Archive for Ağustos, 2009
Akdeniz Ateşi Hastalığı Tanı ve Tedavisi
Ailevi Akdeniz Ateşi irsi bir bağırsak rahatsızlığıdır. Tekrar eden ateşlenme ve iltihaplanma hastalığın özellikleridir. Bu rahatsızlıkta karın bölgesinde görülen iltihaplanma nedeniyle Ailevi Akdeniz hastalığına periodik peritonit (belli aralıklarla gelen peritonit) de denir. Ailevi Akdeniz hastalığı olan çoğu kimsede belirtiler 5 ila 15 yaş arasında ortaya çıkar. Çoğu nöbette ateş vardır. Ayrıca, peritonit zatülcenp, ve artrit belirtilerini anımsatan karın zannın göğüs bölgesinin ve mafsalların iltihaplanması gibi belirtiler de görülebilir. Ailevi Akdeniz hastalığına yakalanmış olan kimselerin dörtte birinde bacaklarının alt kısmında şişmiş kırmızı bir bölge vardır. Bu hastalıkta tekrar eden nöbetler olur. Nöbetlerin ağırlığı ve durumu bir olaydan diğerine değişiklik gösterir, birbirinin aynı değildir. Ailevi Akdeniz hastalığının sebebi bilinmemektedir. Bu hastalığın etkisinde olan kimselerde nöbetler arasında hiçbir belirti görülmez.
Belirtiler
- Ateş,
- Karın ağrısı
- Göğüs ağrısı,
- Mafsal ağrısı,
- Bacakların alt kısmında ciltte bozukluklar,
Tedavi
Antibiyotik ya da kortikosteroid kullanımını da içeren birçok farklı tedavi yöntemi vardır. Ancak hiçbirinin etkinliği kanıtlanmamıştır.Kolşisin kullanımı, birçok hastada hastalığın ataklarının sayısında çarpıcı bir azalmaya yol açmıştır. Doktorunuz uzun süre kolşisin kullanımının muhtemel yan etkilerini anlatacaktır
Addinson Hastalığı Belirtileri Tedavisi
Böbreküstü bezi yetmezliği böbreküstü bezlerinin işlevlerinde yavaşlamayı anlatan bir terimdir. Bu durumda aldosteron, kortizol, cinsel hormonlar, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların üretimi yetersiz kalır. Bazen bu hormonlardan bazısındaki eksiklikle bazısındaki artış birlikte görülür, ama bu tür olgulara çok ender rastlanır. Çeşitli böbreküstü bezi hormonlarının ana maddesi kolesteroldür. Bu ana madde bir dizi kimyasal tepkime sonucunda hormona dönüşür. Kimyasal tepkimeler için gerekli enzimlerden birinin eksikliği, bütün üretim zincirinin durmasına ve son ürünün, yani hormonun yapılamamasına yol açar.
Olguların büyük bölümünde hastalık böbreküstü bezi kabuğunun her üç katmanına da yerleştiğinden böbreküstü bezi yetmezliği genel bir hormon eksikliği olarak ortaya çıkar.
NEDENLERİ
Olguların yüzde 70-80 ine Koch basilinin etken olduğu böbreküstü bezi veremi yol açar. Hastalık belirtilerinin görülebildiği ilerlemiş olgularda böbreküstü bezleri belli bir biçimden yoksun, san-gri renkli ve peynirimsi yapıda iki torbacık halini almıştır. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için veremin yol açtığı doku yıkımına bağlı bu yapı bozulmalarının böbreküstü bezlerinin yüzde 90 ma yayılması gerekir. Bundan da anlaşılacağı gibi böbreküstü bezlerinin yedek üretim kapasitesi çok geniştir. Bez dokusunun yaklaşık yüzde l0u sağlam kaldığı sürece yetmezlik belirtileri yalnız vücudun yüksek düzeyde hormona gereksinim duyduğu anlarda ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda böbreküstü bezleri organizmanın birden artan hormon gereksinimini karşılayamaz.
Böbreküstü bezlerinde verem akciğerlerdeki enfeksiyonu izleyen ikincil bir odak olarak belirir. Veremin yanı sıra kronik enfeksiyon hastalıkları, frengi, böbreküstü bezi tümörleri, bu doku hücrelerini yaygın yıkıma uğratan kloroform ve salvarsan gibi zehirli maddeler ve böbreküstü bezlerini besleyen damarların tıkanması da böbreküstü bezi yetmezliğine yol açabilir.
Bazen sorun başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Bu durumlarda hastalığın kökeni vücudun daha yukarısında yer alan merkezlerdir. Örneğin, etken beynin hipotalamus bölgesinde üretilen ve hipofiz bezini adrenokortikotrop hormon (ACTH) salgılamaya iten serbestleştirici faktör eksikliği olabilir. Hipofizin ACTH salgılayamaması böbreküstü bezlerinde doku gerilemesine yol açar ve böbreküstü bezi yetmezliğiyle sonuçlanır.
BELİRTİLERİ
Addison hastalığı ya da hipoadrenalizm adıyla bilinen böbreküstü bezi yetmezliğinin ilk belirtisi aşırı yorgunluktur. Hasta bitkinlik duyar ve ilerlemiş olgularda yataktan kalkıp yürüyecek gücü kendinde bulamaz. Gittikçe zayıflar. Tansiyonu sürekli düşük kalır. Hastalığın bütün bunlardan daha tipik belirtisi ise deri renginin koyulaşmasıdır (melanodermi). Deri özellikle yüz, el ve kollarda koyu, bronz bir renk alır. Elin üstündeki deri koyulaşarak pembemsi avuç içiyle belirgin bir karşıtlık oluşturur. Meme başları ve varsa yara izleri siyaha çalan koyu kahverengiye döner. Dişetleri, yanaklar ve üreme organların-da koyu renkli lekeler belirir. Erkeklerde cinsel güçsüzlük, kadınlarda adet düzensizlikleriyle birlikte özellikle koltukaltı ve dış üreme organları çevresinde kil dökülmesi hastalığın öbür belirtileridir.
Şimdi bu hastalıkta eksikliği duyulan hormonların yukarıda sıralanan belirtilere nasıl yol açtığına bakalım. Yorgunluk ve düşük tansiyon birbiriyle yakından ilgilidir. Her ikisi de su ve sodyumun böbrekler yoluyla dışarı atılmasını denetleyen aldosteron hormonunun eksikliğinden kaynaklanır. Aldosteron eksikliği nedeniyle su ve sodyumun boşaltım sisteminden dışarı atılması denetlenemeyen su kaybına, dolayısıyla da dolaşımdaki kan miktarının azalmasına ve tansiyonun düşmesine yol açar. Kilo kaybı bu bozukluğa ek olarak kortizol eksikliğiyle de ilgilidir. Kortizolun başlıca görevi proteinleri şekere dönüştürerek hücrelere enerji sağlamaktır. Addison hastalarında kortizol eksikliği nedeniyle kan şekeri normal düzeyin altına düşer. Bu durum bütün organizmayı olumsuz etkiler; hastanın yorgunluk duymasına da yol açar.
Deri renginin koyulaşması böbreküstü bezlerinin dışında gelişen bir belirtidir. Bu bezlerdeki işlev yetersizliği nedeniyle kanda kortizol miktarının azalması ön hipofizin sürekli uyarılarak aşırı ACTH salgılamasına yol açar. Aynı süreçte hipofizin orta lobu da etkilenerek, fizyolojik denge durumunda çok az önem taşıyan melanosit uyarıcı hormonu (MSH) salgılar. Bu hormon deri hücrelerindeki melanin adlı koyu renkli pigmentin artmasına ve deri renginin koyulaşmasına neden olur. Cinsel organlarla ilgili bozukluklar ve kıl dökülmeleri ise böbreküstü bezlerince salgılanan cinsel hormonların eksikliğinden kaynaklanır.
Adale Çekilmesi Krampları Tanı Tedavi
Adale çekilmesi veya incinmesi, bir kasın üzerine çok fazla yük bindirmenin sonucudur. Hafif bir adale çekilmesi o bölgeyi fazla germekten veya aşırı çalıştırmaktan meydana gelir. Güç kaybı yoktur fakat acı duyulur.
Belirtiler
- Zedelenme meydana geldiği zaman lokalize ağrı, bunu izleyen hassasiyet ve bazı durumlarda şişme
- Zedelenmenin meydana gelmesinden hemen sonraki 24 saat içinde tutulma (sertleşme) veya hassasiyet
- Eğer kasın hiçbir fonksiyonu yokmuş gibi görünüyorsa, kopmuş olabilir.
Bir kasın liflerinden bazıları gerçekten yırtılır ve adalenin kasılıp iç kanama yapmasına neden olursa daha ciddi bir durum ortaya çıkar. Ender durumlarda bütün kas kopup ayrılabilir, ya kısmi olarak veya daha seyrek görülen şekliyle, tamamen kopabilir.
Adale incinmelerinin en sık görülenlerinden biri uyluk kemiğinin arka tarafındaki bir grup adale üzerinde olur. Bu kaslar dizinizi kapatıp açabilmenizi sağlar; koştuğunuz zaman bu kaslarda çekilme meydana gelebilir.
Uyluk kemiğinin arka tarafında bir adale ağrısı veya zayıflığı bu adalelerinizi incittiğinizi gösterebilir. İncinmenin çok yaygın ikinci bir çeşidi de kasık çekmesi veya gerilmesi denen olaydır. Kasık çekmesi olayında belirli bir kas zedelenmiş değildir; daha çok, kasıktaki ten-don ve kaslar (karın, bacak ve pelvis bölgeleri dahil) gerilmiş veya yırtılmış olabilir. Kasık gölgesindeki ağrı veya adale spazmları tekrarlanan aşırı kullanımdan veya tek bir olaydan kaynaklanabilir.
Teşhis
Zedelenen alandaki rahatsızlık (hassasiyet, kramplar ve şişme ) teşhis için önemlidir. Sorunun, kemikte bir yaralanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için radyografi gerekebilir.
Adale çekilmesi, tedavi ve nekahat devresinde uygun bir bakımla, hızla ve tamamen iyileşir.
Bununla birlikte, ağrınız birkaç günden daha fazla sürmüşse ve kas yırtılması ya da bir kırıktan kuşkulanıyorsanız, doktorunuza başvurun. Zedelenmeyi onarmak için bir ameliyat gerekebilir.
Tedavi
Zedelenmeden sonraki ilk 24 saatte, arızalı bölgeye buz veya soğuk kompres uygulayın. Ondan sonra termofor veya sıcak banyo kullanın. Bazen, özellikle eğer şişme çok fazlaysa kas zedelenmesi düzelene kadar soğuk kompres kullanılabilir. Zedelenen kası yüksekte tutmak ve elastik bandaj kullanmak şişmeyi önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilir.
Fakat fazla sıkı bağlamamalısınız. Zedelenen kası, ağrılı olduğu sürece kullanmamaya çalışın. Bu süre genellikle birkaç günden fazla değildir.
İlaç
Küçük adale çekilmeleri için, ağrıyı azaltmak amacıyla aspirin veya diğer ağrı kesici ilaçlar alınabilir. Orta veya ağır adale incinmeleri için ilaç almadan doktorunuza danışın çünkü kendisi size şişmeyi azaltmak için bir antienflamatuar ilaç, bir kas gevşetici veya ağrı kesiciyi zedelenmenin durumuna bağlı olarak verecektir.
Ameliyat
Eğer kasta yırtılma varsa, ameliyat en iyi seçenektir.
Önleme
Adale çekilmelerinden kaçınmanın en iyi yolu, egzersiz öncesi uygun ısınma hareketleri yapmaktır. Tekrarlayan adale çekilmelerini önlemek için, zayıf kasın güçlendirilmesini amaçlayan bir egzersiz programı da bazen yararlı olabilir.
ADALE KRAMPLARI
Kramp aslında bir doku spazmıdır. Burada doku kasılır ve ani ve şiddetli ağrıya yol açar. Özellikle yaygın bir kramp çeşidi uyku sırasında baldır adalelerinde meydana gelir. Fakat fazla yüklenme, incinme, adale zorlanması (gerilmesi) veya uzun süre aynı pozisyonda kalmak adale kramplarına yol açabilir. Bunlar sıklıkla, sıcak havada oynanan spor karşılaşmalarında aşırı yorulan ve susuz kalan sporcularda görülür.
Belirtiler
- Ani ve keskin adale ağrısı, çoğunlukla bacaklarda
- Cildin altında çarpılmış bir adale dokusu yumrusu görülmesi
Belirli aktiviteler karakteristik olarak profesyonel kramplar denilen kramplara yol açar. Yazar krampı klasik örnektir -yazan elin başparmağı, işaret ve orta parmakları uzun süre sıkıcı kalem tutma sonucu kramp duygusu yaşar. Geçmişte saatçi ve terzi krampları çok görülürdü.
Hemen herkes şu veya bu zamanda adale krampı geçirir yine de çoğu kimseler için bunlar sadece ara sıra karşılaştıkları önemsiz bir rahatsızlık nedenidir. Fakat diğerleri için adale krampları, özellikle geceleri, rahatsız edici bir problemdir. Eğer uykunuzu bölen sık ve şiddetli kramplarınız varsa doktorunuza danışın.
Krampların belirgin bir tipi olan bacakta dolaşım bozukluğu nedeniyle zaman zaman topallayarak yürüme (intermitent klodikasyon) harekete bağlı olup baldırlara yeterli kan gitmemesine bağlıdır. Bacaklarda harekete bağlı krampların bir diğer çeşidi omurgada sinir sıkışması ile bağlantılıdır. Eğer hareket sonucu bacaklarda kramp olayı sürekli tekrarlanıyorsa doktorunuza gidin, Diüretik (idrar söktürücü) kullanımı ve aşırı terleme nedeniyle potasyum kaybı genellikle adale kramplarının nedeni olarak belirtilir fakat sık rastlanan bir neden değildir.
Tedavi
Kramp meydana geldiğinde etkilenen adaleyi germeye çalışın. Yumuşak bir tavırla düzeltin. Çünkü kasılan adaleyi germek genellikle derhal rahatlamayı sağlayacaktır. Etkilenen kasa kompres ve masaj yapmayı deneyin. Sıcak banyoya daldırmak veya sıcak kompres koymak da rahatlatabilir.
Soğuk kompres de adale spazmını azaltabilir veya gergin bir adaleyi gevşetebilir. Bazen, kramp giren adalelerin karşısındaki adaleleri istemli olarak kasmak ağrının şiddetini azaltabilir. örneğin, eğer bacağınıza kramp girdiyse ayağınızın ucunu dizinize doğru büküp ağrı azalana kadar orada tutun.
Koruma
Susuz kalmaktan sakının. Fiziki çalışmalardan önce ve sonra açılma egzersizleri yapın ve kaslarınızı haddinden fazla yormayın.
RAMAZANDA CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI ?
Sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşamak aslında elinizde.
Ramazan ayının başlamasına birkaç gün kala her yıl olduğu gibi ”Ramazan’da cinsellik nasıl yaşanmalı?” konulu tartışmalar da gündeme gelmeye başladı.
Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı.
“Cinselliğin ülkemizde hala bir tabu olduğunu savunan CİSED Genel Başkanı
Dr. Cem Keçe; “Cinsellikte topluma hâkim olan abartılmış ayıp, yasak ve
günah kavramları, kişinin nikâhlı eşiyle yaşadığı normal cinsel ilişkileri
bile gölge altına alabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Ramazan
ayında yaşanan cinsellik tartışmalarıdır. Ramazan ayında cinsellik çok
yanlış bir şekilde, sanki bir suç, bir günah ya da çok kötü bir eylemmiş
gibi algılanabiliyor. Hangi ayda olursa olsun, bir insan yanlış yapıp
sonuçlarına katlanıp, acı çekerse; eşiyle sağlıklı bir şekilde cinsel
ilişkiye girdiğinde de o kadar rahatlar ve keyif alır.” dedi.
Sevgisiz bir toplum olduk
Cinsel dengenin bozulmasıyla etkilenenin sadece cinsel hayat olmadığını,
toplumsal yapımızı bir arada tutan saygı, güven ve en önemlisi sevgi kavramının da etkilendiğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak ise konu ile ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi: “İyi dengelenmiş bir ilişki hiç kimsenin ruhsal, düşünsel, duygusal veya cinsel olarak diğerine hükmetmediği bir ilişkidir. Ancak, günümüzde herhangi bir çift için cinselliği dengeli bir şekilde ifade etmek ve yaşamak çok zordur. Bu durum sevgisiz, saygısız ve birbirine güvenmeyen bir toplum haline gelmemizin de bir sonucudur. CİSED olarak; ilişkilerimizin sevme ve denge durumundayken, cinselliğimizin sevgi dolu ve dengeli olacağına inanıyoruz. Yaklaşan Ramazan ayının; sevgiyle, huzurla, güvenle, yardımlaşmayla ve şefkatle, Türk insanını ihtiyaç duyduğu bu alanlarda desteklemesini ve cinsel hayatlarında dengeli bir alana taşımasını bekliyoruz. Birlik ve dayanışmanın pekiştiği, insanlarımızı birbirine daha çok yakınlaştıran, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, yardımlaşmaların arttığı, barış, kardeşlik ve hoşgörünün yaşanmasına vesile olan Ramazan ayı; geleceğe olan güvenimizi tazeleyen çok özel günlerdir.”
“Ramazan ayı, cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırma zamanıdır’
Ramazan ayının cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırmak için bir fırsat olabileceğini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “İslam inancına göre; oruçluyken cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve iftarla imsak arasında ilişkiye girilmelidir. Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan ayında cinselliği yasaklamak yerine; gönüller ve beyinler arındırılarak huzurlu ve dengeli bir ruh hali yaratılmaya çalışılmalıdır.
Ramazan ayı boyunca, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşanabilir. Kişi beynini kapatarak duygularına odaklanabilir, endişe, korku ve kaygılarını bir tarafa bırakarak anın tadını çıkarabilir. Çünkü insanın maddi ve manevi gelişmesinin yanı sıra ruh ve beden sağlığının korumasında önemli bir yer tutan cinsellik; İslam dini tarafından, insan doğasının en temel ihtiyaçlarından biri olarak görülmüştür. İnsanlar için cinsel arzu ve istekler; açlık, susuzluk gibi doğal olgulardır. Bu nedenle arınma ve arındırma ayı olan Ramazan’da, insanlar cinselliği yasaklamadan; gönüllerini, kalplerini ve beyinlerini arındırmalıdır. İçlerindeki kötü duygu ve düşüncelerden kurtularak olumsuzlukları bir kenara bırakmalı, cinsel yaşam ve partnerleriyle ilgili iyi düşüncelere sahip olmaya gayret etmelidirler.” dedi.
İftardan sonra cinsel istek artabilir
İftar sonrası tokluk hissiyle beraber cinsel isteğin artmasının ise sık rastlanan bir durum olduğun altını çizen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “Çünkü insanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinsellik bir zincirin halkaları gibidir. Ancak aşırı yemek yiyerek, tok karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir. Hazımsızlık ve soğuk yiyecekler cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir. Bu nedenle iftardan hemen sonra cinsel ilişkiye girilmemesi gerekir.” diye konuştu.
Ramazan ayında dargınlıkları ve kırgınlıkları bir yana bırakmalıyız Ramazan ayının yarattığı birlik ve dayanışma alışkanlıklarıyla, başta cinsel hayat olmak üzere, tüm yaşamda iyiye ve güzele yönelinmesi gerektiğini söyleyen Dr. Keçe; “Türk halkının daha sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olması, cinsel sorunlarımızın aşılması, bireyin ve ailenin cinsel sağlığının iyileştirilmesine katkıda bulunma, cinsel konularda bilgisiz ve eğitimsiz hızlı nüfus artışına engel olma, temel insan haklarından olan cinsel sağlık, aile planlaması, üreme sağlığı ve eğitimi konularında hepimize her geçen gün daha fazla görevler düştüğüne inanmaktayız. Bu yüzden Ramazan ayını önemine ve ruhuna uygun olarak yaşamalıyız. Dünyada ve ülkemizde zaman zaman meydana gelen deprem, tusunami gibi doğal afetler, terör, savaş ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar sonucu birçok insan hayatını kaybetmiş, yaralanmış veya yakınını ve yuvasını kaybederek ortada kalmıştır. Bu durum insanlığı büyük acılarla karşı karşıya getirirken, bizlere de daha önce yaşamış olduğumuz felaketleri ve bize uzanan yardım ellerini hatırlatmıştır. Öyle inanıyoruz ki; bu hatırlayış, Ramazan ayında dargınlıkları, kırgınlıkları bir yana bırakarak barış ve hoşgörü içerisinde, sevgi ve saygı ile bizi, birbirimize daha sıkı bağlayacaktır. Yoksullara, öksüz ve yetimlere, düşkün ve yaşlılara, huzurevi sakinlerine, engellilere, sokak çocuklarına, şehit ailelerine, öğrencilere, gurbettekilere, hastalara ve ilgiye muhtaç herkese Ramazan ayının güzelliklerini yaşamanın ve yaşatmanın küçük bir
fırsatını sunmamız gerekiyor.” dedi.
Kadınlarda Cinsel İsteksizlik Nedenleri
Kadınlarda Cinsel İsteksizlik: Eşiyle arasındaki büyük yaş farkı, erkeğin yanlış ve kaba davranışları, gebe kalma korkusu, yanlış eğitim, cinsel hastalıklar (rahim iltihabı, rahimde tümör vs.) ve doğum sırasında meydana gelen yaralanmalar, bayanların cinsel ilişkiden kaçmalarına ya da soğuk davranmalarına sebep olabilir. Ayrıca, kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi, yetişme tarzı ve çevre etkileri ile psikolojik olarak isteksizlik olabilir. Bunun da tedavisi bir uzman telkini ile mümkün olmaktadır.
Eşlerin, bu tür tek taraflı isteksizlikler karşısında son derece anlayışla yaklaşmaları ve zorlayıcı olmamaları gerekmektedir. Karşılıklı telkinlerle, çözüme ulaşmak mümkündür.
Cinsel isteksizliği psikolojik sebepler ve organik sebepler olmak üzereikiye ayırmaktayız. Cinsel isteği sağlayan hormon kadında ve erkekte aynıdır, bu hormon testesteron, erkeklik hormonudur. Hem erkekte hem de kadında bu hormon cinsel isteği yönlendirmektedir. O yüzden hastalarda testesteron düzeyine bakmak yararlı olabilir. Bunun dışında psikolojik bir takım sebepler de cinsel isteksizlikte önemli bir neden olabilir. Çocukluğunda yaşadığı bir takım deneyimler. Cinsellikten tiksinme. Bir takım psikolojik sebepler buna yol açabilir. Biz böyle bir hastaya ilk önce hormon testleri yapıyoruz. Ondan sonra eğer hormon testleri düşükse, bu hastayı 6-8 hafta tedaviyle (hormon takviyesi) cinsel isteğini arttırmak mümkün olabilir. Eğer organik temeli yoksa, o zaman bu kişinin psikiyatrlar tarafından sebebe yönelik tedaviyle değerlendirilmesi uygun olur.
Cinsel isteksizlik en yaygın ve belki de en karmaşık cinsel sorunlardan biridir. Cinsel dürtülerimiz doğuştan vardır, ama cinsel davranışlarımız cinsellik konusundaki tutumumuz ve cinsel deneyimlerimizle belirlenir. Cinsel isteğimizi belirleyen çok sayıda faktör söz konusudur. Genel veya cinsel sağlık durumumuzdaki bozukluklar, hormonlardaki aksaklıklar, kullandığımız ilaçlar doğrudan cinsel isteğimizi etkileyebilir.
Vaginismus
Vaginismus cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını istemsiz bir şekilde kasarak cinsel birleşme olanağı vermemesidir. Bu kasılmalar tamamen kadının kontrolü dışında olur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır. Bu kasılmalar aslında vücudunkendini korumaya yönelik bir savunmasıdır.
Çocukluk çağından kalma korkular, suçluluk duygusu, ayıp ve günah kavramlarının yeri büyüktür. Korkular en çok, kadının zihninde aşırı büyüttüğü bir penis yüzünden çok acı çekme, parçalanma ve yırtılma, aşırı derecede kanama gibi korkulardır. Ayrıca gebe kalmaktan korkma da bazı kadınlarda vaginismusa yol açabilir.
Vajinismus, kadın veya erkeğin genital organların anatomik yapısından ilişkisiz bir şekilde ortaya çıkar. “Vajinam çok küçük veya dar” diye bir kavram genellikle yoktur, vajina esnektir ve doğumda bir çocuğun başını çıkaracak kadar genişleyebilir.
Vajinismuslu hasta gebe kalabilir ancak bu esas problem olan vaginismusu tedavi etmez, ayrıca bu hastanın normal doğum yapması çok zor olmaktadır ve genellikle sezaryan operasyonu ile doğum yaptırılmaktadır.
Vajinismus şikayeti olan hastayı muayenehanemizde psikiyatri uzmanı ile beraber tedavi etmekteyiz.Tedavide çeşitli yöntemler ve eşlerin beraber yaptıkları egzersizler ile yüksek başarı sağlamaktayız.
Forumdan Son Konular
kurumsalseo.com R10 lida fx15 pohudey zayıflama
Mucizevi Lida‘ nın ( kurumsalseo.com R10 lida fx15 pohudey zayıflama ) Etkisini Biliyor musunuz ?
Lida ( kurumsalseo.com R10 lida fx15 pohudey zayıflama ) DaiDaiHuaJiaoNang Kapsül, içeriğindeki mandalina lifi ve turunç çiçeği ile tokluk hissi verirken, vücutta biriken yağları eriterek mükemmel ve hızlı bir zayıflamaya yardımcı olur. Tüm bu zayıflama işlemini gerçekleştirirken de Guarana ve Cassia ile vücudunuzun enerjik ve zinde kalmasını sağlar. Siz problemsiz ve hızlı olarak zayıflarken Lida su tüketimi yapmanıza da yardımcı olarak görevini tamamlar!
…ve Başlıyoruz!
Lida; içeriğindeki 5 çeşit bitki ekstresi ile tok tutucu ve yeme alışkanlığını düzenleyebilen aynı zamanda su tüketimi ile birlikte vücutta stoklanmış yağların parçalanılarak yakılmasını sağlayan mucize bir üründür. Takviyenin etkisi, kullanıcıların kilo fazlası ve metabolizma hareketlerine göre değişkenlik gösterebilmektedir. Ürün, aylık 4 – 12 kilo arasında değişen zayıflatıcı etkiye sahiptir. Kimi kullanıcılar ilk 7 günlük kullanımın sonunda etki görebiliyorlarken, kimi kullanıcılar 30 günlük dönemde ancak etki görebilmektedirler. Bu değişkenliğin sebebi şüphesiz her insanın metabolizmasının; sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin eşit hızda çalışmamasıdır.
Sağlık memuru Emine Bayraktar intihar etti
Uşak 112 Acil serviste görevli Emine Bayraktar bunalıma girip ilaç içerek intihar etti. Arkadaşları tarafından evde bulunan Emine Bayraktar tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Allahtan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Dişler ve Yapısı
DİŞLER: Çene kemiklerinin ağız boşluğuna bakan yüzlerindeki alveol kretleri üzerinde diziler yapan dişlerin çiğneme ve konuşma fonksiyonlarında Önemli görevleri vardır. Dişlerin ağız boşluğunda bulunan bölümlerine kron (korona), çene kemiği içinde kalan bölümlerine kök denir. Kronda dıştaki tabaka minedir, bunun altında dentin bulunur. Kökteyse en dışta sement vardır, onun altında dentin yer alır. Kan damarları ve sinirlerin bulunduğu dişözüne “diş pulpası” adı verilir. Dişler süt ve sürekli olmak üzere ikiye ayrılır. Süt dişleri çocuk 6 aylıkken sürmeye başlar, ilk sürenler ön dişlerdir. Sürmenin başlamasından her 6 ay sonra bir grup dişin kök gelişimi tamamlanır. Bir çocuğun belirli yaşta ağzında bulunması gereken dişlerin sayısı aşağıdaki formülle hesaplanabilir: Çocuğun yaşı [ay olarak)-6 = diş sayısı. Buna göre 26 aylık bir çocukta; 26-6 = 20 diş vardır. Sürekli dişler 6 yaşında sürmeye başlar ve ilk süren sürekli birinci azı dişidir. 12 yaşındaki bir çocukta sürekli dişlerin 28 tanesi sürmüştür. Geri kalan 4 azı dişi 20 yaş dişi olarak adlandırılan ve sürme zamanı kesin olarak belirlenemeyen dişlerdir..

