok kefâret borcu olan kişi her borcuna ait altmış gün oruç tutmaz, sadece bir kez tutulan altmış gün oruç sonuna bozulan oruç sayısınca oruç ekler. Şafiî, Hanbelî ve Malikî mezheplerine göre ise; bozulan oruç sayısınca kefâret tutmak gereklidir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 205, Zaman Yay.)

8. Oruçlu iken uykusunda ihtilâm olan veya cünüp olarak sabahlayan kişinin durumu nedir?

Orucu bozulmaz. Uyandığında hiçbir şey yemeden ve içmeden gusül abdestini alır ve orucuna devam eder.

9. Tükrüğünü yutmak orucu bozar mı?

Bozulmaz. Ancak özellikle ağızda tükrüğü biriktirip yutmak mekruh görülmüştür.

10. Ağızdaki yaşlık orucu bozar mı?

Abdest aldıktan sonra ağızdaki yaşlığı yutmak da bozmaz.

11. Parfüm ve kolonya orucu bozar mı?

Oruçluyken parfüm veya kolonya sürünmek, koklamak Hanefî mezhebine göre; orucu bozmaz ve oruca zarar vermez. Gül gibi hoş kokusu olan çiçekleri koklamakla da oruç bozulmaz.

12. Oruçlu kimse diş tedavisi yaptırabilir mi?

Oruçluyken diş tedavisi yaptırmak; tedavi esnasında ağızda biriken kan ve suyun yutulmaması şartıyla orucu bozmaz. Ama bu çok zordur.

13. Diş fırçalamak orucu bozar mı?

Macunsuz firçalamakta mahzur yoktur. Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir. Misvak daha emniyetlidir.

14. Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

Önceden çiğnenmiş, şekersiz, tatsız ve parçalanmayan- sert- bir sakızın çiğnenmesi orucu bozmamakla beraber gereksiz olarak bunun kullanılması mekruh görülmüştür. Günümüzde kullanılan cikletler/sakızlar kesinlikle orucu bozar.

15. Kan aldırmak orucu bozar mı?

Esasta kan aldırmak orucu bozmaz. Fakat oruçlunun direncini düşürdüğü ve bu nedenle bedenin güçsüzleşebileceği ihtimalini göz önünde tutmak gereği vardır. Başka bir deyişle; vücut direnci etkilenmeyecekse kan aldırmanın bir sakıncası yoktur.

16. Makyaj yapmakla oruç bozulur mu?

Makyaj yapmak orucu bozmaz. Çünkü cilde sürülen makyaj maddesinin oruca bir zararı yoktur.

17. Uçakla seyahat eden oruçlu kişi iftarını nasıl yapar?

Seferî kişi ulaştığı ilk iftar saatine itibar ederek orucunu açar. Uçmakta olan kişi, uçakla üzerinden geçmekte oldukları ülkede iftar vakti girdi ise, bu duruma itibar ederek orucunu açar. Kişinin doğuya veya batıya yolculuk yapması bu kaideyi değiştirmez.

18. Orucu bozan şeyler genel itibarıyla nelerdir?

Hanefî mezhebine göre orucu bozan şeyler; hata ile bir şey yemek, içmek, bir şey yutmak (yüzerken su yutmak, tadına bakarken yemeği yemek, gusül veya abdest alırken su içmek, ağza giren karı, yağmur suyunu yutmak…gibi). Bu durumlarda Şâfîi mezhebine göre oruç bozulmaz. Mâlikîlere göre ise; ister unutarak, ister hata ile bir şey yenilip içilse oruç bozulur, kazâsı gereklidir.

Ayrıca; kadınlarda hayız (regl) görmek ve doğum yapmak, bayılmak, delirmek, kendini isteyerek ağız dolusu kusturmak (ağız dolusu olmaz ise oruç bozulmaz), ameliyat olmak, istimna yapmak (mastürbasyon), serum kullanmak, gıda içerikli sıvıyı bağırsaklara vermek veya lavman yaptırmak, imsak girdiği halde hata ile yiyip içmeye devam etmek gibi durumlar orucu bozar. (Diyanet Aylık Dergi, Ekim 2005)

19. Orucu bozmayan güncel şeyler nelerdir?

Tırnak, saç, sakal kesmek. Vücut temizliği yapmak, saç boyamak, oje sürmek, göze sürme çekmek, yüze makyaj yapmak, çiçek, esans, misk koklamak, öpmek, gülmek, şakalaşmak, bağırmak, ağlamak, tükürüğü yutmak, diş fırçalamak, göze ilaç damlatmak, lens takmak, takma dişleri ağza yerleştirmek, diş eti kanamasının tadını ağızda hissetmek, öksürükle ağza gelen balgamı yutmak, geğirtiyle boğaza gelen mide suyunu geri yutmak, burundaki sümüğü genizden çekip yutmak, sahurdan dişler arasında kalmış nohuttan küçük gıda artığını yutmak, eşini uğurlarken sarılmak, öpmek, çocuklara sarılıp öpmek, onlarla oynamak, dedikodu yapmak-yalan söylemek (fakat günah işlenmiş olur ve orucun sevabı kalmaz), serinlemek için eli, yüzü yıkamak veya duş almak, bakarken veya düşünürken boşalma yaşamak orucu bozmaz.

20. Dudağa sürülen ruj orucu bozar mı?

Oruçluyken dudağa sürülen ruj orucu bozmamakla beraber rujun emilmesi, tadına varılması mekruhtur. Orucun anlam ve gayesi göz önünde tutulduğunda oruçluyken ruj sürmemek orucun sıhhati açısından yerinde bir harekettir.

21. Oruç fidyesi nedir? Kimler fidye verir? Fidye ne kadardır?

Ağır bir hastalığa yakalanan ve iyileşme umudu olmayan hastalar ve oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar tutamadıkları oruçlarının kâzasını hiçbir zaman yapamayacaklardır. Bu durumda onlar tutamadıkları oruçların borcundan kurtulmak için kurtuluş bedelini, yani fidyesini verirler. Fidye, “her bir oruç için bir fakiri doyuracak” şeklinde verilir. Fidyenin miktarının alt çizgisi budur. Fidye için; kişinin ortalama bir günlük mutfak harcaması göz önünde tutularak belirlenen ölçü en uygun olandır.

22. Ramazan orucunu tutamayacak hastanın fidyelerini Ramazan ayı çıkmadan vermek doğru mu?

Oruç fidyesi, oruç tutamadıkça verilir. Geleceğe yönelik borç ödeme olmaz. Çünkü gün yaşanmadıkça, oruç borcu meydana gelmedikçe fidye verilmez.

23. Hasta, oruçlarını tutamadan ölse, oruç fidyelerini eşi veya çocukları onun yerine verebilir mi?

Ölünün arkasından oruç borçlarının fidyesi yakınları tarafından verilmesi câizdir.

24. Oruçluya mekruh olan haller nelerdir?

Tükürüğünü ağızda biriktirip yutmak, zorunlu olmadığı halde sonradan tükürse de bir şeyin tadına bakmak, ağza alıp çiğnemek, zayıf düşecek şekilde kan vermek, ağır işlere girişerek vücudu yormak, uykusuz bırakmak.

25. Orucun sıhhat şartları nelerdir?

Tutulan orucun geçerli olabilmesi için öncelikle niyet edilmiş olması, daha sonra orucu bozan bütün hallerden kesinlikle uzak durulması gerekir. (İslâm Fıkhı Ans. c.3, s.159, Zaman Yay.) Ayrıca bayanların oruçlarının geçerli olması için regl ve loğusa hallerinden çıkmış olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde; söz konusu haller tamamen bitmeden oruca kalkışmanın bir anlamı olamaz. Çünkü temizlenene kadar bayanların namaz ve oruçları dinen yoktur. (el-Bakara, 2/222)

26. Ramazan orucuna her gün niyet şart mı?

Oruç bir ibadettir. İbadeti âdetten ayırt etmek için başlamadan evvel niyet şarttır. Niyet getirilmemiş hallerde oruç yoktur. Tutmak istenilen oruca kalben olsun niyet etmek yeterlidir. Fakat niyetin dille ifade edilmesi menduptur.

Niyet, belirlenmiş ve kesinlik kazanmış olmalıdır. Ayrıca geceden yapılmış olmalıdır. Bu noktada Hanefîler hariç diğer mezhepler görüş birliğindedir. Oruç için sahura kalkmak da bir niyet sayılır. Hz. Peygamberimizin önem ve kuvvetle tavsiyesi; Ramazan’da sahura kalkmak yönünde olmuştur. Ayrıca oruç tutmak için sahura kalkan kişinin niyet etmeyi unutmuş olması bir eksiklik değildir. Çünkü sahura kalkması niyet yerine geçmiştir. Ramazan’ın her günü için ayrı ayrı niyet etmek; fakihlerin çoğunluğuna göre şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadettir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 158, Zaman Yay.)

27. Namaz kılmayanın tuttuğu Ramazan orucu kabul edilir mi?

Her ibadet kendi başına değerlendirilerek görevli melek tarafından kaydedilir. Kılınan namazlar ayrı ayrı, tutulan oruçlar ayrı ayrı tespit edilir. Her ibadetin kendisine ait olmazsa olmaz şartlarının yerine getirilmesi gereklidir. Şartları tamam olan her ibadet kabul görür ve amel defterine yazılır. Yani namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul olmaz diye bir şey söylenemez. Namaz kılmayan bir kişi orucun kurallarına uyduğu müddetçe oruçları geçerli olup Ramazan’ın oruç mükellefiyetini yerine getirmiş olur ve oruç sevabını da hak eder.

28. Alkollü iken oruç tutulabilir mi?

Alkol alarak sarhoş olmuş kişiler namaz kılamadığı gibi oruç da tutamazlar. Bu durumda önceden başlanmış olan bir oruç da bozulur, biter. Çünkü baygın, sarhoş, deli gibi durumlar oruç ibadetinin sıhhat şartlarından olan akıllı olmak gereğini ortadan kaldıran hallerdir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 151, Zaman Yay.)

29. Oruçlu iken arkadan veya önden fitil koymak orucu bozar mı?

Ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya başka tedavi amaçlarıyla makattan, mantar gibi başka kadın hastalıkları tedavisi için cinsel organdan fitil kullanılması orucu bozar. Kaza gerektirir.

30. Oruç tutmanın yasak olduğu günler nelerdir?

Dinen Ramazan Bayramı’nın birinci günü, Kurban Bayramı’nın dört günü oruç tutulmaz, câiz değildir. Tahrîmen mekruhtur (Harama yakın mekruh).

31. Oruçlu iken ağrıyan dişe ilaç koymak orucu bozar mı?

Ağrıyan dişin sancısını kesmek için dişe damlatılan veya koyulan ilaç, yutulmadıkça orucu bozmaz.

31.Oruçlu tiryakinin sigara dumanını soluması veya dumanın boğazına kaçması orucunu bozar mı?

Sigara dumanının havaya karışmış halini teneffüs etmek orucu bozmaz. Çünkü insan hava almak zorundadır ve havaya karışmış dumandan kaçınması da mümkün değildir. Fakat bilerek, isteyerek sigaranın tütmekte olan dumanını veya buhurdanlığın dumanını içine çekmek, duman üzerinde nefes almak orucu bozar ve kazâsı gerekir. (İslâm Fıkhı Ans. c. 3, s. 186, Zaman Yay.)

33. Sigara orucu bozar mı?

Sigara, nargile gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddeler ile tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına girmektedir. Oruçlu iken bu tür maddelerden birisi kullanıldığında oruç bozulur. Kişi bu durumu bildiği halde kasten sigara, esrar vb. kullanacak olsa kefâret orucu tutması gerekir.

Ramazan ve Oruç Bilgileri

Her ibadetin kendine göre kavramları ve kuralları vardır. Bu kavramları bilmek ibadetimizin daha anlamlı olmasını sağlayacaktır. Ramazan kelimesinin bir manası ‘sonbahar yağmuru’dur. Ramazan ayı ve oruç, sonbahar yağmurunun etraftaki tozları ve pislikleri götürüp temizlediği gibi günah kirlerini götürüp kalbimizi temizler. Ramazan kelimesinin ‘ramad’ kelimesinden türediği de düşünülmüştür ki, bu da güneşin ısısından taşların yanıp kızması manasına gelir. İşte mümin de oruçla böyle yanar kavrulur ve günahları eriyip gider.

İmsak
Oruçlu olan insanın orucu bozan şeyleri yapmamaya başlaması gereken zamandır. İmsak vaktinde tan yeri ağarmaya başlar. İmsakla beraber artık oruç başlamıştır.

Sahur
Oruç tutmak için gecenin imsaktan önceki vaktinde yenen yemeğe sahur denir. Efendimiz bir hadislerinde “Sahura kalkıp sahur yemeği yiyin. Zira sahurda bereket vardır.” (Buhari, Savm 20) buyuruyorlar.

Oruç
İmsak vaktinden (ikinci fecir) akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsel münasebette bulunmamaktır.

İftar
Orucun bitirilmesi gereken vakittir. Bu da akşam güneşin batmasıyla olur. Akşam namazını bildirmek üzere okunan ezan aynı zamanda iftar vaktini de bildirmektedir. Akşam ezanı okununca geciktirmeden iftar yapılmalıdır. Bir hadis, iftarda acele edilmesi gerektiğini şu şekilde ifade eder: “İnsanlar iftarı yapmakta acele ettikleri sürece, hayır üzere devam etmiş olurlar.” (Buhari, Savm 45)

Teravih
Ramazan ayında yatsı namazıyla birlikte kılınan, yirmi rekatlık bir namazdır.

Fidye
Sürekli bulunan bir hastalıktan veya yaşlılıktan dolayı oruç tutamayanların tutmaları gereken her gün için bir fakiri doyuracak miktarda tasaddukta bulunmalarına fidye denir. Fidye sürekli hastalar, çok yaşlı kimseler için bir sevaba ortak olma vesilesidir.

Fitre
Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların Ramazan bayramına ulaşmalarının bir şükrü olarak yerine getirmeleri gereken bir ibadettir. Buna fıtır sadakası da denmektedir. Aile reisi bütün aile fertleri adına, fakirlerin de bayrama aynı toplumun bir ferdi olarak kavuşması ve sevinmesi için fitreyi verir. Müslüman’ın, normal bir insanın bir günlük yiyeceği miktarda fitre vermesi en uygun olandır.

İ’tikaf
Ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle bir insanın, belli kurallara uyarak bir mescitte inzivaya çekilmesidir. Allah Rasulü (sas) Medine’ye hicretten sonra Ramazan’ın son on gününü i’tikafta geçirirdi. Bazı alimler bir saat bile i’tikaf yapılabileceğini söylerler. Önemli olan insanın, hayatın bunca telaşesi içinde belli bir süre de olsa Rabbiyle baş başa kalması ve kendini ibadete vermesidir.

Keffaret
Ramazan orucunu kasten bozan kimsenin bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza olarak peşi peşine iki ay oruç tutmasıdır. Keffaret, orucu tutmamanın değil; tutulan orucu kasten bozmanın cezasıdır. Oruçlunun dikkat etmesi gereken durumlar: Başlanmış olan orucu bilerek bozmanın dünyevi bir karşılığı olarak keffaret orucu cezası vardır. Ramazan’da bile bile yemek yiyip bir şeyler içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozduğu gibi keffaret gerektirir. Bu keffaretin peşi peşine olması şarttır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir şey yiyip içme ve cinsel ilişkide bulunmayla, bu kapsamda değerlendirilen şeyler orucu bozar. Bunlar bilinçli ve kasten olursa orucu bozdukları gibi keffaret gerektirirler. Ancak unutarak bunları yapan bir kimse, ne yaptığının farkına vardığı an bunları terk ederse orucu bozulmayacağı için kaza ve keffaret orucu tutmasına gerek yoktur.

Oruç hangi
durumlarda bozulur?

Beslenme amacı taşımayan, yenip içilmesi normal olmayan ve normal insanın fıtraten yiyip içmek istemeyeceği şeyleri alması durumunda oruç bozulur, fakat keffaret yerine sadece kaza orucu tutması gerekir. Bunların bir kısmı şöyledir.
1- Çiğ pirinç gibi, çiğ olarak yenmesi âdet olmayan şeyleri yemek
2- Katkısız un ve hamur yemek
3- Taş, toprak, altın, demir gibi cisimleri yutmak
4- Kabuğuyla beraber yenmeyen, fındık, ceviz ve badem gibi şeyleri yemek
5- Boğaza kaçan, yağmur, kar ve doluyu istemeyerek yutmak.
6- Abdest alırken genze ve boğaza hatayla su kaçırmak
7- Uyurken kendi kendine veya başkası tarafından bir şey yiyip içmek, mesela, boğazına su dökülmesi de orucu bozar; keffaret gerektirmez.
8- Kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak.
9- Sahurdan dişleri arasında kalan nohut tanesi büyüklüğünde olan bir şeyi yutmak.
10- Eşine sarılıp öperken meni gelmesi de orucu bozar. Genel olarak orucun manası Allah rızası için beslenme, tat ve keyif alma isteğinin bir sonucu olarak yapılan yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktan uzak durmak, yani nefsi, istek, iştah ve şehvet duyduğu şeylerden uzak tutmak olunca, nefse bu hazlarını veren şeylerin orucu bozduğu açıktır. Bunların belli başlı olanlarını sıraladıktan sonra herkesin kendi durumunu gözden geçirmesini, yaptığı işlerde bu duyguların yerinin ne olduğunu kendisinin gözden geçirmesini ve orucu manasına uygun olarak tutmaya çalışmasını söylemek gerekiyor.

Orucu bozmayan şeyler
Bazı durumlar vardır ki, insan orucunun bozulduğunu zannedebilir. Ancak bu durumlarda oruç bozulmaz.
1. Unutarak az veya çok bir şey yemek. İnsan unutarak karnını doyursa sonra da çay içerken aklına oruçlu olduğu gelse, çayını hemen bırakır ve orucuna devam eder. Bu kişinin orucu bozulmadığı için ne kaza ne de keffaret gerekir.
2. İstemeyerek kusmak orucu bozmaz.
3. Abdestte ağza su alındıktan sonra kalan az bir yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz.
4. Boğaza bir sineğin kaçması gibi yenilmesi kastedilmeyen ve kaçınmanın da mümkün olmadığı şeyler orucu bozmaz.
5. İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir krem, koku veya vücudun soğukluğunu hissettiği su orucu bozmaz.
6. Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile damağa veya boşluğa gitmeyen bir ilaçtan dolayı oruç bozulmaz.

Hangi Hallerde Oruç Bozulmuş Sayılır

• Kasden yeyip içmek ve oruca aykırı olan işleri yapmak orucu bozar. Bu işlerin bir kısmı yalnız kazayı ve bir kısmı da hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Bunlar açıklanacaktır.

• Unutarak bir şey yemek ve içmek veya cinsel ilişkide bulunmak orucu bozmaz. Bu hususta farz, vacib ve nafile oruçlar arasında bir fark yoktur. Çünkü unutma ve yanılma ile yapılan işler bağışlanmıştır. (Malikîlere göre, bunların her biri ile farz olan oruç bozulur, kazası gerekir. Çünkü orucun rüknü olan imsak kaybolmuştur.)

• Yanılarak yemek yiyen bir oruçluya raslanınca, bakılır: Eğer oruç tutmaya güçlü görülüyorsa, ona oruçlu olduğunu hatırlatmamak, tercih edilen görüşe göre, harama yakın mekruhtur. Fakat çok yaşlı ve zayıf kimse olunca, diğer ibadetleri sağlam yapabilmesi için, ona hatırlatılmaz. Uykuya dalmış bir kimseyi, vakti geçmeden namaz kılmak için uyandırmak da bir görevdir. Uyuyan özürlü sayılır; fakat uyandırmayan özürlü sayılmayacağı için günah işlemiş olur.

• Uyku halinde bir şey yeyip içmek orucu bozar. Bu yanılma işi gibi sayılmaz.

• Oruçlu olduğu halde yemek yiyen kimseye: “Sen oruçlusun” denildiği halde, hiç aldırış etmeyerek yemesine devam etse, sahih olan görüşe göre, orucu bozulur ve ona kaza gerekir.

• Hata yolu ile yeyip içmek de orucu bozar. Bunun için, oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimse, kasıd olmaksızın hata ile bir şey yeyip içse, abdest alırken boğazından aşağı su kaçsa veya ağzına yağmur ve kar daneleri düşüp midesine doğru gitse orucu bozulur ve üzerine kaza gerekir. Fakat oruçlu olduğu hatırında yoksa, bunlardan dolayı orucu bozulmaz.

• Ağza su verip çalkaladıktan sonra ağızda kalan yaşlığın tükrükle beraber yutulması orucu bozmaz. Yine insanın baş kısmından burnuna inen akıntıyı kasden içeri çekip yutması da orucu bozmaz.

• Dişlerin arasından çıkan kan boğaza gidecek olsa, bakılır: Eğer az olur da içeriye geçmezse, orucu bozmaz. Çünkü adet gereği bundan korunmak mümkün değildir. Çok olmakla beraber çoğunluğu tükürük teşkil ediyorsa, hüküm yine böyledir. Fakat çoğunluğu kan olur ve tadı duyurulur bir halde veya kanla tükürük eşit bulunursa, yutulunca oruç bozulur. Çıkarılan diş için de bu haller geçerlidir.

• Ağızdan dışarı çeneye doğru iplik halinde sarkan ve ağızdan kopup ayrılmayan ağız salyasını içeriye çekip yutmak da orucu bozmaz. Çünkü bu halde henüz ağızdan çıkmamış sayılır. Bunun gibi, herhangi bir sebeble ağızdan çıkıp yine ağıza girerek boğaza giden bir su ile de oruç bozulmaz.

• Kişinin konuşmakdan veya başka bir sebebden dolayı tükrükle ıslanmış dudaklarını emmesi, orucunu bozmaz. Çünkü bunda bir zaruret vardır.

• Göz yaşı veya yüz teri ağıza girecek olsa, bakılır: Eğer bir ve iki damla gibi az bir şey ise, orucu bozmaz. Çünkü bundan kaçınmak mümkün değildir. Fakat tuzluluğu bütün ağız içinde duyulacak derecede fazla olup da oruç hatırda iken yutulacak olsa, orucu bozar.

• Yenilmesi kasdedilmeyen ve kendisinden kaçınılması mümkün olmayan bir şeyin içeriye gitmesi orucu bozmaz. Onun için, ilaç olarak ağrıyan dişe konulan karanfilin tadı tükrükle boğaza kaçarsa, havada dağılan bir duman ve toz-topraktan, öğütülen veya tokmakla döğülen şeylerden kalkan toz, orucu bozmaz. Uçan bir sineğin boğaza kaçması da böyledir. Fakat dişe ilaç olarak konulan bir nesnenin mesela karanfilin yutulması orucu bozar. Yine, oruçlu bulunduğunu hatırladığı halde, kokladığı bir “Buhurun = Kokunun” dumanı içine gitse veya bir sineği tutup yutsa, orucu bozulur. Böyle bozulan bir orucu kaza etmek gerekir.

• Renk veren bir iplik parçasını defalarca ağıza alıp çıkarmak orucu bozmaz. Fakat oruçlu olduğunu hatırlayan kimse, ağzına aldığı herhangi bir renkteki ipliğin tükrüğünü yutacak olsa, orucu bozulur.

• Dişlerin arasında kalmış olan bir yemek kırıntısı yutulsa, bakılır: Eğer az bir şey ise, orucu bozmaz: fakat çok olursa bozar. Nohut tanesinden küçük olan şey azdır, nohut danesi kadar olan şey de çoktur. Bu bir ölçüdür.

• Dişlerin arasında kalan susam veya buğday danesi gibi pek az bir şeyi yutmak orucu bozmaz. Fakat böyle bir şey dışardan alınıp yutulsa, orucu bozar. Bu halde, tercih edilen görüşe göre, keffaret de gerekir. Ancak böyle pek az bir şey ağıza alınıp çiğnense oruca zarar vermez. Çünkü bu ağız içinde dağılır bir zerre haline gelir. Ancak bunun tadı boğaza giderse oruç bozulur.

Nohut büyüklüğünden az olup dişler arasında kalan bir şey, ağızdan çıkarılıp sonra yenirse orucu bozar. Ancak sahih olan görüşe göre keffaret gerekmez. Çünkü böyle bir şeyi yemek, olağan dışı bir iştir.

• Bir kusuntu, kendiliğinden gelince bakılır: Eğer ağız dolusu olmayıp içeriye dönerse, ittifakla orucu bozmaz. Fakat içeriye döndürülürse, İmam Muhammed’e göre orucu bozar. Çünkü imsak kaybolmuştur, İmam Ebû Yusuf a göre bozmaz; çünkü bu az olduğu için abdesti bozmadığı gibi, orucu da bozmaz. Fakat bu kusuntu ağız dolusu olup kendi başına içeriye dönecek olsa, İmam Ebû Yusuf’a göre orucu bozar. Çünkü bu, taharete engeldir, İmam Muhammed’e göre bozmaz; çünkü imsak kasden terkedilmiş değildir. Ancak böyle bir kusuntu kısmen veya tamamen sahibi tarafından geriye çevrilirse, ittifakla orucu bozar.

• Bir kusuntu, sahibi tarafından kasden getirilince bakılır: Eğer ağız dolusu ise, ittifakla orucu bozar. Çünkü bu hal, hem taharete, hem de imsake engeldir. Bu halde, içeriye az çok bir şey dönüp gider. Bunun için orucun kazası gerekir. Fakat ağız dolusundan az olup da kendi başına geri dönerse, İmam Muhammed’e göre, orucu bozar. Çünkü bu imsake engeldir, İmam Ebû Yusuf’a göre bozmaz; çünkü az olduğundan taharete engel değildir. Bu kusuntu, içeriye çevrildiği takdirde, hem İmam Muhammed, hem de İmam Ebû Yusuf’dan bir rivayete göre, orucu bozar, İmam Ebû Yusuf dan diğer bir rivayete göre ise, bozmaz.

• Yalnız yapışmak, öpmek ve oynamakla oruç bozulmayacağı gibi, yalnız bakmak ve düşünmek sonucu olarak inzal olmakla da bozulmaz. Bunun için bir kimsenin zevcesini öpüp okşaması ile onun orucu bozulmaz. Yine, zevcesinin veya başkasının yüzüne veya herhangi bir uzvuna tekrar suretinde olsa dahi, bakması ile ve bakışından veya bunları düşünüşünden dolayı şehvetle akıntı olması ile de orucu bozulmaz.

• İki yoldan başka herhangi bir uzva yapılacak temas sonunda inzal olmazsa, oruç bozulmaz. Fakat inzal olunca oruç bozulur ve yalnız kaza gerekir. El ile meni getirmek veya hayvan ve ölüye temasla olan inzal da böyledir.

• Zevcesinin sıcaklığını duymayacak şekilde elbisesi üstünden tutmakla inzal olsa orucu bozulmaz, sıcaklığını duymuşsa bozulur. Yine, bir kadın kocasını, inzal oluncaya kadar tutsa, kocasının orucu bozulmaz. Fakat bu tutması, kocasının teklifi üzerine ise, bu durumda orucunun bozulup bozulmamasında ihtilaf vardır.

• Bir erkek zevcesini veya bir kadın kocasını öpüp de erkekden meni, kadından bir yaşlık belirse. bunların orucu bozulmuş olur, bundan dolayı da kaza gerekir. Kadın bu öpme sonunda bir yaşlık değil de, bir lezzet duyacak olsa, İmam Ebû Yusufa göre orucu bozulur, İmam Muhammed’e göre bozulmaz. Okşamak, el tutuşmak, boyuna sarılmak da, öpme gibidir.

• Oruçlu olan kimse, büyük abdest temizliği yaparken, içeriye su geçmemesi için nefes alıp vermemelidir. Bu temizlik üzerinde aşırı gidilir de, su hukne yerine kadar ulaşırsa, orucu bozar. Hukne (lâvman için kullanılan) bir ilaçtır. Bunu kullanmaya “İhtikan” denir. Hukne için kullanılan özel alete de • • Mıhkane = Şırınga” denir. Bu şırınganın ucu, aşağıdan (makaddan) nereye kadar yetişirse, oraya varacak kadar yapılacak bir istinca orucu bozar. Böyle bir istinca da pek az yapılabilir. Zaten bunun yapılması sağlığa zararlıdır.

• İhtikan (şırınga yapmak), buruna ilaç akıtmak, kulağa yağ damlatmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Fakat kulağa giren su, orucu bozmadığı gibi, kulağa dökülen su da, tercih edilen görüşe göre orucu bozmaz. Bunun gibi, üzerinde kulak kiri bulunan bir karıştırıcının kulağa birkaç defa sokulup çıkarılması ile de oruç bozulmaz, (İmam Şafiîye göre bozar.)

• Erkeğin tenasül aletine damlatılan su veya yağ, mesaneye kadar gitse bile, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre orucu bozmaz. Fakat mesaneye kadar gitmeyip de tenasül organı içinde kalırsa, ittifakla bozmaz.

• Su veya yağ ile ıslanmış bir parmağın ön veya arka tarafa sokulması, oruç hatırlanması halinde olursa orucu bozar. Unutma halinde ise, bozmaz. Kuru bir parmağın sokulması, her iki halde de orucu bozmaz.

• İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir yağ veya yıkanılıp içeriye soğukluğu geçen bir su, orucu bozmaz. Yine, göze dökülen bir ilaç orucu bozmaz, boğazda duyulsa bile… Göze sürülen bir sürme de böyledir, izi ve rengi tükürükte görülse de… Çünkü bunların öyle içeriye geçmesi derideki emişlerledir.

• Oruçlunun kendi işi olarak ağzından başka, vücudunun herhangi bir kısmından içine tamamen sokulup kaybolan veya başkası tarafından sokulup vücuda yarar sağlayan herhangi bir şey orucu bozar. Bu hususta içeriye giden şeye bakılır, gittiği yola bakılmaz. Bundan dolayı bir kimsenin başkası tarafından herhangi bir uzvuna saplanıp vücutta kaybolan odun ve demir benzeri bir şey orucu bozar. Fakat böyle bir şeyin bir ucu dışarda kalmış olursa, orucu bozmaz. Bir parçası içeriye sokulmuş olan bir süngü veya bir odun parçası gibi… Yine, iç boşluğa veya dimağa kadar uzayan derin bir yaraya konulan yaş bir ilaç, içeriye veya dimağa kadar geçince orucu bozar, kazayı gerektirir.

Bu mesele, imam Serahsinin “Mebsut” adlı kitabındaki açıklamasına bakılırsa, İmamı Azam’a göredir. Bu esas üzerine denilir ki. Ramazanda gündüz vakti vücuda yapılan iğne de orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü bu, hem oruçlunun rızası ie yapılmakta, hem de vücudun yararına yapılmış bulunmakladır. İğne aracılığı ile vücudda bir yol açılıyor ve böylece ilaç tam vücudun içine akıtılmış oluyor. Artık bu şekilde ilacın içeriye girmesi, suyun deriden emilerek içeriyc geçmesi gibi değildir. Bundan dolayı açık bir ihtiyaç veya zaruret bulunmayınca, iğneler iftardan sonra yapılmalıdır. İhtiyata uygun olan budur. Hatta bir görüşe göre, başkası tarafından sokulup vücudun içinde kaybolan demir parçası gibi bir şey, vücudun yararına olmadığı halde, yine orucu bozar. İki imama gelince, bunlara göre bir şey, tabiî yoldan içeriye gitmedikçe oruç bozulmaz. Çünkü oruç; “Yaratılışta bir yol ve kanal olan bir uzuvdan (organdan) bir şeyi içeriye sokmaktan kendini tutmaktır.” Biz böyle bir imsak ile emrolunmuşuz. Bu hususta geçici olan yol ve kanallara itibar edilmez. Bunun için dışardan bir yaraya konulan ilaç, boşluğa kadar gitse de, orucu bozmaz. Vücudun derisini yırtarak içeriyc gidip kaybolan bir demir, bir kurşun parçası hakkında da hüküm böyledir. Buna göre iğne ile de orucun bozulmaması gerekir. Evvelce, fetvahane tarafından da bu yolda fetva verilmişti. Fakat daima ihtiyat yolunun gözetilmesi iyidir.

• Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile dimağa veya boşluğa gitmeyen bir ilaçtan ittifakla oruç bozulmaz. Fakat böyle bir yaraya konulup dimağa veya ileriye gidip gilmediğinden şübhe edilen sıvı bir ilaç, İmamı Azam’a göre orucu bozar. Çünkü böyle bir ilaç adet bakımından içeriye geçer, iki imama göre, bununla oruç bozulmuş olmaz. Çünkü böyle şübhe ile oruç bozulamayacağı gibi, tabiî olmayan bir yoldan içeri giren bir ilaç ile de oruç bozulmaz.

Orucun Ruha ve Bedene Faydaları

Oruçla hem beden hem ruh iyileşiyor
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Bizi iç hesaplaşmalar yapmaya, yanlışlarımızı, doğrularımızı gözden geçirip fazlalıklarımızı atmaya, ailemiz, dostlarımız, akrabalarımızla ve yaşadığımız toplumla kaynaştırmaya yarayan en güzel zamanlardan birini kutlamaya hazırlanıyoruz.
Ramazan ayı, bedensel ve ruhsal iyileşmenin en uygun zamanıdır. Birkaç gün sonra bu mübarek ayı karşılayacağız. Bu hafta yazımızı ona ayırdık ve her yönüyle “ramazan-oruç-sağlık” ilişkisine değinmeye çalıştık.

RAMAZAN demek oruç tutmak da demektir, ama bu ayı sadece “yiyecek içecek orucu yapmak” gibi düşünürseniz yanlış yorumlarsınız. Ramazan ayı size sadece yeme-içme alanında değil, beden ve ruhunuzun bütün alanlarında hafiflemeyi, fazlalıklarınızdan arınmayı ve manevi bir sığınmayı da sağlar.Ramazan, bedensel ve ruhsal arınmanın, temizlenmenin iyi bir fırsatı olarak da kabul edilmelidir.

DİYET ZAMANI DEĞİL

Ben prensip olarak çok önemli bir sağlık sorunu olmayan hastalarımın “Oruç tutabilir miyim” sorusunu “evet” diye yanıtlarım. Daha önce de yazdım, bir daha tekrarlayayım: Ben bu mübarek ayın beden ve ruh için müthiş iyileştirici bir “iç doktor” olduğuna inananlardanım. Ramazan ayında yapılabilecek en önemli yanlışlardan biri, bu ayı bir “diyet zamanı” gibi değerlendirmektir. Ramazan ayının anlam ve faydasını bu kadar bozan bir yaklaşım düşünemiyorum.

Gazete ve dergilerde konunun uzmanlarının hazırladığı “Kilo Verdiren Ramazan Diyetleri”ni, yaptıkları tarifleri, açıklamaları, önerileri gördükçe hayretler içinde kalıyorum. Yeniden hatırlatalım ki ramazan ayı kilo verme, diyet yapma, zayıflama için hiç de uygun bir zaman değildir. Bu güzel ay sahip olmanın değil kendiniz olmanın, şükredip inanmanın, huzura, sevgiye, saygıya ve paylaşmaya odaklanmanın ve hayatı bize sunan sonsuz güce sınırsız inanmanın zamanıdır.

Eğer bu süre içerisinde bilinen bazı yanlışları tekrarlamazsanız, ne kilo alırsınız, ne şişmanlarsınız. Tersine birkaç kilo yağdan kurtulmanız bile mümkündür. Yapmanız gereken “Ramazana Özel Diyet Listeleri” aramak yerine deneyimli bir beslenme mevkisi ile konuşarak “yapacaklarınızı ve yapmayacaklarınızı” öğrenmektir.

RUHSAL ORUCU UNUTMAYIN
Ramazan ayının en önemli sağlık yararı bedene ve ruha verdiği huzur desteğidir. Bu huzur, sizi kanserden de, ülserden de, başka hastalıklardan da koruyacaktır! Huzuru bol, keyfi, neşesi, eğlencesi zengin, koşuşturması, üzüntüsü, endişesi, korkusu az bir hayatın bedensel ve ruhsal bağışıklığı güçlendireceğini bilmelisiniz. Bu ayda sevdiklerinize, inançlarınıza, değerlerinize ve aidiyet duygunuzu geliştiren diğer güçlerinize sarıldıkça, bedeniniz de, ruhunuz da iyileşecek, hastalıklara karşı direnç kazanacaktır.

Ramazanda beslenirken bunlara dikkat edin
Sahura mutlaka kalkmalısınız. Bu sayede aç kalacağınız süre azalacağından metabolizmanız daha iyi ve düzenli işleyecektir.

Sahurda ve iftarda hafif, hazmı kolay ve az yağlı yemekler tüketmelisiniz. Yemekleri yavaş yavaş ve çok iyi çiğneyerek yemelisiniz.

Uzun süre boş kalan midenize birden yüklenmemeli, iftara çorba ile başlamalısınız. Sonra hafif bir salata veya zeytinyağlı ile devam edip sonra ana yemeğe geçmek doğru olacaktır.

Kızartılmış ve çok yağlı yiyeceklerden, özellikle hamur işleri ve hamur tatlılarından kaçınmalısınız.

Yemek pişirirken katı yağlardan kaçınmalı ve kırmızı eti mümkün olduğunca az, sulu sebze yemekleri halinde tüketmelisiniz.

Ramazanda tatlı ihtiyacınızı taze ve kuru meyveler, sütlü tatlılar ve kompostolar ile karşılanmaya çalışmalısınız.

Kalorisi yüksek yiyeceklerden uzaklaşmalısınız.

Gün boyunca su içilemediği için, iftardan sonra yatana kadar ve sahurda bol bol su içmelisiniz. Geleneksel çay, yeşil çay veya bitki çaylarından da tüketebilirsiniz.

Öğünlerde sebze yemeklerini veya zeytinyağlıları eksik etmemeli, etleri ızgara, haşlanmış ya da fırında pişirmelisiniz.

Kahve tüketimini azaltmalı, kahve yerine bitkisel çaylardan yararlanmalısınız.

Oruç, detokstan faydalı
Hastalara, yaşlı ve yoksullara yardım etmeyi unutmayın. Aile büyüklerinizi, akrabalarınızı ziyaret edin, hiç olmazsa telefonla arayın. Kaybettiğiniz dostlarınızı, akrabalarınızı hatırlayın ve onlara ışık yüklü, güzel dualar yollayın.

Bu ay her akşam yarım saatinizi “iç hesaplaşmalarınız” için ayırın. Bunu korkmadan, çekinmeden, kendinizle bir kavga haline getirmeden yapın. Doğru ve güzel yanlarınızı (iyimserlik, yardımseverlik, affedicilik, hoşgörü, iltifat, sevgi…), yanlışlarınızı (kıskançlık, korku, endişe, olumsuzluk…) yan yana sıralayın ve onların iyilerini büyütmeye, kötülerini yok etmeye çalışın.

Bu ay her zamankinden daha çok af ve özür dileyin.
Daha çok şükredin.

Eğer Ramazan ayını hafifleyerek tamamlamayı arzu ediyorsanız, bedensel fazlalıklarınız veya kilolarınızla uğraşmayı bırakın. Yağlarınız yerine ruhsal fazlalıklarınız ve toksinlerinizden kurtulmaya bakın.

Diş Çürükleri nasıl olur – korunma yolları

DİŞ ÇÜRÜKLERİ: Diş kayıplarına neden olan hastalıkların başında gelir. Çürüme dişin kronunu saran mineden başlar, altındaki dentine ilerler. Pulpaya ulaştığında “pulpitis” adı verilen dişözü iltihaplanması oluşur. Diş çürüklerinin oluşmasında etkili olan faktörler şunlardır; kalıtım, yaş, cinsiyet, ağız bakimi, mikroplar, bsslenme biçimi, tükürük özellikleri, vitamin ve madensal tut eksiklikleri, hormonlar, gebelik. Diş cürümeleri çin yapılan araştırmalar basarılı olmamıştır. Ancak, diş çürüğünden korunmak için beslenme biçiminin düzenlenmesi, diş macunları ve fluorlama yöntemleri yararlı olabilmektedir. Ağız ve diş bakımı, bebeklerin anne sütüyle beslenmesi ve güneş ışınlarından yeterince yararlanma çürükleri azaltmada önemli koruyucu etmenlerdir.

Diş çürükleri hangi yaşta ortaya çıkar? Diş çürümesi her yaşta, küçük çocukiann sütdişlerinde de ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Sütdişlerindeki çürükler uygun bir yolla tedavi edilmelidir.

DİŞ ÇÜRÜKLERİNİN TEDAVİSİ: Geleneksel diş tedavisi ve endodonti bilim dallarının başlıca uğraşı çürük dişlerin tedavisi ve kayıpların onarılmasıdır. Bir diş çürüğünü tedavi etmek için önce çürümüş alanların sağlam kesimlere dek temizlenmesi gerekir. Daha sonra dişin biçimi, yeri ve işlevine göre dolgu maddesi seçilir. Ön dişlerde estetik amaçlı ve diş renginde dolgu maddeleri uygulanır. Çiğneme fonksiyonunda ana görevi elan arka dişlerdeyse amalgam gibi metal alifimltn, altın ve inlay gibi döküm dolgular kullanılır. Alırı doku kaybı olan çürük dişlerde protez uygulanması gerekebilir, Bu arada çürük nedeniyle etkilenmis olan pulpa dokusunu iyileştirici ve koruyucu önlemler alınır. Eğer pulpa tümüyle hastaysa özel araçlarla çıkarılır ve pulpa boşluğuna bazı kremler konarak dolgu bunun üzerine yerleştirilir.Gerekirse takma diş yapılır.

Ödem Tedavisi

ÖDEM

Ödem dokuların hücreleri arasında sıvı birikmesiyle oluşur. Beyin ödemi ve gözkapağı Ödemi gibi belirli bir bölgeyle sınırlı kalabileceği gibi yaygın olarak da ortaya çıkabilir. Yaygın ödemle birlikte akciğer ve karın zarları gibi sıvı içeren (seröz) iç-zarların boşluklarında da sıvı toplanmışsa bu duruma anazarka tipi Ödem denir.Ödem çeşitli bozukluklara bağlı olabilir. Başlıca etkenleri kılcal damarların geçirgenliğinde artış, kılcal damarlar içindeki kanın hidrostatik basıncında, kanın osmoz (geçişme) basıncında ve dokulardaki sodyum miktarında değişikliklerdir. Odemli dokular şişkin ve soluk görünür. Kesildiklerinde bol miktarda sıvı fışkırır. Deri gergin ve parlaktır. Doğal kıvrımlar kaybolmuştur. İlerlemiş durumlarda doku yıkımı da ortaya çıkabilir. Derialtı dokularının ödemi kolaylıkla fark edilebilir; Odemli bölgeye parmakla bastırıldığında bir süre kaybolmayan bir çukurluk oluşur. Bu basit uygulama hafif Ödemlerin saptanmasını ve yaygınlaşmadan tedavi edilebilmesini sağlar.Anjiyonörotik ödem, anjiyo ödem, Quincke ödemi ve dev ürti-ker adlarıyla da tanınır. Bu tür ödem bazı kişilerde, özellikle de erkeklerde birkaç dakika içinde ortaya çıkabilir. Deride yuvarlak, geniş bir şişlik belirir. Bu bölge çevresindeki sağlıklı dokudan yüksek ve biraz daha serttir. Genellikle gözkapakları, dış üreme organları, dudaklar ya da ağız içi mukozası ve dil gibi yumuşak dokularda yer alır. Hasta önce bir gerginlik ve kaşıntı hisseder. Daha sonra belirtilen bölgelerdeki deride şişkinliklerin ortaya çıktığını fark eder. Hastalık genellikle gece başlar. İlk belirtileri sıkıntı verirse de dayanılmaz boyutlara varmadığından hasta ancak sabahleyin durumu anlar. Bazen hastalığa nefes darlığıyla birlikte astım, iltihaplı burun akıntısı, bulantı ve kusma gibi mide-bağırsak bozuklukları da eşlik eder. Belirtiler birkaç saat ya da birkaç gün sonra kaybolur. Ama bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ve bazen mevsimlere bağlı olarak yineler. Anjiyonörotik ödem bazen glottiste, yani gırtlakta ses telleri ve bunların arasındaki bölgeyi kapsayan organda ortaya çıkar. Solumayı engelleyerek ani ve tehlikeli boğulma nöbetlerine yol açar. Bu durumda tıkanarak birkaç saniyede moraran hasta ancak birkaç dakika içinde yapılacak trakeotomi (soluk borusunun delinmesi) ile kurtanlabilir.
Nedenleri ve Tedavi
Anjiyonörotik ödem kan damarlarının geçirgenliğinde ani bir değişiklikten kaynaklanır. Buna bağlı olarak yumuşak dokularda hızla sıvı birikir ve deri ödemi ortaya çıkar. Alerjik kökenli anjiyonörotik ödemin nedeni bazı besinlere ve aspirin ya da penisilin gibi bir ilaca karşı aşırı duyarlılıktır. Kalıtımsal anjiyonörotik ödem ise bağışıklık sistemindeki bir bozukluğa bağlıdır; pıhtılaşmada etkili bir madde olan kallikreini etkisiz hale getiren ve bağışıklık yanıtında rol oynayan kompleman sisteminin birinci proteinini (Cl) ketleyici bir proteinin doğuştan bulunmadığı durumda ortaya Çıkar.Tedavide ürtiker tedavisine benzer bir yöntem izlenir. Öncelikle anjiyonörotik ödeme yol açan etkenler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Belirtileri yok etmek için kaşıntıyı gideren (antihistaminik) ve kortizonlu ilaçlar kullanılır.

Ödem her zaman bir kalp yetmezliği bulgusu mudur?

Hayır. Başka hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Örneğin toplardamarla­rın pıhtı ve iltihabı ile varislerinde olduğu gibi vücudun belirli bir bö­lümünde ödem ortaya çıkabilir. Bu durumda şişlik ayak bileği düze­yindedir. Gebelikte ayakta uzun süre kalındığında bacaklarda ödem or­taya çıkabilir ya da gebelik zehirlenmesi sürecinde görülür, Ayrıca, glomerülonefrit, nefrotik sendrom ve böbrek yetmezliği gibi bazı böb­rek hastalıklarında yalnız akşam saatlerinde değil, sabah da göz çukur­ları çevresinde ödem görülebilir. İlerlemiş karaciğer hastalıklarında, örneğin karaciğer sirozunda da ödem ortaya çıkabilir.